
|

İmparatorluk ve sokaklar
Sokakları dolduran savaş karşıtı eylemlerin enerjisi önümüzdeki zamanda neye dönüşecek? İmparatorluk artık savaşını açıkça başlattığına göre "savunma" da kendini başlatacak mı? Bu çağ, kimin çağı olacak? İmparatorluğun mu, sokakların mı?
Harvard Üniversitesi Olin Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün başı Stephen Peter Rosen, Harvard Review’da (Mayıs-Haziran 2002) şöyle yazdı:
‘Bizim hedefimiz (ABD askerinin hedefi) bir rakiple mücadele etmek değil, emperyalist pozisyonumuzu ve emperyalist düzeni devam ettirmektir.’
Henry Kissinger, Amerika’nın Bir Dış Politikaya İhtiyacı Var mıdır’ını şu sözlerle açıyor:
‘Amerika Birleşik Devletleri geçmişteki büyük imparatorlukların bile rakip olamayacağı bir üstünlüğün tadını çıkarmaktadır.’"
Bu, Cosmopolitik dergisinin Kış 2003 sayısında yayımlanan, John Bellamy Foster’ın "Emperyalizmin Yeniden Keşfi" başlıklı makalesinden bir alıntı. Foster’ın birçok alıntıyla ortaya koyduğu şey şu:
Artık emperyalizm kavramı "solcuların" ABD karşıtı propaganda yaparken kullandıkları "ayıp" bir şey değil. Artık ABD, kendi dış politikasını anlatırken, savunurken emperyalizm sözcüğünü bir övünç vesilesi olarak kullanıyor. "Karanlık ülkelere, ihtiyaç duydukları ışığın emperyalizm sayesinde" taşınabileceğini açıkça ifade ediyor.
"Yağma Çağı"
Bugün dünyanın görünümü şudur:
İmparatorluk, kendi adını koymuştur. ABD, imparator olduğunu en yetkili ağızlardan resmen açıklamış; açıkladığı anda da imparatorluğun gereklerini yerine getirmeye başlamıştır. Topraklar genişlemek zorundadır. Afganistan’a, Irak’a yapılan saldırıların sadece petrolle ilgili olmamasının arkasında işte bu neden vardır. Fetih seferleri başlamıştır. "Terör" adı verilen, içini kimsenin net bir biçimde dolduramadığı bir "kavramı" avlamak (!) için bir yağma dönemi başlatılmıştır. ABD’nin yığınla uluslararası hukuk ve diplomasi kavramını, sürecini kullanarak veya kullanıyor gibi görünerek başlattığı şey bir "Yağma Çağı"dır. İmparatorluk ekonomik olarak, siyasi olarak ve moral olarak ayakta kalmak için yağmalamak, yağmalayarak genişlemek mecburiyetindir. Irak’a yapılacak saldırının kapitalizmle göbek bağı buradan kaynaklanmaktadır.
Bu savaşın kaynağı, kapitalist sistemin üzerinde durduğu temellere dayanmaktadır.
Karşıtların birliği
Doğu ve Batı uygarlıklarının insanlık birikimi uyarınca doğa kanunu der ki:
Her şey karşıtını doğurur. Doğada her şey karşıtıyla birlikte vardır.
Tam da bu sebeple, eğer imparatorluk var ise, muhalefet de vardır.
Bugünlerde bütün dünyada aynı anda başlayan savaş karşıtı eylemler imparatorluğun kendini adlandırmasıyla doğan karşıt enerjinin bir sonucu ve göstergesidir.
Uluslararası ilişkiler uzmanlarının, Irak’a yapılacak saldırının ardından dünyanın güç dengelerini değiştirecek yeni bir döneme girileceğini söylemesi boşuna değildir. Onlar imparatorluğun başlatacağı Yağma Çağı’ndan söz etmektedirler. Ancak, karşıtların birliği uyarınca eğer dünyanın büyük güçleri böyle bir dönem başlatıyorlarsa bu dönem, bir "Savunma Çağı"nı, bir tür "Direnme Çağı"nı da başlatacaktır. Yine bütün dünyada başlayan savaş karşıtı eylemler bunun göstergesidir.
Barış mı yoksa anti-kapitalizm mi?
Dünya muhaliflerinin son 20 yıllık suskunluğu, şimdiye kadar iktidarın kendi kendini net bir biçimde adlandırmamasından kaynaklanıyordu. Tek kutuplu dünya tamamlanma aşamasındaydı. ABD’nin saldırıları, savaşlar, "operasyon" adıyla anılıyordu. İktidar kendi adını imparator, saldırısının adını da "savaş" koyduğu anda SAVUNMA da kendini adlandırdı. Dünya sokaklarındaki insanlar, sokağa çıkarak savunmayı adlandırdılar. Şimdi imparatorluk büyürken karşıtların birliği uyarınca büyüyecek olan bu karşı-enerji nereye evrilecek? Savaş karşıtı eylemlerdeki ABD karşıtı nüveler kendilerini adlandırıp dünya çapında, yüksek sesli, anti-kapitalist bir hareketin adlandırıcısı olacaklar mı? Bana sorarsanız evet. Evet.
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|