
|

Kar kuşları
Kar bitmedi. Bitemedi. Bütün sesleri emerek kaplıyor asfaltı beyaz. Bazen tam asfalta değecekken yukarı doğru hareket ediyor taneler. Rüzgarın tüy çocukları... Minnacık hayali manolyalar gibi bu çocuklar; dokununca bozuluyor, değince ölüyor. Yine de durmadan yağıyor.
Kuşlarda da anlaşılmaz bir inat; kuşlar durmadan uçuyor. Bilhassa serçeler, bakmadan canlarının lokma kadar oluşuna, öyle meşgul meşgul, ciddi ciddi.
Bir kuşun işi ne kadar mühim olabilir ki? Kar yağarken nereye yetişmeye çalışır kuşlar? Durmak varken saçaklı sığınaklarda niye kanat çırparlar? Kuşlar bir güncük uçmayıverse ne olur ki?
Bu savaş çıkacak Dizlerini naylonla örtmüş ihtiyar adam. Önündeki mendile dizdiği, bu havada asla satamayacağı ufak tefek şeylere bakıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin önünde eylem var. Çocuklar, polis çemberlerinin arasında sıkışıp kalmış, bağırıyorlar.
Savaşa karşı bağırıyorlar.
"Kızım, kızım!" diyor, "Eylem mi var yine?"
Savaş karşıtı diyorum, çocuklar, diyorum, bağırıyorlar.
"Bağırsınlar" diyor, "Bu savaş çıkmasın! çıkmasın yahu!"
Çıkacak, diyorum. Maalesef çıkacak. Herkes karşı ama... Yine de, işte...
Ellerini çıkarıyor ihtiyar, naylonun altından. Ucuz şarap gibi küfrediyor.
Gülüyoruz niyeyse. Saçma ama, gülüyoruz işte.
"İyidir, iyidir" diyor, "Bağırmaya devam!"
Kaç kişi ölürüz? Bu savaşta kaç kişi ölecek acaba? Bir insan - ben gördüm bir keresinde - bir iki dakikada ölüveriyor. Son bir nefes alıyor derin, sonra gidiveriyor. Aniden uyuyuvermiş gibi, basitçe. Öyle ki, niye kalkıp yürümediğine şaşıyor insan. Ölü insanların yüzü müthiş yaşayanlarınkine benziyor.
Bunu, herhalde öyledir diye düşünüyorum, AKP milletvekilleri de biliyor. Ne anlatayım ben, savaşın olmaması gerektiğini mi, on kere anlattığım şeyleri yeniden mi?
Doğru, her zaman bellidir zaten. Mesele yapabilmekte. Cesaret etmekte... Öyle görünüyor ki, cesaret edemeyecekler. "Biz bu savaşı istemiyoruz" diyemeyecekler. İkna oldukları bütün gerekçelerin ölümün yanında fasarya olduğunu bile bile bu ülkeyi bu savaşa sokacaklar. Başlarına neler geleceğini onlar herhalde benden daha iyi bilirler...
Fakat o ihtiyar adam orada oturacak. Azap gibi, inat gibi. Ben burada, tam burada duracağım böyle. Hiçbir şey olmasa bile, gıcıklık olsun diye.
Kar yağacak yine de. Bitmeyecek. Bitemeyecek.
Kuşların inadı Ama işte her kar yağdığında bu kuşlar uçuyorlar. Ne bileyim ben, uçuyorlar işte. İnat gibi bir şey. Tuhaf. Bütün sesleri emiyor kar yere değdiğinde, bu savaş da belli ki bütün sesleri yutacak. Ama bu kuşlar, hakikaten garipler:
Şak şak şak!
Kanat çırpıp havaya bir ses bırakarak.
Kar yağacaksa yağsın bırak!
Bu kuşlar buradan yine ve hep uçacak!
Şak şak şak!
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|