21 Şubat 2003 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Hükümet, doğrusunu yapıyor...

     Bu satırlar yazılırken durum henüz tam belli değildi. Ancak, bütün işaretler artık bu işin sonucuna gelindiğini gösteriyordu.
     Gül hükümeti doğrusunu yaptı. Amerika ile dişe diş pazarlık etti. Sesini yükseltmedi, kırıcı davranmadı. Daha da önemlisi belirsizlikleri mümkün olduğu kadar gidermeye çalıştı. Bu sonucun alınmasında ve ilişkileri kırıp dökmeden son noktaya gelinmesinde Başbakan Gül'ün yumuşak üslubu önemli rol oynadı.
     Bir süper güç ile pazarlık etmenin güçlüklerini hepimiz biliyoruz. Hele bu pazarlıkta taraflardan birinin yaptırım gücü çok fazla, diğerinin direnme gücü az ise, istenen sonucun elde edilebilmesi çok daha güçtür. Buna rağmen Türkiye, beklentilerinin önemli bir bölümünü -bugünün koşullarında- elde edebilmiştir.
     Herkes ekonomik paketin çok daha doyurucu olmasını dilerdi. Ancak bu tip pazarlıklarda herşey istendiği gibi çıkmaz. Varılan sonucu da, sadece para açısından değerlendirmemek gerekir. Paket içindeki askeri ve siyasi bölümler, Türkiye'nin bir çok kuşku ve kaygısını -belirli oranlarda- giderecek nitelikte görülüyor.
     Bu şekilde Türkiye, Irak krizine gözü kapalı gitmemektedir. Ancak, yine de unutmamamızda yarar var ki, savaşlarda herşeyi garantiye almak imkansızdır. Beklenmedik gelişmeler yaşanabileceği gibi, yazılı dahi olsa, verilen sözlerde de farklı uygulamalarla karşı karşıya kalınabilir.
     Eğer olası bir silahlı çatışmada cephe ülke konusunda iseniz, faizinizi dahi ödemekte güçlük çektiğiniz 200 milyar dolar borcunuz var, kırılgan bir ekonomiye sahip ve bütün bu dezavantajlara karşılık bir süper güç ile "stratejik ortaklık" içindeyseniz, her yönden kazançlı çıkmanız çok güçtür. Bu durumlarda, zararınızı en az noktaya indirecek önlemleri almak dahi bir kazanç sayılmalıdır.
     Gül hükümeti de bunu yapmıştır.
     Bu yaklaşım "savaş çığırtkanlığı" değildir.
     Türkiye, bu sorunun barışçı yollardan çözümü için çırpınmış, elinden geleni yapmıştır. Durduramayacağı bir çatışmaya seyirci kalamayacağı da ortadadır.
     Sonuçta, hükümetin bu krizi kendi parametreleri içinde ve ülkenin çıkarlarına uygun biçimde sonuçlandırma noktasına getirdiği söylenebilir.
     
      * * *
     
BUSH TÜRKİYE'Yİ DE HIRPALIYOR...
     Washington son derece kızgın.
     Ankara da son derece rahatsız.
     Türk-Amerikan ilişkileri en tehlikeli, en kritik günlerini yaşıyor. Beyaz Saray olsun, Pentagon olsun Türkiye'yi sadece para peşinde koşan şalvarlı bir koyun tüccarına benzetmeye başladılar.
     Washington'da öylesine bir hava esiyor ki, sanki Türkiye artık üstü çizilip yok sayılacak bir ülkeymiş gibi muamele ediliyor. Çok ağır suçlamalar yapılıyor. Artık "Stratejik Ortaklık" cümlesi duyulmak dahi istenmiyor. Türkiye'nin ayak sürüdüğü, Beyaz Saray'a yanlış sinyaller yolladığı ve abartılı istekler peşinde koştuğu söyleniyor. Öylesine bir medya kampanyası var ki, Türkiye'nin bu durumun altından kalkması ve kendi görüşlerini yansıtabilmesi giderek imkansızlaşıyor. Eğer bu tempoda devam ederse, bırakın bir anlaşmaya varılmasını, anlaşma olsa dahi, ilişkileri tekrar toparlayabilmek güçleşecek.
     
     ANKARA'DA ÇOK SİNİRLİ...
     Bir de madalyonun öbür tarafına bakalım...
     Ankara'da da büyük bir sinirlilik, büyük bir gerginlik var.
     Görüşmelere katılan bir yetkiliye göre, Bush yönetimi yetkililerinin bir bölümü (bu ayırıma özellikle dikkat ediliyor) son derece kırıcı, tepeden bakan ve "Biz ne diyorsak kabul etmek zorundasınız" yaklaşımıyla masaya oturuyor.
     Masaya oturduklarında da, gelecek Amerikan askerlerinin kimlik kartlarının Türkiye tarafından karşılanması, harcamalarda KDV uygulanmaması, ABD askerinin Türk silahlı kuvvetlerinin yararlandığı tüm indirimlerden yararlandırılması gibi isteklerle ortaya çıktıklarını anlatan aynı yetkili "Ancak sıra bizim isteklerimize gelince kızıyorlar" diye devam etti.
     "İlk körfez savaşından sonra, Washington ile Arap Emirlikleri Türkiye'ye 350 milyon dolarlık petrol verme kararı almışlardı. Üstünden tam 12 yıl geçti ve hala gelmedi. Bu durumda bağlayıcı ve yazılı bir istekte bulunmakta haklı değil miyiz?" diyen aynı yetkili, Türk medyasının da Amerikalıların etkisinde kaldığını ve Gül hükümetine haksızlık edildiğinin altını çizdi.
     
     UZARSA, BU KRİZİN ALTINDAN KALKAMAYIZ
     Kimin haklı, kimin haksız olduğunu bir yana bırakalım. Başta Bush yönetimi yetkilileri olmak üzere, herkesin bu gidişteki tehlikeleri görmeleri gerekir.
     Bush ekibi aynı yaralayıcı yaklaşımını Fransa ve Almanya'ya karşı da sürdürüyor. Bundan dolayı da büyük eleştiriler alıyor. Züccaciyeci dükkanına girmiş bir file benziyor. Belki Fransa ve Almanya, ilerde ABD ile ilişkilerini rayına oturtabilirler onların ekonomik ve uluslararası statüleri bunu sağlayabilir. Ancak Türk-ABD ilişkileri darmadağın olduğu taktirde, kırılan parçaları birleştirebilmek çok daha güç olur...
     
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )     
     
     mabirand@e-kolay.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
En büyük devrim

Çetin ALTAN
Tavlada düşeş kimin, gele kimin?

Melih AŞIK
Turizmde durum

Fikret BİLA
Ankara Barzani’den rahatsız...

Hasan CEMAL
Her şey hesap kitap meselesi!

Güneri CIVAOĞLU
5 kara soru

Can DÜNDAR
Gül’den Bush’a şikâyet mektubu...

Abbas GÜÇLÜ
YÖK’te dağ fare doğurdu (1)

Hurşit GÜNEŞ
Verilen yardımın anlamı

Sami KOHEN
Türkiye "evet" derse...

Hasan PULUR
Ver parayı çal düdüğü!

Derya SAZAK
Taşeronluk

Meral TAMER
Yeni süpergüç dünya kamuoyu

Ece TEMELKURAN
Ne korkunç şey sevmek

Güngör URAS
Yaşadık!.. ABD bizi maaşa bağlıyor

M. Ali BİRAND
Hükümet, doğrusunu yapıyor...

© 2002 Milliyet