
|

Duygusal gerçekçilik
Sayın AKP milletvekilleri, Size birkaç sorum olacak. Bu soruları cevaplayabiliyorsanız, canları temsil eden canınız ne isterse, halkların kaderini elinde tutan paşa keyfiniz ne çekerse onu yaparsınız. Gelelim sorulara:
Öncelikle beyler, siz ne zaman "devlet adamı" oldunuz? Şiirler okuyup, gönül telini titretenler tadında konuşarak Başbakanlığa kapağı atan liderleriniz hangi arada "devlet adamı" kılığına bürünüverdi? Bu kadar hızlı değişilemeyeceğine göre siz nicedir bu çok eleştirdiğiniz ama konforuna kolay alışılan, "devletin yüce çıkarları" kutsal üçlemesiyle dilediği her şeyi meşrulaştıran devlet adamlığı gömleğini içinizde mi bekletirdiniz yoksa? Beyler, açık konuşalım, siz bizi kandırdınız mı?
"Duygusal davranmanın zamanı değil" diyor Abdullah Gül. Siz "duygusallığa" iktidara gelmeden önce meydanlarda konuşurken kullandığınız bir "araç" olarak mı takılıyordunuz? Siz basbayağı reel - politik’in ehliymişsiniz, ne diye meydanlarda ağlaşıyordunuz?
***
Türkiye’deki devlet geleneğine, kısır siyasi döngüye bir alternatif, yeni bir nefes olarak geldiğinizle övünüyor, bayramlık çocuklar gibi şen "yeni bir sayfa açıldığını" söylüyordunuz. O sırada adını muhalifler listesinin başına yazdırmış yazarlar, akademisyenler de size alkış tutuyordu, o da ayrı mesele. Siz, yeni bir dönemin başladığını ilan ediyordunuz. Bizi şaşırtacaktınız. Sizi bizi böyle mi şaşırtmayı planlıyordunuz?
Beyler, siz bu para pazarlıklarını kimin için yapıyorsunuz? Bu memlekette kimse ABD’nin küçük askeri olma karşılığında alınacak bu parayı istemiyor. Öyleyse beyler, siz bu parayı kimin için istiyorsunuz? Daha açık sorayım:
Sayın AKP milletvekilleri siz bu parayı iktidarınızı korumak için mi istiyorsunuz? Savaşa izin vermezseniz çokuluslu şirketler iktidarınızın boğazını sıkar diye mi korkuyorsunuz? IMF istemezse iktidardan düşeriz diye mi titriyorsunuz? Bu savaşa hayır derseniz bu ülke, topyekün sizin yanınızda olacak, buna niye güvenmiyorsunuz? Yoksa siz iktidara gelirken çok inandığınız halka artık inanmıyor, kıymet vermiyor musunuz? Beyler siz artık halka değil de iktidarın gücüne mi inanıyorsunuz? Kaldı ki, iktidardan düşerseniz ne olur ki? Yoksa siz iktidarı artık bir an olsun ayrı kalamayacak kadar mı çok seviyorsunuz?
***
Vicdan, mağduriyet, meşruiyet... Bütün bu sözcükleri seçilmeden önce tekelinize almıştınız. İnsanları vicdanlı, mağdur ve meşru olduğunuza inandırmıştınız. Şimdi siz kendinize hala inanıyor musunuz? Beyler, siz sabahları Meclis’e gitmeden önce aynaya bakıyor musunuz?
Sayın AKP milletvekilleri,
Meclis’te tezkereyi niçin kapalı oturumlarda görüşüyorsunuz? Açık sorayım, utanıyor musunuz? Yoksa siz artık kendi kendinize bile inanmıyor musunuz? Bunu anlarım çünkü, savaşı savunurken insan kendinden utanabilir. Sorum şudur, kendinizden utanacağınız şeyleri yaparken bizi de utandırdığınızı biliyor musunuz?
Sayın milletvekilleri, biz kendimiz ve çocuklarımız için onurlu bir gelecek için istiyoruz. Siz ne istiyorsunuz?! İnsanlar, sizin parti binalarınızın karşısında, her gece saat sekizde bağırarak bunu soruyor, duymuyor musunuz?
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|