
|


"İki plağı çevirmekle DJ olunmaz"
Türkiye’nin en iyi DJ’lerinden Murat Uncuoğlu bu işte başarıya ulaşmak için yenilik yapmanın şart olduğuna inanıyor. Dünyadaki gelişmeleri internetten izleyen Uncuoğlu, "DJ’lik konsantrasyon gerektiriyor. Bir plağı koyduğunda arkasından beş plağı daha düşünüyorsun" diyor
YİĞİT KARAAHMET
Türkiye’de elektronik müzikle ilgilenip de Murat Uncuoğlu’nun adını duymayan neredeyse yok. Hazırladığı bazı demolar şu anda yurtdışında birçok DJ’in playlist’ine girmiş durumda. Eğer değişiklik olmazsa mart ayında Japonya’ya, ardından Avustralya’ya gidecek.
1969 doğumlu Uncuoğlu, Fransız lisesi St. Benoit’yı bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fransız Filoloji’sine girdi. Ama lise yıllarında başladığı DJ’lik daha ağır bastığı için iki yıl sonra bıraktı. Ve Londra’ya ses mühendisliği okumaya gitti.
DJ’liğe ilginiz küçükken mi başladı? Küçüklüğümden beri aletleri kurcalarım. Televizyonun hoparlörünü müzik setine takar, odaya pikap bağlar, oradan söktüklerimi arabaya bağlardım. Bu arada plak, kaset ve CD biriktirmeye de başladım. Sonra öyle bir arşiv oldu ki, "Şu gelmedi, gelip çal partilerde" dönemi başladı. Ev partilerine gidiyordum. Herkes bir enstrümana yakınlık duyar ama ben enstrümandan çok elektroniğe ilgi duydum. Bunu yapmasam başka bir iş yapamazdım zaten.
DJ’ler genelde takma isim kullanır. Ama siz kendi isminizi kullanmayı tercih ediyorsunuz... Hepsinin yok aslında. Birçok ünlü DJ kendi ismini kullanıyor. Murat Uncuoğlu da takma isim gibi zaten.
Soyadınız işi biraz bozuyor gibi. Yaa, sorma. Yabancıların hiçbiri söyleyemiyor. Burada afiş tasarlayanlar nefret ediyor benden. Adam bir tasarım yapıyor, ismimi sığdıramıyor.
"Ben yapmasaydım başka biri yerimde olacaktı"
"Türkiye’deki en başarılı DJ’ler kimler?" diye sorulsa sizin isminiz ilk akla gelenlerden. Bunu neye bağlıyorsunuz? Başarı tartışılabilir bir şey. Ben yaptığım işe hakikaten değer veriyorum. Birçok şeyi bir arada götürmeye çalışıyor, DJ’liğin bu yüzyılda iki plağı çevirmek olmadığına inanıyorum.
Sizin inandığınız DJ’lik nedir? Yenilik yapmalı. Bunun için birçok elektronik cihaz var zaten. Bu işin mutfağında bulunabilirsin. Birçok DJ "Biz neden isim olamıyoruz?" diye yakınıyor. Olmak için farklı bir şey yapman lazım. Belki ilk ben yapmasaydım başka biri benim yerimde olacaktı. Biraz da ilk olmanın ekmeğini yediğimizi de kabul ediyorum.
Yeniliklerin çok önemli olduğunu söylüyorsunuz. Bunları siz nasıl takip ediyorsunuz? İnternet sayesinde. Her yerle bağlantım var. Bütün plakçılarla falan bağlantıya geçiyordum. Şimdi herkes 24 saat bağlantıda.
"Kabinde maymun gibi durmaktan utanıyorum"
Çalarken neredeyse kimseyle ilgilenmiyorsunuz. Sizin için "Türkiye’nin en cool DJ"i deniliyor. Ben görünmek bile istemiyorum esasında. Utanıyorum orada maymun gibi durmaktan. Tamam orada herkesin DJ’le bir ilişkisi var ama esas önemli olan insanların müzikle ilişkisi. Bir de ben uzun çalmayı seviyorum. Çünkü konsantrasyon gerektiriyor. Bir plağı koyduğunda arkasından gelecek beş plağı düşünüyorsun.
Ama insanlar genellikle karşısındakinin de onlar gibi eğlendiğini görmek ister. Bana "Zıplasana, hoplasana" diyorlar. Hayranlarımız var ama ben öyle peşimde olmalarını istemem. Aslında bayağı eğleniyorum. Diğer DJ’lerden de iyi olan varsa 6-7 saat kulüpten çıkmadığım oluyor.
Aynı zamanda Radio Oxigen’de program yapıyorsunuz. Radyoculuktan memnun musunuz? Arada nasıl bir fark var? Radyoda baş başasınız. Hiçbir kötü tepki yok. Değişiklikler yapabiliyorsun. Boşluk verdiriyorsun, efekt giriyorsun. Ama kulübü tercih ederim.
Bu işi uzun zamandır yapıyorsunuz. Çok para kazandınız mı? Yurtdışıyla karşılaştırıldığında bizimki çok küçük bir meblağ ama yine de iyi. Çünkü yurtdışında 20-30 bin dolar alan DJ’ler var. Yurtdışına daha çok fiyat söylüyoruz o yüzden.
"Dünyada uyuşturucu, bizde müzik önde"
Yakında Japonya ve Avustralya’ya gideceksiniz çalmak için. Oralarla nasıl bağlantıya geçtiniz? Evet, 28 Mart’ta Japonya’da, nisanda da Avustralya’da olacağım. Japonya’da parti düzenleyen bir DJ bizim bir parçamızı kullanmıştı. Sonra bu parçayı çok beğendiğini söyleyen bir e-posta yolladı. Bunun üstüne bir de İngiltere’de Kiss FM’de misafir DJ olarak çalınca çok beğendiler, "Gel bir de burada çal" dediler.
Yurtdışında sizi dinlediklerinde nasıl tepki veriyorlar? Çok şaşırıyorlar. İlk başta "Türkiye’den DJ gelecek, ne çalacak yaa? Arapça mı?" diyorlar. Tabii bizim o piyasaya girmemiz çok zor. Özellikle buraya gelen DJ’ler çok şaşırıyorlar.
Nedir onları bu kadar şaşırtan? Atmosfer ve ortam. Dünyada hep uyuşturucuyla müziği bağdaştırmışlardır ya... Dünyada müzik çok gerilere gitti; uyuşturucudan, ortamdan sonra geliyor. Bizde hâlâ müzik önde. İnşallah hep böyle kalır. O yüzden burada bir enerji buluyorlar. Dışarıda kulüplerin düşmesinin sebebi de bu bence.
Uncuoğlu’nun ‘en’leri
Çalmaktan en çok keyif aldığı partiler: Maslak 2019’da çaldığı geceler, Çeşme’deki Faithless konseri, Bughole’da Sasha’yla beraber çaldığı parti, 12 bin kişilik tekno festivali, Massive Attack konseri. Türkiye’de en çok sevdiği DJ’ler: U.F.U.K, Cure-shot, alternatif DJ’lerden Yakuza, Naki. Türkiye’deki en iyi kulüpler: Switch, Jukebox, alternatif performans merkezi olarak Babylon, Ankara’da Face’s, İzmir’de Box, Eskişehir’de Buddha Bar. Çalmayı en çok sevdiği tarz: Deep house, progressive house.
CUMARTESİ


"İki plağı çevirmekle DJ olunmaz"
"İyi oyuncunun her şeyine katlanırım"
Üçüncü sayfa haberleri TV’de
Sanatla işbirliği halinde
Ne var, ne yok?
Padişah efendimiz
"Petek Dinçöz tek başına bütün Türk şiirine bedel"
"Masal Gibi Bilmece"
SAYFA BAŞI

|
|

|