
|

Mektuplarım var
Bugün birkaç mektup göndereceğim.
Birinci mektup İstanbul’un yeni Emniyet Müdürü’ne.
Sayın Müdür, yeni göreviniz hayırlı olsun. Şimdi göreve yeni geldiniz etrafınızda birtakım insanlar pervane olacak ve ilk günler size brifingler verilecek. Size diyecekler ki: "Bizler emniyet olarak İstanbul’da öyle başarılı çalışmalar yaptık ki suçlu ve yaygın olan hırsızlığı önledik, günde dörde kadar indirdik. Sakın inanmayın, İstanbullu her gün soyuluyor. Cadde ortasında herkesin gözü önünde gündüz gözü ile soyuluyor. Bir yıl içinde hem evim hem bürom soyuldu. İkisi de gündüz gözü ile, bilin ki İstanbul’da yağmalama suçu inanılmaz seviyede. Size söylenecek olanlarla bu yazdıklarımı bir karşılaştırın lütfen, hatta bir de halkı dinleyin. Başarılar dilerim.
İkinci mektubum bizim hırsız arkadaşa.
Len olum, seni SSK’ya bildirip kadrolu hırsızım olarak işe aldım. Zira bizim evden ve bürodan çıkmaz oldun. Ama bana kalırsa işin raconunu bilmiyorsun. Bizim telefonları, paraları hadi aldın, len olum bizim ruhsatları ve sair belgeleri ne halt edecen ha? Hepsini aldın götürdün bari evrakı bir yolunu bulup iade et yoksa aldığın parayı helal etmem, o para gözüne, dizine durur Allama bak, karışmam sonra.
Üçüncü mektubum eşe, dosta.
Yahu Allah rızası için bir düşünün ey eşim dostum, göz göre göre gündüz gözü ile büroyu soyan hırsızın hiç mi suçu yok yavu. Keşke kapıya zincir vursaydın, yok kapıya bubi tuzağı kursaydın, bari bundan sonra kapına demir vur gibi makul ve mantıklı önerilerinizi çok mantıklı buluyorum ama ne olur bu tavsiyelere artık bir son verin e mi. Biz bu çocukları beslemezsek ne olur halleri? Di mi ya?
tamerheper@host.com
SAYFA BAŞI

|
|

|