09 Mart 2003 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  

 



Düttürü, düttürü, düttürü, düt...

     Fransız İhtilali’nden sonra, aristokratlar egemenliğinin sözde yerine geçen halk egemenliği de; abartmalı bir hamaset edebiyatı arkasında evrensel bir demagoglar saltanatını yarattı...
     Artık evlerdeki TV’lerden, binbir ayak oyunlarıyla üçkağıtçılıklarını, dakikası dakikasına izleyebildiğimiz demagoglar saltanatını...
     Bir saltanatın iç yüzü, dış yüzüne ağır basmaya başladığında; suyu da ısınmaya başlar... Onların horozluğunu ettiği yerel çöplükler, evrensel bir bahçeye dönüşme rotasına girer.
     Ve bir de bakarsınız, 20. yüzyılın ilk yarısında milyonlarca gencin ölümüne neden olmuş Fransa’yla, Almanya’nın frankı ve markı "euro"da bütünleşivermiş...
     Savaşlarda ölüp gitmiş milyonlarca genç de, "meçhul asker anıtı"ndan ibaret kalmış.
     Üç yüz yılı bile bulamayacağı anlaşılan demagoglar saltanatı, doğrusu çok pahalıya mal oldu insanlığa...
     Daha yüz yıl önce, "dünya vatandaşlığı"nı öngörmüş düşünür ve sanatçılar, Türkiye’de de vardı.
     Tevfik Fikret, "Haluk’un Amentüsü"nde şöyle diyordu:
     Toprak vatanım, nev - i beşer, milletim; insan,
     İnsan olur ancak bunu izanla, inandım.
     ***
     Pazar sabahı, dostların kafasında daha fazla ütü gezdirmeyelim.
     Şimdi bir soru:
     - Gelişmiş ülke demagoglarıyla, bizimkiler arasında ne fark vardır?
     - Gelişmiş ülke demagogları, İsveç jimnastiği yaparak gösterirler hünerlerini. Bacakları açık, öne eğilmiş gövdelerinin üstüyle, bellerinin ekseninde sağa sola daireler çizerler; geriye doğru eğilip, elleriyle köprü kurarlar; sık sık "eller yukarı - eller omuza" yaparlar...
     - Ya peki bizimkiler?
     - Bizimkiler, ellerinin parmaklarını kenetleyerek; başparmaklarını, önce öne doğru çevirmeye başlarlar... Tezkere konusunda olduğu gibi...
     - Sonra?
     - Sonra da, tersine çevirmeye başlarlar başparmaklarını...
     - Hepsi bundan mı ibarettir?
     - Evet... Ellerini kenetleyip, başparmaklarını bir öne doğru, bir geriye doğru çevirmekten başka bir marifetleri yoktur.
     ***
     Şakir Eczacıbaşı’nın, Bernard Shaw’ın çarpıcı görüş ve sözlerinden derlediği "Gülen Düşünceler" yapıtını karıştırırken rastladıklarımızdan, renkli birkaç Shaw füzesi:
     "Kahramanca can vermek, yeteneksiz kişilerin ünlü olabildikleri tek yoldur."
     "Aptal bir adam utanılacak bir şey yaptı mı, görevini yerine getirdiğini söyler."
     ***
     1945’den sonraki yıllarda, Türkiye’nin "küçük Amerika" olacağı propagandası yaygındı.
     Anlı şanlı siyasetçiler, kürsülere çıkarlar ve bangır bangır bağırırlardı:
     - Yakında küçük Amerika olacağız...
     Öğrenci argosunda, erkek öğrencilerin kendi pipilerini, kendi adlarının başına bir "küçük" ekleyerek simgeleştirdiklerini bilmiyorlardı... Örneğin, Özer, Beşir’i uyarırdı:
     - Hişt, önün açık kalmış, senin küçük Beşir görünüyor...
     Neyse ki zamanla "küçük Amerika" olma propagandasının yerini, "büyük Türkiye" olma propagandası aldı...
     Yine önceleri resmi bayramlarda, "Altay’dan attığım ok, Alp Dağları’nı aştı" türünden şiirler söylenirdi.
     Şimdi siyasal gözlemciler, bunları da şöyle değiştiriyorlar sanırız:
     "Uçurduğun balonlar, Washington’ları aştı..."
     ***
     Bektaşiye sormuşlar:
     - Politikacılar nerede eşdeğerde olurlar?
     Bektaşi erenler:
     - Tuvaletlerde, demiş; sifonu çektiklerinde kendileri de kaybolmamaları koşuluyla...
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Düttürü, düttürü, düttürü, düt...

Melih AŞIK
Falımızda ne var?

Fikret BİLA
Yakış: Kasten beklemiyoruz

Hasan CEMAL
Savaşla daldan dala...

Güneri CIVAOĞLU
Kurbağanın gözleri

Can DÜNDAR
Önce leylekleri vurdular

Abbas GÜÇLÜ
Askerden sonra polis de...

Mehmet Y. YILMAZ
Bir yanlış mı var? Önce aynaya bak!

Hasan PULUR
"Havada Bulut"u seyrederken

Derya SAZAK
Pascal bizi diskoya götür

Meral TAMER
Unilever’in CEO’sundan kriz ürünleri

Ece TEMELKURAN
Kadınlar için bir hediye

Osman ULAGAY
Babacan ile Derviş, umutlarla kaygılar

Güngör URAS
"Taktak" ve "Zonaro" sergileri Beyoğlu’nda

Serpil YILMAZ
Mennan Usta kazandı Türkiye de kazanabilir

© 2002 Milliyet