23 Şubat 2003 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Tayyip Erdoğan’la daldan dala...

     AKP lideri Tayyip Erdoğan’la cuma gecesi NTV’de Erdoğan Aktaş’ın yeni programı Gölge Kabine’de birlikte olduk. Reklam araları dahil iki buçuk saat sohbet ettik.
     Sakin, güler yüzlü olmaya özen gösteriyor. Kendisine ters gelen yorum ve sorularda da yüz çizgilerini germiyor, hatta hiç kıpırdatmıyor. Beklenmedik anda patlayan, hırçın olabilen fevri tabiatından söz edilir Tayyip Erdoğan’ın.
     Önceki akşam öyle değildi.
     Ayrıca oturuşuyla, üslubuyla kendinden emin, rahat bir lider profili çizmeye gayret ediyor. Noktasıyla virgülüyle konuşması ve eski deyişle ihata yani kavrayış gücüyle mesajlarını anlaşılır biçimde veriyor.
     Ama ‘derinleşme’ye ihtiyacı var.
     Özellikle uluslararası ilişkiler ve ekonomiyle ilgili konularda dersini daha çok çalışması, - belki çevresini de zenginleştirmesi - lazım AKP liderinin. Çünkü, dışa vuran yetersizlikleri her zaman zeka kıvraklığıyla kapatmak güçtür.
     Üslubu Kasımpaşalı değildi.
     Bu konuda kendisine sormak istediğim bir soruya zaman kalmadı. Acaba Başbakan Gül özellikle dış politika alanında Tayyip Erdoğan’ın Kasımpaşalı üslubundan bazen rahatsız mı oluyordu? İçerikten çok ifade ediş tarzını uygunsuz mu buluyordu?
     Kuliste böyle havalar esiyor.
     AKP’de daha şimdiden Tayyip - Gül çekişmesinin izlerini arayanlar ve geleceğe dönük çatlakların öngörüsünü yapanlar var.
     Olabilir ama daha çok erken.
     Önce 9 Mart, yani Tayyip Erdoğan’ın Siirt milletvekili seçilip TBMM’ye girmesi ve Başbakanlık koltuğuna oturması gerekiyor. Kabinede revizyon yapılacak mı? Gül, başbakan yardımcısı mı, yoksa - büyük ihtimalle - Dışişleri Bakanı mı olacak? Irak savaşındaki gelişmeler, bu süreci nasıl etkileyebilir?
     Tayyip Erdoğan böylesi soruları Demirel’in deyişiyle yanıtlıyor:
     "Doğmamış çocuğa don biçilmez!"
     Ekonomiyle ilgili olarak kendisinde popülist eğilimlerin ağır bastığı yolundaki görüşlerime karşı çıktı AKP lideri. Özellikle hükümetteki ilk iki aylarının kayıp olduğunu, bu yüzden faiz ve kurların yükseldiğini, beklentilerin olumsuza döndüğünü belirttim.
     Ama o farklı düşünüyor.
     Popülist olmadığını, asla da olmayacağını söyledi. Tayyip Erdoğan’ın ilgisini çeken konulardan bir başkasına gelince:
     Seçilmiş - atanmış ilişkisi...
     AKP lideri, bunun Türk siyasetinde ne anlama geldiğini siyasal yaşamındaki çok taze deneyimlerinden iyi biliyor. Bu yüzden, öyle anlaşılıyor ki, daha üç aylık geçmişi olan iktidar oyununda bu konuya şimdiden gerçekçi yaklaşmaya başlamış...
     Bu arada, seçilmişler - atanmışlar konusunda tek cesur liderin Özal olduğunu söyledi Tayyip Erdoğan...
     AB yolunda Kıbrıs engel mi?
     Bu konuda Tayyip Erdoğan’ın hiçbir kuşkusu yok. Kıbrıs’la ilgili olarak üç ay önce ne düşünüyorsa bugün de düşünmeye devam ettiğini, Kıbrıs’ı çözmekte kesin kararlı olduklarını belirtiyor.
     Açık söylemese de anlaşılıyor:
     Denktaş’la yıldızı barışık değil.
     Hatta reklam arası kısa sohbette öyle bir izlenim edindim ki, Güney’de Rum lider Klerides’in uğradığı seçim yenilgisine Denktaş’ın da uğrayacağını düşünüyor. (Bu arada Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği’ne karşı olan bir Mümtaz Soysal’ın danışman ve müzakereci olarak Denktaş’ın yanında yer almasını da doğru bulmadığını belirtti.)
     73.5 milyar dolar borç!
     Bence bu konu Türkiye’nin şu sıralar Amerika’yla sürdürdüğü tezkere pazarlığında belki de en önemli düğüm noktası. Irak’ı konuşurken, "Bu yıl toplam 73.5 milyar dolar iç ve dış borç ödemek zorunda Türkiye" diyor. Washington’la ipleri koparmayı düşünmediklerini belirtiyordu Tayyip Erdoğan...
     Değişti, değişmedi?
     Bu konu sürpriz olarak açıldı program sırasında. Bir keresinde Tayyip Erdoğan, "Hasan Cemal’in değişmeye hakkı var da, benim yok mu?" demişti.
     Ben de yanıtlamıştım:
     "Elbette herkesin değişmeye hakkı var. Ben oturup nasıl değiştiğimi, geçmişteki yanlışlarımla birlikte yazdım. Sizden ille de kitap yazmanızı beklemiyorum. Ancak neden değiştiniz, niçin geliştiniz? Hiç olmazsa bunları anlatın. Geçmiş yanlışlarınızdan söz edin. Çünkü siz Türkiye’yi yönetmeye soyundunuz." Bu sorular yine yanıtsız kaldı.
     Radikal İslamcı geçmişi ile ilgili olarak konuşmak istemiyor Tayyip Erdoğan...
     Bir reklam arasında futbolu konuştuk AKP lideriyle. Tayyip Erdoğan, malum sıkı Fenerli. Futbol oynadığı yıllarda tam Fenerbahçe’ye giderken, babası kıyameti koparmış ve topçu olmasını engellemiş...
     Revivo’nun bize, pardon Galatasaray’a bırakılmasını büyük yanlış olarak görüyor.
     Fener’in iyi yönetilmediği kanısında. Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın’dan olumlu söz ediyor. Kendisiyle birkaç kez konuştuğunu, ilkeli, insana güven telkin eden bir havası olduğunu belirtiyor. Ancak, Galatasaray yönetiminin de kendilerini şampiyon yapan Lucescu’yu göndermekle hata yaptığını söylüyor.
     Bir soru daha soracaktım:
     "Türkiye ilk kez imam hatip kökenli bir Başbakan’a hazırlanıyor; bu acaba Türk demokrasisinde yeni bir aşama ya da normalleşmenin bir işareti mi sayılacak sizce?.."
     Vakit kalmadı. İyi pazarlar!
     
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Çıktım erik dalına, anda yedim üzümü

Melih AŞIK
Kanalda diyalog

Fikret BİLA
Uzlaşmaya doğru

Hasan CEMAL
Tayyip Erdoğan’la daldan dala...

Güneri CIVAOĞLU
Rötarlı Sevgililer Günü

Can DÜNDAR
Krizde bir başbakan portresi

Abbas GÜÇLÜ
YÖK yasası bu haliyle TBMM’den geçer mi?(3)

Mehmet Y. YILMAZ
Hangi ünlünün yatağında uyumak istersiniz?

Hasan PULUR
Kıssadan hisseyi siz bulun!

Derya SAZAK
Ceyar Bush’a karşı

Meral TAMER
Lezzetlerin seyahatleri engellenemez

Ece TEMELKURAN
İmparatorluk ve sokaklar

Tamer HEPER
Gezi tazminatı

Osman ULAGAY
Bir maraza çıksa da ekonomiyi kurtarsak

Güngör URAS
İstanbul’da gökdelen yapılacak arsa kalmadı

© 2002 Milliyet