26 Şubat 2003 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  

 



Kuzey Irak’ta Kürt devleti!

     Türkiye’nin Irak’la ilgili kaygılarında öteden beri iki konu ön plana çıkar:
     (1) Kürt devleti...
     (2) Güvenlik boşluğu, PKK...
     Irak parçalanır ve kuzeyinde bağımsız bir Kürt devleti kurulursa, Türkiye’nin bundan olumsuz etkileneceğini düşünür Ankara.
     Türkiye, Kuzey Irak’ta otorite boşluğu da istemez. Çünkü bilir ki, otoritesizlikte hem Kürt devleti filizlenmeye başlar, hem de güvenlik boşluğu uç verir.
     Türkiye, Körfez Savaşı sonrasında, 1990’larda bu iki gelişmeye de tanık olmuş, özellikle Kuzey Irak’ta oluşan terör ve şiddet üssünün bütün ülkeyi nasıl kanattığını bütün acılarıyla yaşamıştır. Bu nedenle Türkiye Irak’ın toprak bütünlüğünden yanadır.
     Bir şey daha istemez Ankara:
     Irak’ta federasyon...
     Çünkü böyle bir federasyonun Türkiye Kürtleri için de örnek oluşturacağını düşünür.
     Irak Kürtlerine gelince...
     Gönüllerinde hiç kuşkusuz bağımsız Kürt devleti vardır. Iraklı Kürt liderler Barzani ve Talabani’yle 1990’lı yıllarda yaptığım sohbetlerde, bunun bir ideal olarak yaşayacağını, ama gerçekleşmesinin hiç de kolay olmadığını belirtmişlerdir.
     Ancak, 1992’de ilk kez Kuzey Irak’a gittiğim zaman, daha Habur sınır kapısından girerken üç dilde "Kürdistan’a hoş geldiniz" tabelasının önünde hatıra fotoğrafı çektirmiş, Erbil’de Kürdistan Meclisi’nde Irak Kürdistanı Başbakanı Dr. Fuat Mahzum’la konuşmuştum.
     Bir Kürt devletinin çekirdeği çaresiz atılmıştı. Irak devleti çekip gidince, suyunu akıtmak, elektriğini vermek, asayişini sağlamak, okullarını açmak, üniversitesini kurmak, radyosunu, televizyonunu çalıştırmak vesaire Kürtlere kalmıştı.
     Kürt liderler, Türkiye korkusu ve Amerika uyarısıyla, bağımsız devleti telaffuz etmiyorlardı ama, federasyon fikrini devamlı işliyorlardı.
     Bugüne gelince...
     Pozisyonlar yine farklı değil.
     Türkiye savaş durumunda bir Kürt devleti emrivakisi ile karşı karşıya kalmak istemiyor. Muhtemel bir federal devletin niteliğiyle ilgili kaygılarını sürdürüyor. Ayrıca, Kerkük’ün Kürt kontrolüne girmesine de karşı...
     Irak Kürtleri de Türkiye’yi mümkün olabildiğince dışlayıp Saddam sonrası Irak’ında kendi çıkarlarına en uygun, adeta bağımsız devlet gibi bir federal devlet yapısına ulaşmayı amaçlıyorlar.
     Her iki tarafın da eli güçlü. Çünkü Amerika’nın Irak’ta Saddam’ı devirmek ve yeni bir devlet düzeni kurmak için hem Türkiye’ye hem Irak Kürtlerine ihtiyacı var.
     Bu nedenle pazarlık çok sıkı!
     Ama şunu unutmayın:
     Kuzey Irak’ta Kürtler her zaman olacak. Kürtçe eğitimin geçerli olduğu okullarıyla, üniversiteleriyle, Kürtçe radyo ve televizyonlarıyla, tiyatrolarıyla, işyerleriyle fabrikalarıyla, adına ister ordu ister polis gücü deyin silahlı kuvvetleriyle Kuzey Irak’ta Kürtler bizim komşumuz olarak yaşamaya devam edecekler.
     Bu nedenle de bizim Güneydoğumuzun, Kürtlerimizin bugün olduğu gibi yarın da dikkatleri Kuzey Irak’ta olmayı sürdürecek. (Bir not: Daha şimdiden Diyarbakır’dan, Güneydoğu’dan Erbil Üniversitesi’ne gidip okuyan öğrenciler var)
     Saddam sonrası kurulacak bir federasyonda, (bu federasyon etnik değil coğrafi temele de dayansa) ülkenin petrol zenginliğinden pay alarak kalkınacak bir Kürt Federe Devleti, bizim Kürtlerimiz için bir cazibe merkezi olabilir mi?..
     Konuyu niçin buraya getirdim?
     Kuzey Irak’a yalnız Türkiye’nin güvenliği açısından bakmak doğru olmaz, eksik olur. Kuzey Irak’a aynı zamanda Türkiye’deki refah ve demokrasi penceresinden bakmalıyız.
     Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ne kadar huzur ve refah içinde yaşarlarsa, demokrasinin nimetlerinden ne kadar çok yararlanırlarsa, Kuzey Irak da Türkiye açısından o kadar sorun olmaktan çıkar diye düşünüyorum.
     Hele Avrupa Birliği içinde de yer alacak bir Türkiye’nin, Kuzey Irak konusunda fazla zorlanmayacağı, istikrar ve toprak bütünlüğü açısından risklerini en aza indireceği kanısındayım.
     Güvenlik boyutunu elbette göz ardı etmeden, ama daha geniş açılı bir pencereden bakabilmeliyiz Kuzey Irak’a...
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kırk katır, kırk satır

Çetin ALTAN
Kış çilesi, "tezkere" ham hum şaralopu ve Köyceğiz...

Melih AŞIK
Yol arkadaşı...

Fikret BİLA
Uçaksavarlar kime?

Hasan CEMAL
Kuzey Irak’ta Kürt devleti!

Güneri CIVAOĞLU
Tavşan kakası

Abbas GÜÇLÜ
Sabreden kazanır mı?

Hurşit GÜNEŞ
Yardımla beraber bütçe ve borç finansmanı

Nail GÜRELİ
By-pass’lı tezkere

Sami KOHEN
Kuzey Irak’a müdahale nedeni

Mehmet Y. YILMAZ
Dürüst promosyon yapan gazeteye, yüksek tiraj hediye!

Hasan PULUR
Pazarlık ve genç hariciyeci Macit

Meral TAMER
Küresel muhalefete ABD katkısı

Ece TEMELKURAN
Kar kuşları

Güngör URAS
Bankaları yüksek bono faizi yaşatıyor

M. Ali BİRAND
Tezkereyi TBMM'ne red mi ettireceğiz?

© 2002 Milliyet