
|

Unilever’in CEO’sundan kriz ürünleri
ROTTERDAM
Dünya ekonomisinin konsolide olduğu, 12 yıldır resesyondan çıkamayan Japonya’nın deflasyonist sürece girdiği, zengin ve yaşlı Avrupa’nın resesyondan ne zaman çıkacağının belli olmadığı, yoksulluk sınırında yaşayanlara küreselleşmeyle birlikte yeni yüz milyonların eklendiği bir konjonktürde, gıda ve gıda dışı hızlı tüketim mallarında bir dünya devinin kendisine çizdiği yeni yol haritası fevkalade ilginç. Dünkü yazımda da söz etmiştim. Dondurmanın tarihindeki ilk uluslararası basın toplantısı da zaten bu yeni stratejinin bir parçası.
50 milyar euro cirolu Unilever’in CEO’su Anthony Burgmans, özel söyleşimizde daha merhaba bile demeden, AKP lideri Tayyip Erdoğan’dan çok etkilendiğini belirterek söze başladı. Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu sırasında ikili görüşme yapmışlar. Tayyip Bey’in yabancı yatırımların önünü açma ve ekonomiyi daha da liberalleştirmeyle ilgili kararlılığını çok olumlu bulmuş. Davos’ta bulunduğumuz sürece yaka kartımda Türk olduğumu fark eden pek çok yabancı yolumdan çevirip "Yeni lideriniz çok etkileyici" dediğinden, Burgmans’ın da beni görür görmez sözü Erdoğan’a getirmesine şaşırmadım.
Yılda 8 - 9 ev
Burgmans’dan ilk olarak, Unilever’in yeni stratejisi çerçevesinde her seviyedeki çalışan gibi kendisinin de yaptığı ev ziyaretleriyle ilgili izlenimlerini öğrenmek istedim. Yılda 8 - 9 ev ziyareti yapıyormuş. Brezilya’dan Rusya ve Çin’e iş için gittiği ülkelerde mümkün olan en yoksul evleri ziyaret edip, ailelerle 2 - 3 saat geçiriyormuş. Ve o ziyaretlerden şirket için pek çok yararlı fikir çıkıyormuş.
Burgmans, "Bir ülkeden diğerine gelenekler ve kültürlerin ne kadar farklı olduğunu gittiğimiz evlerde görüyoruz. Adetler farklı, davranışlar farklı, ama biraz sohbeti koyulttuğunuzda temel sorun aynı. Brezilya’da da Çin’de de insanlar geçim sıkıntısı çekiyor. Çocuklarını okutmakta zorlanıyorlar. Kışın ısınmakta zorlanıyorlar...."
Tek kullanımlık
Pekiyi farklı kültürler ve geleneklerden gelen yoksul ailelerin sorunları aynı olduğuna göre Unilever’in ürettiği çözümler de birbirine benzer mi? Burgmans’ın bu soruya yanıtı hem evet, hem de hayır. Evet; çünkü en dar gelirli kitleye sadece ucuz ürün sunmak yetmiyor, aynı zamanda gramajı, paketleri, birimleri de küçültmek gerekiyor ki, ceplerindeki para yetsin. Örneğin tıpkı otellerdeki gibi tek kullanımlık küçücük şampuan ya da sabun. Veya paket şekerlemelerin içindeki tek bir ambalajlı şeker. Günde 1 dolarla yaşayan Hintli de o şekeri tatmak istiyor, ama bir paket alması mümkün değil, ancak tek bir tane alabilir!
Arjantin ve Hindistan
Bir ülkeden diğerine farklılaşan çözümlere en çarpıcı örnek ise yoksullaşan Arjantin ve -şu an için Arjantinli’den çok daha yoksul olsa da- hızla büyüyen Hindistan’da piyasaya sürülen 2 ürün. İkisi de dere kenarında çamaşırını yıkayan yoksul kadınlara. Çamaşırını kille temizlemeye kalkan Hintli kadın için üretilen ürün, içinde beyazlatıcı da bulunan küçük bir kalıp sabun. Arjantinli kadın ise sabunla ilgilenmiyor, önceden alıştığı gibi yine toz deterjan istiyor, ama parası olmadığı için de alamıyor. Çözüm: Tek kullanımlık küçük paketlerde toz deterjan.
Unilever, Arjiantin’de yoksullaşan halkın artık arabalarıyla kentlerdeki büyük hipermarketlere gidemediğini dikkate alarak, bu ülke için köylere ve ara mahallelere kadar inen farklı bir dağıtım sistemi de geliştirmiş.
DEVAMI SALIYA
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|