27 Şubat 2003 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  

 



Türkiye, Kuzey Irak'ta ne yapmak istiyor?

     Türkiye, Kuzey Irak Kürtlerinin son 12 yılda elde ettikleri statüden ve Saddam sonrasında elde edebilecekleri yeni avantajlardan son derece rahatsız. Aslında, son 12 yılda Kürtler kendi kendilerini yönetir oldular. Kendi dillerinde eğitim yapıyor, hatta dış ülkelerde, ankara'da olduğu gibi temsilcilik kuruyorlar, Washington ve Avrupa'da liderleri devlet başkanı gibi karşılanıyorlar.
     Kuzey Irak Kürtleri Bağdat'tan bağımsız bir bölge durumuna gelebildilerse, bunu Türkiye sayesinde gerçekleştirdiler. 91 Körfez savaşı sonrasındaki büyük göçten korkan Ankara, Washington ve Londra'yı zorla ikna edip, Kürt bölgesinin (32 ve 36 ıncı paraleller arasını) korumaya alınmasını sağladı. Böylece, 400 bin kürt göçmen Çekiç Güç sayesinde güvenliksağladı ve geri döndüler. Çokta zenginleştiler. BM kararıyla elde ettikleri Irak petrol parası (yılda 700 milyon dolar) ve Türkiye'ye gelen mazotun Habur sınır kapısına bıraktığı rüşvet ve gelirlerle (tahminen yılda 200 milyon dolar) Batılı Sivil Toplum örgütlerinden (12 yılda yaklaşık 100-150 milyon dolar olarak tahmin ediliyor) gelen desteklerle, kendi başlarına egemen bir bölge yarattılar. Ancak yıllar geçtikçe, Türkiye kendi katkılarıyla gelişen bu yaratıktan rahatsız olmaya başladı. Hele 1996'da Talabani'ye yenilmek üzereyken TSK'nın da desteğiyle kurtulan Barzani'nin tutumu giderek kuşkuları arttırdı.
     Şimdi, Saddam sonrası bu yaratığın daha da güçlenmesinden ve daha da egemen bir kürt bölgesi oluşturmasından kaygılanıyor. Kuzey Irak'a asker sokarak, kürtlerin daha büyük kazanımlar elde etmesini engellemek istiyor.
     Ankara, Kürtlerin bağımsız bir devlet kurmayacaklarını biliyor. Ancak Federatif bir yapıyla yaşamalarını dahi istemiyor. Kürtlerin, Kerkük-Musul petrollerine el koyup zenginleşme olasılıklarını durdurmak, Saddam sonrası kurulacak yeni Irak yönetiminde kürtlerin tamamen Bağdat'a bağlı şekilde yaşamalarını sağlamak ve savaş sonrasında Peşmergelerin silahsızlandırılıp Irak ordusunun bir parçası durumuna sokulmasına çalışılıyor. Ankara'yı özellikle de, Peşmergelerin ağır silahla donatılması ve sonrasında silahlandırılmaması olasılığı rahatsız ediyor. Zenginleşen, kendi kendini yöneten ve silahlanmış Kuzey Iraklı Kürtlerin daha kolaylıkla bağımsızlık ilan edebileceklerinden kaygılanılıyor.
     
     KÜRT TEPKİLERİ BUNDAN KAYNAKLANIYOR
     İşte Kürtlerin tepkileri bundan kaynaklanıyor. Türklerin Kuzey Irak'a binlerce asker sokmasına karşı çıkıyorlar. Bu şekilde bugüne kadar elde ettikleri siyasi kazanımları ve savaş sonrasında elde edebilecekleri yeni kazanımları kaybetmekten korkuyorlar.
     Bundan dolayı da, "Türk askeri gelmesin " diye tepki gösteriyorlar. Kürtler, Kuzey Irak'a girecek olan Türk askerini bir daha çıkaramayacaklarını ve sonunda kendileri açısından tehlikeli bir durumun doğacağına inanıyorlar. Saddam sonrasındaki dönemde tekrar Irak'lı olmak, Bağdat'a bağlanmak istemiyorlar. Egemen Kürt bölgesinde bağımsızlığa gidemeseler dahi, kendi kendilerini yönetebilecekleri bir statü kurmanın mücadelesini veriyorlar.
     Özetle, Türkiye ile Kuzey Irak Kürtleri arasında, ABD üzerinden siyasi bir pazarlık yapılıyor. Ankara Kürt oluşumunu en aza indirmeye çalışırken, Kürtler ellerine geçen fırsatı kaçırmama çabasındalar.
     
      * * *
     
ACABA DOĞRU MU YAPIYORUZ?
     Türkiye, Kuzey Irak Kürtlerinin giderek federal bir yapıya kavuşmasını neden istemiyor?
     İlerde bu yapının Türkiye'deki Kürtleri heveslendirmesinden ve aynı statüyü talep etmelerinden kaygılanıyoruz. Olaya genel güvenlik açısından bakıyoruz. Kürt vatandaşlarımızı mutlu edemediğimiz, onlara yeterince iş-aş veremediğimiz taktirde, hemen yanıbaşlarında kendi ayakları üstünde yaşayan bir Kürt oluşumunun doğmasını ve bizimkileri heveslendirmesini engellemeye çalışıyoruz. Uzun vadeli strateji açısından belki doğru, ancak genel yaklaşımımız acaba doğru bir yaklaşım mı?
     Amaçlarımıza ulaşmak için galiba hoyratça davranıyoruz.
     Bizi yeterince adam yerine koymadıklarından dolayı Amerikalılara kızıyoruz, ancak aynı yaklaşımla bizde Kuzey Irak Kürtlerini küçük görüyoruz. Onlara birer basit aşiret üyesi muamelesi yapıyoruz. Toplantılarına gitmiyoruz. Ellerinde yeterli silah bulunmamasından dolayı, cılız görüyor ve tepeden bakıyoruz.
     Belki farkında değiliz ancak, Kuzey Irak'ta bir bağımsızlık girişimini engellemeye çalışırken Türkiye'yi düşman gören 4 milyonluk bir toplum yaratıyoruz.
     Acaba bu akıllı bir politika mı?
     Bölge Kürtlerine acaba kim daha cazip gelir?
     Kendi Kürt vatandaşlarına aş-iş imkanı sağlamış , AB üyesi olmuş ve demokratik bir ortam Türkiye mi cazibe merkezi olur, yoksa her tarafı kapalı, dışa açılmak için Bağdat-Tahran-Şam veya Ankara'ya muhtaç bir Kuzey Irak mı?
     Olaya salt güvenlik açısından mı bakmalıyız? " Yılanın başı görüldüğü yerde ezilmeli... Bizim istemediğimiz oluşumlar güçle dahi olsa durdurulmalı" anlayışı uzun vadede ters tepmez mi?
     Bunun yerine, Kuzey Irak'ta Türkiye'nin koruması altında, Türkiye'ye bağımlı bir oluşuma destek verilse daha iyi olmaz mı?
     Bu yaklaşımı Turgut Özal ortaya atmıştı. O dönemde hiçbirimiz kabul etmemiştik. Ancak bugün daha gerçekçi görülüyor.
     Bazı gelişmeleri zor kullanarak yavaşlatabilirsiniz, ancak hiçbir zaman durduramazsınız. Aksine, aynı gelişmeleri kendinize bağlayabilirsiniz. Acaba düşman mı yaratmak, yoksa kendinize bağımlı bir dost mu daha yararlıdır?
     Ne dersiniz, yanılıyor muyum?
     
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )     
     
     mabirand@e-kolay.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Amerika’ya güvenilir mi?

Çetin ALTAN
Köyceğiz’de askere giden gençlere sevgi gösterisi...

Melih AŞIK
Güney problemi

Fikret BİLA
‘Kürtlere silah’ krizi sonunda bitti!

Hasan CEMAL
Savaşa karşıyım ama...

Yılmaz ÇETİNER
Savaşı unut, düğüne bak!

Güneri CIVAOĞLU
Savaşın nefesi

Can DÜNDAR
Bugün savaşa gidiyoruz

Hurşit GÜNEŞ
Faizler ne zaman düşecek?

Doğan HEPER
Irak savaşı değil Kuzey Irak savaşı

Sami KOHEN
Zor(unlu) karar...

Hasan PULUR
Eğer David Hotham bugünleri görseydi

Derya SAZAK
Savaş tezkeresi

Meral TAMER
Neden kalkınmış tek Müslüman ülke yok?

Güngör URAS
‘Haysiyet’ çok önceden gitti

Serpil YILMAZ
UND’de ‘1 milyon mark’ depremi

M. Ali BİRAND
Türkiye, Kuzey Irak'ta ne yapmak istiyor?

© 2002 Milliyet