
|

Irak beni korkuttu
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın dün BM Güvenlik konseyinde yaptığı konuşma çok parlaktı.
Powell, dumanı tüten silah gösteremedi. Saddam Hüseyin'e de suçüstü yapamadı. Ancak ortaya atılan kanıtlar, Irak'ın silahlanma konusunda ne kadar çetin bir ceviz olduğunu, özellikle Türkiye açısından kaygı verici bir noktaya ulaştığını da ortaya koydu.
Powell'ı dinledikten sonra, ben Irak'tan korktum. Bugün belki hiçbiri elinde olmayabilir, ancak bir ara Saddam'ın, Türkiye'yi hırpalayabilecek bir konuma geldiğini gösterdi.
Türkiye'nin askeri kahramandır. Vatanını herkesten iyi savunabilir, ancak Saddam'ın kimyasal ve nükleer silahlarına dayanamazdık.
Ortaya çıkan manzara, fırsatını bulduğu anda yeniden silahlanma niyetinde olan, ABD ve İngiltere'nin baskılarına rağmen, elinde kalanları dahi saklamaya çalışan bir Saddam yönetimi...
Powell'ın yaklaşık 1,5 saatlik gösterisi, özellikle bizi düşündürmeli. Türkiye yanıbaşındaki bir tehlikenin farkına varmalı...
Türkiye sonunda düğmeye bastı Hükümet belki Washington'da bazı kişilerin tüylerini diken diken etti, ancak sonunda kendine özgü bir üslupla, gerekeni yaptı.
Abdullah Gül, kendi kamuoyuna yönelik mesajına önecelik verdi. Barış çabalarını ön plana çıkarttı. Washington'dan gelen isteklerin üstüne atlamadı. Öncelerde mesafeli durdu. Pazarlık ettiği izlenimi verdi.
Sonunda öyle bir noktaya varıldı ki, "Günah benden gitti" diyebildi ve kamuoyu da bu yaklaşımı kolaylıkla benimsedi.
Aslında, demir tavında dövülür. Acaba, ABD askeri kabul edilmesi kararı da dün alınmış olsa daha iyi olmaz mıydı?
AKP kadrolarının, bu konuda böylesine duyarlı bir tutum alıp almadığı, Kurban Bayramı unsurunun ne oranda etkili olduğu belirsiz. Hele, AKP kadrolarının önemli bir bölümünü, 1 inci Körfez savaşında Özal'ın politikalarına muhalefet ettikleri için şimdi çok rahatsız oldukları iddiası da ilginç.
Artık ok yaydan çıktığı için, söylenecek fazla birşey yok. TBMM'de üslerde düzenleme izni verilmesi, yeşil ışık yakılmasından başka birşey değil. Bu saatten sonra, geri dönülmesi imkansız bir süreç başladı.
Türkiye doğrusunu yaptı.
Bundan sonra dua edelim ki, savaş uzun sürmesin ve büyük insan kayıplarıyla karşılaşılmasın.
Bu iş Saddam ile yürümez
Bu kanıtları gördükten sonra, elinde hiçbir silah kalmasa dahi, ben artık Saddam yönetiminin devamını istemem.
İnsan, bazı gerçekleri kağıt üstünde okusa dahi, tam olarak inanamıyor. ABD, Irak'ın silahlandığını daha önce de söylüyor, Saddam ise reddediyordu. Bizlerde inanmakta zorlanıyorduk. Powell'ın konuşması önemli bir fark yarattı.
Irak'ın kimyasal ve nükleer yetenekleri korkutucu noktalara gelmiş. 1 inci Körfez savaşı olmasa, bu yeteneklerini daha da geliştirebilecek ve Türkiye'yi kolaylıkla tehdit edebilecek bir noktaya gelebilirmiş.
Saddam, Irak yönetiminde kaldığı sürece bu tutumundan vazgeçmeyeceği de ortada. İşte bundan dolayı, bu noktaya gelindikten sonra, ya yönetim değişikliği veya Saddam'ın görevi bırakması, Türkiye'nin lehinedir.
Bu olayın müslüman kardeşlerimizin vurulması veya hristiyan-müslümen çatışması gibi, din motifli senaryolarla ilgisi yoktur. Saddam'ın tehdit unsuru olmasıdır. Irak Türkiye'yi hiçbir zaman tehdit etmedi. Ancak ilerde tehdit etmeyeceğine de kimse güvence veremez.
Amerika dünya kamuoyunda ilk defa puan kazandı. Belki insanları heyecanlandırmadı, suçüstü etkisi yapacak süprizler yaratmadı, ancak çok kişiye "Washington haklıymış" dedirtti.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
SAYFA BAŞI

|
|

|