25 Şubat 2003 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  

 



Kıbrıs'ta son tango

     BM Genel Sekreteri Kofi Annan, bölgeye çok güç koşullar altında geldi. Bir yandan kar fırtınası, öte yandan Irak ile ilgili olarak Amerikalarla yapılan pazarlıkların getirdiği yorgunluk, ne yazık ki Kıbrıs'ı geri plana attı.
     Aslına bakılacak olursa, Irak olayı geçici oysa Kıbrıs Türkiye açısından hem daha önemli, hem de kalıcı bir sorun. Irak için harcanan günler ve haftaların yarısı Kıbrıs konusunda harcanabilmiş olsaydı, uzun vadede bizim açımızdan çok daha karlı bir sonuç elde edilebilirdi.
     Ankara'daki hava, sanki "İstediklerimizi elde edemeyeceksek, bırakalım kalsın. İlerde yeni koşullar ortaya çıkarsa yeniden ele alırız" gibi. Tayyip Erdoğan'ın dışında kimseler ısrarcı değil. Muhafazakar bakışa sahip olanlar, Kıbrıs'ın Kuzeyini bırakma niyetinde görülmüyorlar.
     Örneğin, kimse bugün çözüm bulunamadığı taktirde, Rumların Kıbrıs'ın tümü üzerinde söz sahibi olacaklarını, 16 Nisan'da AB'ye Kıbrıs adına gireceklerini, Türkiye ile pazarlıklar sırasında masanın karşısındaki yerlerini alacaklarını ve ilerde Kıbrıs konusunda çok daha büyük ödünler vermek zorunda kalacağımızı düşünmüyor. Ankara, günü gününe yaşıyor. Çözüm için gereken özveriyi şu sıralarda göstermek yerine, ileri bir tarihe ertelemeyi tercih ediyor.
     
     ANNAN'IN HEDEFİ, ANKARAYI KIPIRDATMAK
     Kofi Annan işte böyle bir oramda Türkiye'ye geldi.
     Yunanlılar ile Kıbrıs'lı Rumların rahatları yerinde. Çözüm olsa da, olmasa da Kıbrıs'ı AB'ye taşıyarak kazançlı çıkacaklarını biliyorlar. Bundan dolayı, gelişmeleri seyrediyorlar.
     Bu aşamada en çok kaybedecek olanlar, önce KKTC vatandaşları ardından da Türkiye. Bundan dolayı, Annan bütün gücüyle Ankara'yı duyarlaştırmaya çalışacak.
     Beraberinde getirdiği 3. planı bütün ayrıntılarıyla açmayacak. Ankara ve Atina'da ana hatlarını anlatacak, desteklemelerini isteyecek, ardından Kıbrıs'a gittiğinde Dentaş ve Papadopulos'a verecek. Bu arada Annan'ın karşısına, Rum tarafından kimlerin (Klerides mi, yeni başkan Papadopulos mu?) henüz belli değil.
     Annan taraflara, "olduğu gibi kabul edin veya reddedin" demeyeceği gibi, illaki 28 Şubat'a kadar imzalanması için de ısrar etmeyecek. Türk ve Rum tarafların "bir süre düşünme, ince ayar yapma" için süre istedikleri taktirde de, 1 hafta en fazla 10 günlük bir ertelemenin ötesine geçme niyetinde değil.
     
     DENKTAŞ'I İKNA EDEBİLECEK Mİ?
     Kofi Annan Rauf Denktaş'ı ikna edemeyeceğini biliyor. Denktaş'ın hiçbir çözüm istemediği kanısı, tüm BM ekibine hakim. Ancak şimdi bir de Papadopulos çıktı. Onun da hiç niyeti yok. Yani Genel Sekreter bu defa her iki taraftan çözümsüzlükçülerle sarılmış durumda.
     Kıbrıs'ta çözümü, Türk tarafından Kıbrıslı genç kuşak (özellikle üniversiteliler), Rum tarafından ise göçmenler (74'te ev ve topraklarını kaybedenler) istiyor. Geriye kalanlar, bugünkü statükonun devamından veya kendi çözümlerinin kabul edilmesinden yanalar.
     Rumların tuzu kuru olduğu için, ulaşılan tıkanıklığın en çok Türk tarafını düşündürmesi gerekiyor. Bakalım Ankara'da, ABD ile yüksek politika yapanlar, Kıbrıs'a uzun vadeli bakabilecekler mi?
     
      * * *
     
PAPADOPULOS'UN TEK ÜMİDİ DENKTAŞ...
     Kbırıs Rumlarının başlarına seçtikleri yeni Başkan Papadopulos, Denktaşı rahatlatmıştı. Eski defterleri açtı ve Kıbrıs Cumhurbaşkanını EOKA'cı olarak ilan etti. Aslında geçmişe dönersek, Klerides'in EOKA'cılığı da Papadopulos'tan geri kalmaz, ancak bu seçim Türk tarafını çok memnun etti.
     Yapılan hesaplara göre, hem Türk ve KKTC hem de dünya kamuoyu Papadopulos'u görünce Denktaş'a hak verecek ve KKTC lideri üstündeki baskı azalacaktı. Doğrusu, Papadopulos'un hiç karizması yok. Klerides gibi tanınan ve büyük oranda sayılan bir lider değil. Ayrıca Annan planına da kesin HAYIR diyor. Denktaş bu durumdan yararlanmak istemekte -taktik yönden- haklı.
     Peki Papadopulos'un beklentisi ne?
     Onun en büyük ümidi de Denktaş.
     İnsanın adı çıkmaya görsün, Denktaş dünyanın gözünde "çözüm istemeyen lider" diye damgalandı ya. Gel de düzelt. İşte Papadopulos'un en güçlü kartı da bu. Büyük bir ümitle, önce Denktaş'ın Annan planını reddetmesini bekliyor. Adeta dua ediyor. Bunu sağlayabildiği taktirde, kazanacak.
     Hem kendini redçi olmaktan kurtaracak, hem de Kıbrıs'a el koyacak. Üstelik bedavadan, hiçbir siyasi kayba uğramadan bu manevrayı gerçekleştirebilecek.
     Bu oyunu ancak Denktaş bozabilir.
     Eğer, eskiden Klerides'in yaptığı gibi, şimdi güvercin postuna girip Papadopulos'un karşısına çıkar, Papadopulos'unda ayağı kayıp bir hata yaparsa, Denktaş ve Türk tarafı kendini kurtarabilir.
     Aksi halde fatura KKTC ve Türkiye'ye çıkacak.
     
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )     
     
     mabirand@e-kolay.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
AKP’nin ateşle imtihanı

Melih AŞIK
Ortak kazığı...

Fikret BİLA
ABD’ye bakış

Hasan CEMAL
Irak’tan iyimser senaryo çıkarmak!

Güneri CIVAOĞLU
Mönü

Can DÜNDAR
Sayın AKP milletvekilleri!

Abbas GÜÇLÜ
Mumcu’nun taslağı şimdiden delik deşik

Hurşit GÜNEŞ
At pazarlığı mı?

Sami KOHEN
Kuzey Irak’ta yeni tehlike

Mehmet Y. YILMAZ
Gölge etme, başka ihsan istemem!

Derya SAZAK
Anayasa 92 ve tezkere

Meral TAMER
6 milyar dolarlık hibe başa bela mı?

Güngör URAS
Borç büyüyor

Serpil YILMAZ
Müteahhitler ABD’nin komutasında

M. Ali BİRAND
Kıbrıs'ta son tango

© 2002 Milliyet