
|

Bayar’la Menderes’i çatıştıran kaza
Bazen küçük tesadüfler tarihi değiştirir.
Çanakkale’de Mustafa Kemal’in göğsündeki saate saplanan şarapnel parçası böyledir mesela...
İsmet İnönü’nün arabasına sıkılan kurşunun şans eseri Başbakan’ı ıskalaması bir başkasıdır.
O şarapnel parçası ya da o kurşun birkaç santim yana rastlasa Türkiye bugün başka bir noktada olabilirdi.
Adnan Menderes’in uçak kazası da bunlardandır.
1959’da Londra’ya giderken Başbakan, uçağın kuyruğunda değil de, önlerde oturuyor olsa, tarih başka türlü yazılabilirdi.
Barış Duran’la birlikte hazırladığımız, bu gece CNN Türk’te izleyeceğiniz "O Gün" belgeselinde kazanın tanıklarını dinleyecek, görüntülerini izleyecek, ayrıntılarını öğreneceksiniz.
Ancak burada işin başka bir yönüne dikkat çekmek istiyorum:
Kaza, Bayar ile Menderes arasında yıllardan beri içten içe süren bir anlaşmazlığın su yüzüne çıkmasına neden olmuştur.
***
Cumhurbaşkanı Celal Bayar kazadan sonra, Başbakanı Menderes’e özel doktoru olan, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanı Tuğgeneral Recai Ergüder’i göndermişti.
Tuğg. Ergüder, daha sonra yayımladığı anılarında, hastanede Menderes’i hemen Türkiye’ye dönmeyip yurtdışında 3 - 4 ay dinlenmeye iknaya çalıştığını anlatır. Menderes bu öneriyi duyar duymaz yaverini çağırıp "Yarınki ilk uçakla Türkiye’ye dönüyoruz" demiştir.
Ergüder, işin içyüzünü şöyle özetler: "Eğer kazada Menderes’i kaybetseydik Bayar, başbakanlığa gelecekti. Bunu ben, o günlerde bizzat kendisinden dinledim".
***
Nedense dönemi inceleyenler bu konu üzerinde fazla durmamışlardır.
Menderes, kaza sonrası, aleyhine bir hazırlık yapıldığı endişesiyle hemen Türkiye’ye dönmüş, dönüşünde de çetin rakibi İnönü’nün kendisini karşılamaya gidip samimiyetle "Geçmiş olsun" demesi ve bir süre hükümete yönelik eleştirileri kesmesi, ülkede bir "bahar havası" yaratmıştır.
İşte bu noktada Adnan Menderes’in oğlu Aydın Menderes’in bu gece belgeselde izleyeceğiniz saptamaları önemlidir.
Aydın Menderes, o günlerde Bayar’ın, babasını "dinlenmeye çekip" yeni bir başbakan arayışına girdiğini doğrularken bunun nedenini şöyle özetliyor:
"Bayar CHP ile ilişkileri hep gerilim noktasında tutuyordu".
Anlaşılan, İnönü’nün yumuşak tavrını DP’yi eritmeye yönelik bir komplo olarak değerlendiren Bayar, bükülmeden politikaları sürdürmekten yanaydı.
Menderes ise kazayla artan karizmasını kullanarak belki de her şeye yeniden başlamayı umuyordu.
Aydın Menderes tarihten şu dersi çıkarıyor:
"Ya Bayar kendine emanetçi bir başbakan bulmalıydı ya da tersine Menderes, Bayar’ın yerine geçecek yeni bir cumhurbaşkanı..."
Galiba 27 Mayıs’a 5 kala, Ankara’da ikisi de aranmıştır.
***
Menderes uçak kazasında ölen 14 kişinin arasında olsa veya "Dinlenmelisiniz" önerisine uyup koltuğu Bayar’a bıraksa Türkiye’nin tarihi değişir miydi?
Ya da tersine, yurda dönünce Bayar’a rest çekip İnönü ile yakınlaşsa, bu işbirliği 27 Mayıs’ı engelleyebilir miydi?
Türkiye, askeri müdahalelerle kesilmeyen bir demokrasiyi başarabilir miydi?
Elbette tarih "şöyle olsaydı"ları, tesadüfleri, komplo teorilerini sevmez; ama daha geçenlerde, tam da Irak krizi kapıya dayandığında, savaşa direnen bir Başbakan’a "7 ay yataktan çıkmamalısınız" raporu verilip koalisyon dağıtılıyorsa, birilerinin tarihten şüphelenmesini yadırgamamak gerekir.
can.dundar@e-kolay.net
SAYFA BAŞI

|
|

|