07 Mart 2003 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  

 



Org. Özkök hepimizi çok düşündürdü

     Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1 inci Başkanı (yani Genelkurmay Başkanı) Org. Hilmi Özkök, göreve geldiğinden itibaren belirli kıstaslar yerleştirmeye çalışan, nadir Genelkurmay Başkanlarından biriydi.
     Komutanlarının veya karargahının, eskiden olduğu gibi demeçler vermelerine soğuk bakmış, TSK'nın siyasi açıklamalarını durdurmuş ve gerektiği taktirde ya kendinin veya 2 inci Başkan ile Genel Sekreterin TSK adına konuşabilecekleri kuralını getirmişti.
     Özkök, AB'ye tam üyeliğe giden Türkiye'nin, Kopenhag kriterlerine uyumu yolunda TSK'yı -zor olsa dahi- belirli sınırların içine çekmeye başlamıştı. Böyle hareket etmenin, TSK'nın kamuoyunda itibarını, hatta ağırlığını azaltmayacağını bildiğinden olsa gerek, bu kurallara da öncelikle kendi uymuştu. Yeni bir dönemin sayfasını açıyordu. Ne yazık ki, bu çabaları belki de biz "sivillerin" beceriksizliği yüzünden darbe yedi.
     Tezkere tartışmaları, Türk toplumunu yöneten veya etkileyen kesimlerin sivilleşmek istemediğini veya sivilleşmeyi içlerine sindiremediklerini gösterdi.
     Medya başta, en demokratlarımızda, siyasilerimizde dahi, devlete ve TSK'ya tapınma, bütün kararlarda askerin sözünü arama ve dinleme merakı var. Askerin "kararı siz verin, biz uyarız" demesine rağmen, kollarından çekip işin içine sokma arzusundayız.
     Örneklerini birlikte yaşadık.
     "Tezkere konusunda asker neden konuşmuyor? TRT antenleri hakkında bile görüş açıklarken, şimdi neden susuyorlar? Acaba işin içinde birşey mi var?" dedik.
     Milliyet'teki "Asker rahatsız" manşeti işleri daha da karıştırdı. Fikret Bila'nın gazeteciliğinin ne kadar düzgün olduğunu bilenlerimiz, bu manşet üzerine daha da şaşkına döndüler ve açıklama bekler oldular. (Org. Özkök, konuşmasında bu sözü söyleyeni bildiğini ve bir daha konuşmaması gerektiğini de üstü açık şekilde belirterek, çok kişiyi şaşırttı)
     Hele son MGK toplantısından hiçbir tavsiye kararı çıkmayınca, ben de dahil çoğumuz "Asker AKP'ye destek veriyormuş gibi görünmek istemedi. Tezkerenin sorumluğunu AKP'ye yıkmak için sustu" yorumunu yaptık. Kimimiz, bu tutumundan dolayı Genelkurmayı dahi suçladı.
     Hiçbirimiz askerin suskunluğunu doğal karşılamadık. Hükümetin tezkereyi, TSK ile anlaşarak hazırlamasının çok normal olduğunu düşünmedik. Hep bir bit yeniği aradık. Onları hep konuşmaya, görüş açıklamaya zorladık.
     Sonunda da istediğimiz oldu.
     Bir de baktık ki, TSK tezkereyi destekliyor. Ülke açısından kötünün iyisi olduğunu söylüyor.
     Bu yetmiyormuş gibi, bir de ne görelim... Dün tezkereye HAYIR diyenler ardı ardına televizyonlara çıkıp Özkök paşaya övgüler yağdırdılar. Sanki toplumda alay eder gibi, adeta birden bire tezkerenin nimetlerini keşfettiler.(!)
     Org. Özkök doğruları söyledi. Uluslararası ilişkilerdeki doğruları gösterdi. Mantığın gerektirdiği hareket tarzını belirtti. Ülkenin uzun vadeli çıkarları açısından tezkerenin önemine işaret etti. Gül hükümetinin yapması gerekeni, geçte olsa yerine getirdi.
     
     Peki şimdi ne olacak?
     Şimdi sorulan soru şu: 2 inci tezkere gelecek mi?
     Gelirse geçecek mi? Yoksa inatlaşmaya mı gidilecek?
     Böyle bir durumla karşı karşıya kalınırsa parlamenterlerimiz ne diyecekler?
     Saygınlık-Demokrasi övünmeleri ne olacak?
     Haksız mıyım?
     Neden biz siviller sorumluluklarımıza sahip çıkmıyoruz ve illaki askerlerin görüşünü almak, önemli konularda TSK'nın arkasına saklanmak istiyoruz?
     Asker kendini değişime, AB'ye hazırlıyor, ancak bizler kafalarımızı değiştiremiyoruz. AB'ye bizler uyum gösteremiyoruz.
     Ne yazık değil mi?
     
     * * *
     
2 inci tezkerede paraya dokunmayın
     Eğer 2 inci tezkere gelecekse, hepimizin dikkat etmesi gereken iki temel nokta var:
     1. Aman paketin parasal bölümüne dokunmayın. Varılan anlaşmada neye karar verildiyse aynen kalmalı. 1 dolar dahi arttırılmamalı. ABD önerse dahi, Türkiye reddetmeli.
     Eğer rakam yükseltilir, hatta koşulları iyileştirilirse, Uluslararası kamuoyunda "Türkiye topraklarını parayla satar" izlenimi, daha da büyüyecektir. İlk verilen parayı beğenmemiş, takiyye yapıp TBMM'ne red oyu verdirilmiş ve artış sağlamış bir ülke durumuna düşürülür. Bu damgadan da kurtulmak imkansızlaşır.
     
     2. 2 inci tezkere paketinde mutlaka önemli bir değişiklik sağlanmalıdır. Sadece nokta ve virgülleriyle oynanarak getirilecek bir tezkerenin kabul edilmesi, demokrasimize gölge düşürecektir. Kimse, bu defa AKP liderliğinin işi ciddiye aldığını ve daha önce yapması gerekeni şimdi gerçekleştirdiğine inanmayacak ve "Asker höt dedi, TBMM kabul etti" izlenimi doğacaktır.
     Artık soğukkanlı davranalım, uzun vadeli çıkarlarımızı iyi değerlendirelim, Uluslararası ilişkilerin gerçeklerini görelim ve inatlaşmadan "kötünün iyisini" kabul edelim.
     
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )     
     
     mabirand@e-kolay.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kürtler ve asker

Çetin ALTAN
Savaş şarkıları ve dağ başında bir kokoreççi...

Melih AŞIK
Yarım doktor..!

Fikret BİLA
Baykal ve tezkere

Hasan CEMAL
Çok parçalı iktidar oyunu!

Abbas GÜÇLÜ
Önlük, ödev ve çantasız eğitim

Mehmet Y. YILMAZ
Bunları söylemek Başbakanın göreviydi

Hasan PULUR
Kim bu adam, kim?

Derya SAZAK
1914 şartları

Meral TAMER
Neden kalkınmış tek Müslüman ülke yok? (7)

Ece TEMELKURAN
‘Kötü’ ve ‘daha kötü’

Güngör URAS
Kömür varken gaza para ödüyoruz

M. Ali BİRAND
Org. Özkök hepimizi çok düşündürdü

© 2002 Milliyet