
|


Dahinin kadınları
Dahi ressam Rembrandt’ın yaşamını beyazperdeye yansıtan film, görüntü ve sanat yönetiminin yanı sıra Klaus Maria Brandauer’in oyunuyla dikkat çekiyor
ALİN TAŞÇIYAN / alin.t@milliyet.com.tr
Sanat tarihinin en önemli ressamlarından Rembrandt’ın yaşamını beyazperdede izlemek apayrı bir zevk. Figürlerini belirgin hatlarla çizmek yerine açık-koyu etkisiyle tuvale yansıtan, ışığı bu konunun ustası sayılan diğer Flaman ressamlara fark atacak bir beceriyle kullanan bir dahiydi Rembrandt. Onu atölyesinde, şövalesinin başında, elinde fırça, karşısında model ya da sofrada, karısı, aşığı ve çocuklarıyla birlikte kanlı canlı görmek hoş bir duygu. Hele fırsat bulanların Rijksmuseum’da, Louvre’da; bulamayanların sanat kitaplarında görüp hayran olduğu tabloları Rembrandt’ın bizzat yapışına tanık olmak! Kısaca biyopik dediğimiz biyografik filmlerin büyüsü de burada, değil mi?
Aile filmi!
Charles Matton, eşi Sylvie’nin "Ben Rembrandt’ın Fahişesi" adlı romanından uyarladı filmi. Erkek kardeşi Nicolas müziği yaptı, oğulları da Rembrandt’ın oğullarını canlandırdı. Matton ailesinin elinden çıkma, oldukça pahalıya mal olan "Rembrandt", çok başarılı bir görüntü ve sanat yönetimine sahip. Aşağı yukarı . Bütün dönem filmleri ve biyografiler gibi "Rembrandt"ın konusu da bu başarının yarattığı görkemin içinde boğuluyor. Ama Klaus Maria Brandauer’in rolüne uygunluğu ve üstün performansı dahi ressama gerçekten soluk aldırıyor. Istvan Szabo’nun Oscarlı "Mefisto"su ve trajik sonlu "Hanussen"i olarak tanınan Brandauer, biraz gösterişli ve teatral jestlere sahip olmasını Rembrandt gibi güçlü bir kişiliği canlandırırken avantaj olarak kullanıyor.
Portreler değişti
Anlatımın tutarlı olması için Rembrandt’ın otoportreleri de portreleri de kopyalanıp birkaç rötuşla filmde rol alan oyunculara benzetildi. Böylece aradaki bariz benzerlik farkının izleyiciyi yabancılaştırması önlendi. Resimler de rahatça ön plana çıkarılabildi.
"Sinema ve Edebiyat" kuşağında yayınlanacak filmle ilgili başlıca eleştiri ressamın özel yaşamına fazlaca yüklenilmesi, "Napolyon ve Aşkları" benzeri bir yaklaşımın tercih edilmesi. Ama kadın oyuncular Beethoven’in ölümsüz aşkı olarak izlediğimiz Johanna Ter Steege ve usta Fransız aktör Richard Bohringer’nin kızı Romane Bohringer olunca ortada şikayet edecek faktör kalmıyor.
TRT 2 / 22.05
PAZAR


"Türkiye’nin ne kadar değiştiğini gördüm..."
Clinton, James Bond’da oynarsa...
İki kadın 2,5 milyar liraya ilk teknelerini yapıp sattı
"Güncel sanata karşı önyargılı olmayın"
"Dizilerimi kalabalık içinde seyredemem, utanırım"
Yıllanmış şarap içme sanatı
Genç Birleşmiş Milletçiler
"Kendimi sorgulayan bir yapım var"
Dahinin kadınları
Heyt babalar be!
Lokanta gibi lokanta
Aşk all’arrabbiata
Sevginin göz kamaştıran sembolü
İncilere kıymayın efendiler!
Kediler ve aşklar
Oyuncak yapamayan ülke büyümez
SAYFA BAŞI

|
|

|