
|

Yanlış doğru
Oylanmadan önce tezkerenin MGK’da görüşülmesi "doğruyu, yanlış yapmaktır." Şöyle ki... Türkiye üzerinden 40 bin dolaylarında ABD silahlı gücü Irak’a geçecek.
Türkiye üzerinden ABD uçakları havalanarak Irak’ı bombalayacak. Türkiye’den cephe açılmış olacak.
Üstelik bunlara "izin verme kararının Anayasa’ya ve uluslararası hukuka uygunluğu" tartışmalı olacak...
Hükümet, TBMM’de büyük çoğunluğa sahip. Kararı da alır.
"Anayasa’nın 92. maddesinde yer alan uluslararası hukuka uygunluğu Meclis yorumlamıştır" diyebilir.
Fakat... Aradan birkaç ay geçip Türkiye’ye al bayraklara sarılı şehit cenazeleri gelmeye başladığında, böylesine kuşkulu bir hukuk ortamında bu kararı alanların ya da aldırtanların dünyası kararabilir.
Cumhurbaşkanı, "uluslararası meşruiyet ölçütlerini" hatırlatıyor. Sözcüsü İldem, "Sayın Cumhurbaşkanımızın görüşleri değişmiş değildir" diyor. Yani "uluslararası hukuka meşruiyet için Çankaya’nın aradığı BM Güvenlik Konseyi kararı veya antlaşma gereğine" işaret ediyor.
Bunların ikisi de yok. Muhalefet de karşı.
Asker kenara çekilmiş "karar yasama meclisinindir" diyor. Kısacası AKP hükümeti ve AKP milletvekilleri, Türkiye’yi savaşın içine de atabilecek tarihi kararı tek başına omuzlarına almak durumunda kalıyor.
Allah benzetmesin...
Osmanlıyı, Almanya’yla anlaşarak 1. Dünya Savaşı’na bir oldu bittiyle sokan İttihat Terakki’nin paşalarına benzeyebilirler.
Sorumluluğu paylaşmak Bu nedenle devletin hafızası ve geleceğinin pusulası olan MGK’da Cumhurbaşkanlığı ve Silahlı Kuvvetler’le de tezkere için ortak iradeyi birlikte oluşturmak ve sorumluluğunu paylaşmak bilinçli bir tavırdır.
Ayrıca...
AKP grubundaki tereddütleri de büyük ölçüde giderebilir.
Dün konuştuğum "tezkerenin oylamasında karşı oy kullanacağını" söyleyen AKP milletvekilleri de "eğer, MGK’dan karar için olumlu görüş açıklanırsa biz de olumlu oy kullanabiliriz" dediler.
Böylece yabancı asker bulundurma ve başka ülkeye asker gönderme kararı, TBMM’de büyük bir çoğunlukla kabul edilebilir.
Zaten CHP karşı tavır koyarken, Çankaya’dan uyarılar gelirken bir de AKP grubunun bölünmesi tezkereyle alınacak kararın arkasındaki siyasi iradenin yeterince güçlü olmadığı izlenimini verirdi.
Öte yandan... Hala üzerinde anlaşılmamış noktalar varsa, ABD ile anlaşma imzalanmamışsa başta, Kuzey Irak’ta Kürt devletinin kurulmasını önleyecek güvenceler nedir sorusunun cevabı olmak üzere pek çok nokta hala karanlıktayken, neye dayanarak ABD’ye "Buyurun 10 binlerce askerinizle gelin ve Türkiye üzerinden Irak’a cephe açın" denebilirdi?
Zaman kazanıldı.
Ama devletin beyni olan MGK’da devlet sırrı gibi görülen bu konular açıkça konuşulur ve MGK’da bir irade oluşursa "EVET" oyları istemek için bir referans yerine geçebilir.
Bütün bu nedenlerle TBMM oylamasından önce MGK’da bir iradenin oluşmasını istemek doğru olanıdır.
Rötarlı sağduyu Yanlış olana gelince...
Bütün bu nedenler ortadayken ve 28 Şubat’ta MGK’nın toplanacağı bilinirken AKP’yi yönetenler neden önce salı sonra da perşembe günü tezkerenin TBMM’de oylanacağını söylemişlerdir?
Konunun önce MGK’da görüşülmesi gereğini, son anda mı akıllarına getirdiler?
Bu kadar mantık dokusu sağlam gerekçelerin AKP’yi yönetenlerin aklına son anda gelebilmiş olması düşündürücüdür.
Bundan sonra çok daha ağır yaşayanacak krizin yönetilmesi bağlamında kuşkular vermiştir.
Oysa...
Bugüne kadar şu son MGK hatası ya da daha önceki birkaç - daha hafif - hatanın dışında performansları kötü değildi.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|