15 Mart 2003 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  

 



Rahatsız ve iktidarsız

     "Türkiye’nin çok partili demokrasi tarihini özetle" deseler iki cümle söylerim:
     "Asker rahatsız!"
     "Hükümet iktidarsız!"
     Bu iki cümleyi ne çok duyduk geçen 57 yıl içinde...
     Asker, mütemadi bir tedirginlik içinde olageldi hep...
     Ve gelip geçen başbakanlar, seçim kazanıp da iktidar olamamayı bir türlü hazmedemedi.
     Son dönem, hükümette istediğini yapamayan ya da istemediğini yapmaya zorlanan her lider aynı şeyi söylemedi mi:
     "İçime sindiremiyorum".
     ***
     "Rahatsız askerler" ocağı burası...
     "Hazımsız liderler" diyarı...
     Kapatılmış partiler, devrilmiş hükümetler mezarlığı...
     Ne yapsak, ne etsek, makul bir nizama oturtamıyoruz "Rahatsızlarla iktidarsızlar" arasındaki ilişkiyi...
     Buna "atanmışlarla - seçilmişler" ilişkisi de diyebilirsiniz.
     Veya "itilmişlerle kakılmışlar"...
     Öyle bir ilişki ki, sonunda mutlaka hır çıkıyor:
     Ya iktidarsızlar rahatsız oluyor;
     ya rahatsızlar iktidar!..
     ***
     "Doğuştan iktidarsız", yeni bir hükümet kuruluyor işte...
     "Delikanlı", devletin milli siyaset belgesinin yazılı olduğu kırmızı kitapla tanışmaya geliyor.
     Senaryonun gerisini artık tecrübeyle biliyoruz:
     Kitabı okuyacak; okudukça orada - eğitimden savunmaya, diplomasiden diyanete - kendisine yazılacak fazla sayfa bırakılmadığını görecek.
     Ve o andan itibaren de "hazımsızlık" sorunları baş gösterecek.
     ***
     Daha hükümet kurulmadan bu belli olmadı mı?
     Aslanlı kapıdan gelen bir açıklamayla, iktidar partisinin Meclis grubuyla tabanının teamülü hiçe sayılmadı mı?
     "Kıbrıs’ta çözümsüzlük çözüm değildir" diyen "Delikanlı", "kitaba bakınca" çözümsüzlük kararına bizzat göz yummadı mı?
     Verdiği demeçler Dışişleri sözcüsünce yalanlanmadı mı?
     Grubunun yırtıp attığı savaş tezkeresi, Amerikan dayatmasıyla uygulamaya konmadı mı?
     Daha doğmadan iradesi ipotek altına alınan hükümet, tasdikçi durumuna sokulmadı mı?
     ***
     3 gün önceki Le Monde’un başyazısı şöyle başlıyordu:
     "Türkiye’deki iktidarın gerçek niteliği nedir? AB üyeliğine aday bu büyük ülkeyi gerçekte kim yönetiyor? Kıbrıs’ta, Irak sorununda kim karar veriyor? Ordu mu? Demokratik yolla seçilen hükümet mi?"
     Soruların cevabı tarihte var:
     "Asılmış bir başbakan"ın koltuğuna oturan herkeste bir nebze "hazımsızlık" sorunu olur.
     "Biri bayramlık, biri idamlık" iki urbayla işbaşı yapanlarda "iktidarsızlık" derdi azar.
     Kırmızı kitap, "delikanlıyı bozar".
     ***
     İşte o yüzdendir ki, Türkiye’nin çıkışı, biraz da "Rahatsızlarla iktidarsızlar" arasındaki ilişkiyi nizama koymaktan, seçilmişlerle atanmışlar arasındaki yetki çatışmasına çözüm bulmaktan geçiyor.
     O çözüm olmayınca, figüran delikanlılar mehter marşıyla gelip, İzmir marşıyla gidiyor.
     
     can.dundar@e-kolay.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Amerika bize yardım etmeli

Çetin ALTAN
Doğrusu Bush’undan da, Irak’ından da, tezkeresinden de gına geldi

Melih AŞIK
Vah memleketim

Fikret BİLA
‘Ankara’yı bir kere daha aramayacağız’

Hasan CEMAL
Güçlü devlet olmak için!

Can DÜNDAR
Rahatsız ve iktidarsız

Abbas GÜÇLÜ
Kabahatli kim?

Sami KOHEN
Kıskaca karşı çare ne?

Mehmet Y. YILMAZ
Ya içindeyiz çemberin ya da içinde!

Hasan PULUR
"Ver de kurtul kuşatması..."

Derya SAZAK
Johnson mektubu ve Bush

Meral TAMER
Neden kalkınmış tek Müslüman ülke yok? (10)

Tamer HEPER
Mektuplarım var

Güngör URAS
‘Ondülacı’ Mehmet’ten kuaför Erdem’e

Serpil YILMAZ
İKV’nin başına Diyarbakırlı ‘yetim Ökütçü’

M. Ali BİRAND
AB dikkatli davranmak zorunda

© 2002 Milliyet