
|

Her şey hesap kitap meselesi!
Başkent kulisinden edindiğim izlenim o ki Başbakan Gül, Washington’un tezkere pazarlığındaki tutumundan, üslubundan rahatsız.
Haklı, makul nedenleri var.
Ancak Abdullah Gül, bu rahatsızlığını pek fazla dışa vurmuyor. Türkiye kamuoyunda anti - Amerikan bir hava oluşmasının her iki ülkenin de yararına olmayacağını gördüğü için böyle bir özen içinde olduğu anlaşılıyor.
Güvenilir bir kaynak dedi ki:
"Amerika, İsrail’e, hatta Mısır’a gelince kesenin ağzını çabuk açıyor. Ama Türkiye’ye gelince eli çok sıkı! Olmadık konularda maalesef Çingene pazarlığı yapıyor."
Gül’ün sıkıntıları var.
Bakanlar Kurulu dahil partisinin tabanıyla Meclis Grubu’nda Irak’ta savaş tercihine şu ya da bu ölçüde muhalefet söz konusu. Özellikle AKP milletvekilleri arasında nabız bayağı olumsuz atıyor.
Başbakan Gül, Amerika’nın mevcut tavrı ve üslubuyla, Washington’da Türkiye’ye karşı karşı yer yer sırıtan kayıtsızlıkla TBMM karşısında elinin zayıflatıldığını düşünüyor. Oysa tezkere konusunda elinin güçlendirilmesinin doğru olacağı kanısında. Bunun için de Türkiye’nin duyarlıklarının Başkan Bush yönetimince daha fazla hesaba ketılmasını istiyor Gül...
Ankara’yla Washington arasındaki pazarlıkta, parasal boyutun ve bunun bağlanacağı güvencelerin ağır bastığı malum.
Ama yalnız bu değil.
Örneğin, iki konuda daha Amerika’yla güçlükten söz edilebilir:
(1) Türkiye, Irak’ta Saddam sonrasıyla ilgili olarak Türkmenlerin herhangi bir azınlık değil, asli unsur olarak kabul edilmesini istiyor. Amerika buna yanaşmıyor.
(2) Türkiye, Amerika’ya Irak Kürtlerini birlikte silahlandırmayı, Saddam Hüseyin sonrası da birlikte silahsızlandırmayı öneriyor. Amerika buna da sıcak bakmıyor.
Kritik bir noktadayız.
Her iki taraf için de öyle.
İp kopar mı?
Koparsa kim daha zararlı çıkar?
Ali Bayramoğlu, Ankara’da AKP lideri Tayyip Erdoğan’la görüştükten sonra izlenimlerini Yeni Şafak’taki köşesinde dün yazmış:
"AKP liderinin bakışını madde madde şöyle özetlemek doğru olur:
(1) Irak’ta savaş kaçınılmaz.
(2) ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacı (kuzey cephesi şıkkı dışında) sınırlı, ancak Türkiye’nin ABD’ye ihtiyacı daha fazla.
(3) Kuzey cephesi açılmazsa Türkiye’ye bir fatura çıkar. Sadece bu yıl 73.5 milyar dolarlık iç ve dış borç ödemesi olan, IMF’nin desteğine ihtiyaç duyan Türkiye’nin çeşitli dış yaptırımlarla düzeni altüst olabilir.
(4) Ayrıca, AB ülkelerinin ABD’ye yanaşması halinde Türkiye yalnız kalabilir.
(5) Dolayısıyla Türkiye, Irak operasyonunun içinde olmalıdır."
Erdoğan anlaşılan böyle düşünüyor.
‘Reelpolitika’ya uygun bir bakış açısı... Ama tabii kamuoyu önündeki tutumu daha farklı AKP liderinin. Bu mesajları kamuoyuna yine verdiği söylenebilir. Fakat daha üstü örtülü, daha diplomatik bir üslupla...
Tekrar aynı soru:
İp koparsa kim zararlı çıkar?
İki taraf da...
Kuzey cephesinden yoksun bir Amerika’nın ödeyeceği maddi ve manevi bedel daha büyük olur. Ama buna karşılık Türkiye de hangi zarara uğrayacaksa yine uğrar. Hatta Amerika’yla bozuşacağı ve telafi mekanizması çok fazla işlemeyeceği için zararı daha büyük olur.
Çünkü, Ali Bayramoğlu’nun yazısında yer alan Tayyip Erdoğan’ın bakışına göre, "Türkiye’nin ABD’ye ihtiyacı daha fazla..."
Özetle:
Her şey hesap kitap meselesi!
Kritik bir noktadayız. Üst düzeyde bir Dışişleri yetkilisinin deyişiyle "her şey olabilir!"
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|