
|

Tımarhane olmaktan çıkmak için...
Siyasal açıdan Türkiye’yi bazen tımarhaneye benzetiyorum. Politikada öylesine anormallikler, öylesine dalgalanmalar yaşanıyor ki, insan şallak mallak olabiliyor.
Baksanıza, hapishane turnikesinden sürekli başbakan çıkartan bir ülkeyiz.
Demirel, Erbakan, Ecevit.
Şimdi de Tayyip Erdoğan.
İlk üçlü 1980 yılı 12 Eylül darbesiyle hapisten geçtiler. Siyaset yasağına çarptırıldılar. Ama sonra halkın oyuyla başbakanlığa, cumhurbaşkanlığına tırmandılar.
Şimdi sıra AKP liderinde.
Şiir okudu, hapis yattı. Ömür boyu siyaset yasağı yedi. Bu yüzden milletvekili seçilemedi. Ama partisi seçim kazandı, tek başına hükümete geldi.
Dört ay bile geçmedi.
Yasaklar kalktı.
Yasalar demokratikleşti.
Şimdi Tayyip de başbakan oluyor.
Hayırlı olsun.
Dileriz, bu gelişmeyle birlikte siyaset daha çok normalleşir, demokrasi ve hukuk devleti yolunda daha hızlı yol almaya başlarız. Ömür boyu siyaset yasaklarını, hapisleri artık tümüyle tarihin çöp tenekesine atarız inşallah...
Geçmiş hepimiz için derslerle dolu.
Hatalar elbette tek taraflı değil. Birçok bakımdan ne devlet ne de siyasal oyuncular, sivili askeri, sütten çıkmış kaşık sayılmaz, geçmiş hatırlandığında. Herkesin yanlışları var.
Hapisler, yasaklar, acılar!
Yani yaşanan bütün bu kopuşların siyaseten terbiye edici, olgunlaştırıcı etkileri oldu. Herkes şöyle ya da böyle değişti, değişimden payını aldı.
Çok özetle:
Siyasetten şiddeti koparmalıyız.
Siyasetten dini koparmalıyız.
Ve siyasetin alanını genişletmeliyiz.
Birincisini son olarak Güneydoğu’da yaşadık. İkincisine yine son olarak 28 Şubat sürecinde tanık olduk.
Şiddeti siyasetin dışına çıkarmak ve dinle siyaset arasına duvar çekmek konularında çok da başarısız sayılmayız.
Siyasetin özgürlük alanını ne kadar genişletirsek, demokrasisi oyununu kuralına göre oynayanların sayısını ne kadar çoğaltırsak, Türkiye o kadar rahatlar.
Bir başka deyişle:
Politika tımarhane olmaktan çıkar!
AKP lideri Tayyip Erdoğan’a başbakanlık yolunun açılması, Türkiye’nin ‘demokratik normalleşmesi’ndeki dönüm noktalarından biridir. Dileğimiz odur ki, her şeyin başı olan siyasal istikrar açısından başta AKP’liler olmak üzere herkesçe bunun kıymeti bilinsin.
Yine istikrar konusunda önemli bir aşama daha söz konusu. Çünkü, Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte iki başlı hükümet sona erebilecek.
Bugüne kadar bir yanda AKP lideri olarak Tayyip Erdoğan, öbür yanda Başbakan Gül ‘iki başlılığı’ devlet işlerinde birtakım karışıklıklara yol açtı. AKP’de rahatsızlıklara neden oldu.
Hatta bu iki başlılık belki de ilk ‘tezkere’nin TBMM’de reddedilmesinde önemli rol oynadı.
Şimdi Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığıyla hem partide hem hükümette işler daha normalleşebilir.
Savaş yanı başımızda!
Devlet işlerinin istikrar içinde tıkır tıkır işlediği bir düzene her açıdan ihtiyaç duyulan son derece kritik bir dönemden geçiliyor. Herkesin sorumluluğu büyük.
Lütfen dikkat.
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|