
|

Lezzetlerin seyahatleri engellenemez
Üzerlerine yağacak bombaları çaresizlik içinden bekleyen Irak halkı yerine birkaç dakikalığına da olsa Türk mutfağı üzerine kafa yormaya ne dersiniz?
Bu satırları yazmaya başlamadan ilk yaptığım iş ne oldu biliyor musunuz? Irak mutfağıyla ilgili bilgi edinmek üzere internette dolaşmak! Maalesef bulamadım. Sonra Arap mutfağı diye aradım. İran mutfağı var. Lübnan mutfağı var. Mısır, Pakistan, Suriye, Fas mutfağı var, ama Irak mutfağı yine yok!
Pek âlicenabız
Pekiyi ya Türk mutfağı?
Herkes kendi kültürüne sahip çıkarken, biz Türkler bu konuda bugüne kadar pek âlicenap olmuşuz. Yunanlılar dolma bizim demiş, Avrupalılara Türk kahvesini Yunan kahvesi diye belletmiş. Biz de "buyursunlar onların olsun" diyerek kendi mutfak kültürümüzün bazı can alıcı örneklerine başkalarının sahip çıkmasına aldırmamışız.
Oysa bizim mutfağımızın gerisinde koskoca bir İmparatorluk mutfağı var. Ne kadar geç kalmış olursak olalım, bir yerlerden başlamamız, bu konuya gönül verenlere arka çıkmamız lazım.
Türk mutfağından nadide lezzetleri yıllar boyu evinde eşine - dostuna ikram ettikten sonra Açık Radyo’daki programları, Yeni Yüzyıl ve Vatan’daki yazılarıyla kamuoyu ile de paylaşan sevgili Engin Akın, şimdi de Türk mutfağına dünyada yer açma çabasının bir ucundan tutuyor. Yunanlı meslektaşı Mirsini Lambraki ile birlikte yazdıkları "Türkiye ve Yunanistan aynı masada" adlı kitabın Rumcası Yunanistan’da piyasaya çıktı. Türkçesi ise İş Bankası Yayınları’ndan 2 - 3 ay içinde çıkacak.
Baklava, börek, dolma
Engin Akın’a Türk mutfağı olarak dünyada neyi ön plana çıkartabiliriz diye sorduğumda ilk aklına gelen tatlılar oldu: Kazandibi, sütlaç, sütlü tatlılar, baklava... Pekiyi ya yemekler? "Su böreği, zeytinyağlı biber dolması..." diyor. Ama dolmayı dolmaki olarak Yunanlılara kaptırmışız zaten.
Engin Akın Osmanlı mutfağına dönüyor ve pekmezle pişirilmiş ve pilavın üzerine döşenmiş et yemeklerimizi anımsatıyor. Kayısılı et diyor. Nar ekşisine dikkat çekiyor. Mercimek köftesi diyor. Közleme patlıcanı anımsatıyor.
İlk dolma Bizans’ta
Pekiyi dolma kimin? Bizim mi, Yunanlıların mı?
Akın’dan öğrendiğime göre ilk dolma, incir yaprağına sarılmış peynir olarak Bizans’ta yapılmış. Yaprak ilk kez Arap mutfağında pirinçle doldurulmuş. Ama pirinç Orta Asya’dan geliyor. Şimdi dolmanın milliyeti neresi diyeceğiz? "Saygın araştırmacılar birçok yemeği olduğu gibi dolmayı da coğrafi lezzetler olarak tanımlıyorlar" diyor Akın. Anlayacağınız lezzetlerin milliyetleri yok, coğrafyaları var.
Ve o coğrafyalarda oluşan lezzetlere hangi ülke sahip çıkarsa, onun mutfağı mı sayılıyor? Çocukluk yıllarımda evimizde yenen yemekler dışında sadece Fransız mutfağı var zannederdim. Uzun yıllar önce Avrupa’ya ilk seyahatlerimde İtalyan mutfağıyla tanıştım. Sonraları bir Çin mutfağı modasıdır çıktı. Ardından Hint mutfağının değişik lezzetlerini tattım. Bol acılı Tayland mutfağı falan derken...
Zengin tüketici
Cebinde parası bol, kolesterol ve tansiyon riski yüksek yaşlanmakta olan Avrupalı, çiğ balık ağırlıklı, tatlısı bile olmayan, süper sağlıklı Japon mutfağını keşfediverdi. Japon lokantaları pahalı mı pahalı, ama ne gam! Zaten bugün artık yeni ne üretecekseniz, cebindeki parayı nereye harcayacağını bilemeyen üst gelir grubu için üreteceksiniz. Altta kalanların çoktan canı çıkmış durumda!
Hal böyleyken baklavalı, börekli, bol karbonhidrat ve kalorili bir Türk mutfağı, dünyada nasıl sesini duyurur bilemiyorum. Geleneksel yemeklerimiz arasından bir seçim yapıp, seçilenleri de kolay pişirilebilen, lezzeti zor tutturulmayan ve düşük kalorili hale getirebilirsek kimse bizi tutamaz. Çünkü cebinde parası olan tüketici, önüne o güne kadar tanımadığı bir mal ya da hizmet konsa da satın alabilse diye can atıyor.
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|