
|

Yeryüzünün kalbi
Toprağın da hafızası vardır herhalde. Suyun da; zira akmasına rağmen aslında bir yere gitmez su, dolanmaktadır yeryüzünü. Hava bile hatırlar hatta. Uçsa da uzaklaşamaz çok fazla, dönüp durur dünyanın çevresinde.
Şeyler de hatırlarlar. Eşyalar bile. Yoksa nasıl bu kadar çok konuşabilirdi eski evler? Neler neler gördükleri için o kadar ağırdır eski perdeler...
Urfa-Viranşehir’de kuşlar. Kuşlar, şehri basmışlar. Gökyüzünü görünmez yapmışlar. Tuhaf bir kehanet gibi gelip şehrin tepesine dolanmışlar. İnsan yapısı bir kıyametin başlangıcının uçucu imla işaretleri gibi bulutları ablukaya almışlar... İyilikli bir tanrının uzun bir cümlesi gibi: Kuşlar, hayal meyal hatırladıkları bir şeyleri şehre anlatmışlar.
Kaldırın başınızı yukarı: Bu kuşlar, Bosna’dan, Kosova’dan, Körfez Savaşı’ndan uçup gelen kuşlar!
* * *
Savaş muhabiri arkadaşım Fuat Kozluklu Irak’ın kuzeyinde. Zaho’dan aradı. "Karşımda çocuklar oynuyor" dedi, "Ne tuhaf belki de son kez görüyoruz onları. Buraları falan yani. Son kez. Anladın mı?"
O, son yıllarda adını bildiğimiz bütün savaşların ortasındaydı. Sesi, insanlığın en düşük noktasını, insanoğlunun dibini izlemekten yorulmuş gibiydi. CNN International’ın ölünce fazla para ödememek için freelance (dışarıdan çalışan) muhabir çalıştırdığını, Bush’u destekleyen yayınlar yapan ABD’li Fox TV’nin bir otelin bir katını kapatıp camlarını kum torbalarıyla örttüğünü, koridorun iki başına da iki peşmerge diktiğini anlattı. "Akbabalar gibiyiz" dedi, "Biz bu savaşın akbabaları!". ABD’nin bu kez uranyum yüklü mermi kullanacağını, bu mermilerin yerin 100 metre altına kadar etkili olduğu için yeraltı sığınaklarında insanların böcekler gibi kıvranarak gebereceğini, bu yüzden dünyaca ünlü bütün savaş muhabirlerinin Kuzey Irak’ta toplandığını, kimsenin Bağdat’a gitmek istemediğini, çünkü bu kez herkesin öleceğini, bu Allah’ın belası savaş hakkında insanların nasıl bu kadar soğukkanlı konuştuklarını, bir "Gel tezkere gel" şarkısı söyler gibi ölümden nasıl bahsettiklerini anlamadığını... Fuat, son anda "Askerler geliyor" deyip telefonu kapattı.
* * *
Kuşlar, Viranşehir’i tuttu.
Çünkü:
Toprağın kanla ilgili hatırladığı bir şeyler vardı...
Gökyüzünün ölü et kokusuna dair bir kötü bildiği...
Suyun, "kanla karışık yağmur" diye bir belâlısı...
Kuşlar bile hatırlıyorsa eğer olup bitenleri, herhalde insanlığın da bir belleği vardı.
Lafı eveleyip geveleyenler arasında konuşmak tuhaf geliyor en başından beri. Konuşulacak bir şey yok çünkü. Yeryüzünün kalbi çok ağır atıyor artık, korkutucu. Girdiğimiz yol, yol değil. Bu ölümlerin büyük kapısı.
Kuşlar, bitkin bir tanrının küfrü gibi gökleri tuttu.
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|