12 Mart 2003 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  

 



Siyasetin yalnızlığı politikanın kalabalığı

     ‘Siyaseti ve ahlâkı birbirinden ayrı düşünenler ikisinden de bir şey anlamazlar’
     J.J. Rousseau
     Açık Radyo’da Ömer Madra ve Şerif Erol, önceki sabah neşe içinde bir yayın yapıyorlar. Batı gazetelerinin manşetleri ve baş yazıları şöyle bir geçiliyor:
     Independent Sunday: Bizim adımıza değil! (İngiltere Başbakanı Blair’in savaşmak konusundaki çılgın arzusuna hitaben)
     New York Times: Şimdi savaşa hayır deme zamanı!
     Washington Post: ABD Türkiye’den demokrasi dersi almalı!
     San Francisco Chronicle: Irak’ın petrol tesislerine savaştan sonra ABD Başkan Yardımcısı Dick Chenney’nin şirketi el koyacak. (Aynı şirket şu anda Türkiye’deki ABD üs ve tesislerinde bütün yemek içmek işlerini almış durumda.)
     
Yalnız adamlar
     Savaşı çıkartanlar ve "Biz sadece yardım edeceğiz" diyenler, "Rica ederim duygusal davranmayın. Bu savaşa katılmak bizim işimize yarayacak" diye konuşanlar, hatta "Savaş karşıtı eylemler bir ‘aydın terörüdür’ (?!)" diyenler, barış isteyenleri "entelektüel birikimsizlikle" suçlamak gibi fikirlerle ortaya çıkanlar yalnızlaşıyorlar. Savaş, yalnızlaşıyor. İnsanlık, bu günâha katılmayacağını her gün yeniden açıklıyor.
     Tepedekilerin siyaseti dünya halklarından kopuk, hatta onlara rağmen yürütülmeye zorlanan bir suni oyuna dönüşürken insanlar sokaklara çıkarak "politikayı" kalabalıklaştırıyorlar. Bu yüzden artık "Bu savaş biz istemesek de çıkacak" adlı teslim bayrağını taşıyanlar dağda bayırda yalnız koşanlara benziyorlar. Hâlâ savaşı isteyenlerin konuşmaları, bütün bu insan (!) kalabalığı ortasında sadece kendi kendilerini teşhir etmelerine sebep oluyor." Bize rağmen yaparlar" cümlesi yenildiği için rüzgâr dönüyor.
     Onlar da korkar
     "Bu savaş biz istemesek de çıkacak. Bush, ne olursa olsun Irak’ı vuracak" kabullenmesi sanıldığı kadar doğru değil. Tepedekilerin siyaseti belirlerken insanı merkeze almadıkları, muhalefeti bastırmaya çalıştıkları, önemsedikleri şeyin çok uluslu şirketlerin mutluluğu olduğunu biliyoruz. Ama bildiğimiz bir başka şey daha var:
     Porto Alegre’de işçi lideriyken Brezilya Devlet Başkanı olan Lula konuşuyor. Elli bin kişi izliyor konuşmayı. Lula "Davos’takiler bize bakıyor. Dünya artık muhaliflerden korkuyor" diyor. Bendenize biraz fazla heyecanlı ve iyimser bir yaklaşım gibi geliyor. Sonra Davos’a katılan bir gazeteci ve bir Uluslararası Af örgütü üyesiyle konuşuyorum. İkisi de Lula’nın söylediğini de aşan bir manzara çiziyor. Anlattıklarına bakılırsa, Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Zirvesi’nin bütün katılımcıları elle tutulacak kadar somut bir korku ve gerilimle her gün, her an Porto Alegre’de olup bitenleri takip etmişler. Doğrusu, Porto Alegre’dekiler bile bu denli ciddiye alındıklarının farkında değildiler.
     
Ayak sesleri
     Sizce dün bütün gazetelerin birinci sayfalarından anons edilen açıklama bir tesadüf mü? Dünya Bankası’nın "IMF karşıtı" bir açıklama yapması bundan iki yıl önce düşünülebilecek bir şey miydi? İnsanlığa rağmen sürdüğünü itiraf eden bir sistem, kendi yok oluşunu görüyor. Bu yüzden tepedekiler, üzerine basarak durdukları zeminin kaydığını hissediyor. Irak’a saldırı planını doğuran sistemin yürütücüleri -tuhaf ama korkuyor. İnsanlık bu sistemden ve sistemin doğurduğu savaştan elini eteğini çekerken doğacak yeni düzenin ayak sesleri duyuluyor. Akılla, tarih bilgisiyle ve dikkatle dinlediğinizde... Duyuluyor.
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İktidarın yeni dönemi

Çetin ALTAN
Ağızda pilav pişse benden Tuna kadar yağ...

Melih AŞIK
Şirin soruyor...

Fikret BİLA
Tezkere koşturuyor

Hasan CEMAL
Tayyip Erdoğan geri adım mı attı?

Abbas GÜÇLÜ
Genetik, moleküler biyoloji ve Türkiye

Hurşit GÜNEŞ
Turizm liginde en az 10 sıra birden düşebiliriz

Nail GÜRELİ
‘Tepük’ten ‘futbol savaşı’na

Sami KOHEN
Gerçekten yolun sonu mu?

Mehmet Y. YILMAZ
Haydan gelen, artık huya gidemeyecek

Hasan PULUR
Cavcav’ın "Nahhh!"ı "Maraton" vaizleri

Meral TAMER
İstanbullular, Moda’nın katline hayır deyin

Ece TEMELKURAN
Siyasetin yalnızlığı politikanın kalabalığı

Güngör URAS
Chhibber ‘giderayak’ üzdü

M. Ali BİRAND
Denktaş yine kazandı

© 2002 Milliyet