19 Mart 2003 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  

 



Hoşgeldin Hakan

     Türkiye, 2 Nisan’da Sunderland Light Stadium’da tarihinin en önemli maçlarından birine çıkacak. Rakip İngiltere... Bugüne kadar 6 maçın beşini kaybetmişiz. Tarihi farklar yemişiz: 8-0, 8-0, 5-0, 4-0... Bir kez normal sonuçla kaybetmişiz: 1-0. Sadece tek beraberliğimiz var: 0-0
     Oysa şimdi durum farklı... Hem de çok farklı... Maç İngiltere’de oynanıyor ama, favori Türkiye! Avrupa Şampiyonalarının finallerine iki kez katılmakla süreklilik kazanan, çeyrek finale yükselme başarısıyla içeride-dışarıda herkesi şaşırtan, Dünya Kupası üçüncülüğüyle göz kamaştıran Türkiye...
     İngiltere, liglerindeki yabancı futbolcu çokluğundan, özellikle kaleci ve golcü konusunda tarihinin belki de en sorunlu dönemini yaşıyor. Arsenal’in file bekçisi David Seaman peşpeşe yediği hatalı gollerle umutları kırarken, İsveçli Menajer Eriksson, hala güveneceği bir alternatif bulabilmiş değil. Bücür golcü Michael Owen’ın yanındakiler de ümit vermiyor henüz. Bu yüzden emekli kaptan Alan Shearer’ın yeniden işbaşı yapma olasılıkları tartışılıyor.
     Favoriyiz, favori olmasına da, Milli Takım’ın da sorunları var...
     
     Avrupalılar tamam !
     Geçen yılın aksine bu yıl Avrupa’da oynayan futbolcularımız-maaşallah-istim üzerinde... Nihat, Real Sociedad’da gol serisini sürdürüyor... Tayfun zaman zaman forma bulabiliyor. Yıldıray Baştürk, Bayer Leverkusen’de sıkıntılı bir dönem yaşıyor ama, sürekli kadroda.. Alpay, Aston Villa’da oynamaya başladı. Emre ve Okan, Inter’de başrolde.. Milli Takım’ın beyni Tugay Kerimoğlu, Blackburn Rovers’da Arsenal’e attığı şık golle her bakımdan formunun zirvesinde.
     Asıl sevindirici gelişme Hakan Şükür’ün de, Tugay’la birlikte oynamaya başlaması!
     Teknik Direktör Şenol Güneş, özellikle İngiltere karşısında Hakan’ın başlı başına bir koz olduğuna inanıyor. Onu kadroya çağırıp kulübede yanında oturtması bile Eriksson’u tedirgin etmeye yeter.
     
     Umut vermiyor
     Gelelim içeridekilere...
     Fenerbahçe Abdullah’ı kadro dışı bırakırken, Galatasaray da üstü örtülü biçimde Hasan Şaş’ı dışlıyor... Ümit Davala, hala özlenen performansını gerçekleştirebilmiş değil. İlhan Mansız’ın onca gayret ve enerji harcamasına rağmen istediği golleri atamaması da başka bir sorun... Serhat Akın, sakatlık sonrasında formunu yakalayamadı.
     Şenol Güneş, pazartesi günü ilan edeceği kadroda yeni oyunculara yer verecek bir konumda değil. İngiltere maçının önemi, bu tür çağrıların ertelenmesine neden oluyor doğal olarak.
     Dışarıdaki oyuncularımız çok iyi... İçeridekiler yeterince umut vermiyor...
     İşte Milli Takım’ın çelişkisi bu.
     Dileyelim, yarın ve hafta sonunda oynanacak maçlarla Milli Takım’ın içerideki yıldızları, dışarıdaki arkadaşlarının düzeyine çıkabileceklerini göstersinler...
     Kulüp maçlarını biraz da bu gözle izleyelim ve bekleyelim.
     
Fatura futbolcuya!
     Fenerbahçe Teknik Sorumlusu Oğuz Çetin, sekiz maçta on ikinci puanını kaybettiği Elazığ maçının sonrasında bir açıklama yaparak "Ortada belirli bir başarısızlık var. Yönetimle konuşacağım" derken, medyadaki arkadaşlarımız bunun üstü kapalı bir istifa niyeti olduğuna hükmettiler.
     Pazartesi günü gerçeğin öyle olmadığı anlaşıldı.
     Bir hafta önce korkak ve şahsiyetsiz futbol oynamakla eleştirdiği oyuncularını yine kurban sunağına koymuştu Oğuz Çetin...
     Sonucu biliyorsunuz... Abdullah, Ogün, Ali Akdeniz, Yusuf ve kaleci Oğuz - önümüzdeki yıl yolların ayrılacağı bildirilerek - kadro dışı bırakıldı...
     Biraz eskiye dönüp hatırlarsak, bu uygulamanın hiç de şaşırtıcı bir yanı yok.
     Baliç’ten Sergen’e kadar bir dizi futbolcu, beklenmedik yenilgiler sonrası teknik direktör - yönetim kararıyla Fenerbahçe’den koparılmıştı...
     Hiç şaşırmadım...
     Asıl şaşılacak konu, Fenerbahçe’nin zamansız reçetelerle aldığı bu acı ilaçlardan sonra bir türlü sağlığını kazanamadığı bilindiği halde, yanlış tedaviye devam etmesidir.
     Ve şimdi sormak gerekir: Suç kimde ? Doktorlarda mı, hastalarda mı ?
     
Luce’nin onuru
     Beşiktaş, tarihi boyunca özlediği günleri tam da 100. yılında yaşıyor...
     Ligde henüz bileğini bükebilen bir rakibi çıkmamış, derbileri hep başı dik bitirmiş takım, şimdi UEFA Kupası’nda final hedefiyle mücadele ediyor...
     İnönü’de yarın karşılaşacağı rakibi, İtalyan temsilcisi Lazio karşısında iki farklı bir galibiyet sadece Beşiktaş’ın değil, bu ülkede futbolu seven - sevmeyen herkesin rüyası.
     Bu rüya gerçekleşebilir mi ? Kesinlikle, evet gerçekleşebilir.
     Ama...
     Lucescu ve ekibinin bir süredir yaşadıkları sorunların üstüne çıkması, hem bireysel hem de takım oyununda performanslarını yükseltmeleri koşuluyla.
     Roma’daki ilk maçta Lucescu, tıpkı İtalyanlar gibi düşünüp rakibini uyutup oyalayarak tek santrforlu bir savunma stratejisi uygulamıştı...
     İleride tek başına hareketsiz bir oyunla mücadele eden İlhan çaresizdi...
     Pancu’nun bireyselliği Rumen hocayı ve arkadaşlarını adeta delirtti... Golü yedikten sonra Luce’nin üç santrfora dönüşü de panikten başka bir şey değildi.
     
     Mesleksel onur
     Yarınki rövanş her şeyden önce Lucescu’nun mesleksel anlamda onur meselesidir... Beşiktaş’ı hem kontrollu oynatması, hem de iki farkı üretecek hücum zenginliğini ve etkinliğini uygulatması gerekecektir.
     Kolay iş değil elbette... Hele sakatlıkların, cezaların savurup dağıttığı bir takımla bunu yapabilmek deveyi hendekten atlatmak kadar zor!
     Yarınki maçın üç önemli kahramanı var; kulübede Lucescu, sahada Sergen ve tribündeki taraftar...
     Sonuncusundan başlayalım... Destek sabırla sürmeli ve asla takım üzerinde baskı yaratacak tepkilere dönmemelidir.
     Sergen’in topla buluştuğu her saniye, özellikle arkadaşlarından destek alması, yardımlaşma kaçınılmazdır. İlk maçta ihmal edilen bu anlayışın kusursuz biçimde sahaya yansıtılması zorunlu.
     Lucescu’nun hocalık kalitesine inanıyoruz. Kendi hatasını örtecek önlemleri çoktan almıştır, bekliyoruz.
     Tayfur ve arkadaşlarına başarılar diliyoruz!
     
Serpil kardeşin dikkatine
     Okuyuculardan gelen e - mail’leri okur, genel olarak yanıtlamam...
     Serpil Güven kardeşimizin e - mail’i yanıtlanması gereken bir ayrıcalık oluşturuyor. Güven, "Beşiktaş’a ne kadar güvenebiliriz cümlesi, sizin gibi koyu bir BJK’lı tarafından yazılınca üzüldüm. Anlamadığım bir şey var. GS ve FB’nin en kötü zamanlarında bu takımların yazarları takımlarını överken, BJK yazarları hep kötülemek zorunda mı ?" diye soruyor.
     Sevgili Serpil,
     Öncelikle ben BJK yazarı değilim... Sadece spor yazarıyım. FB, GS, BJK yazarlığı diye bir meslek olduğuna da inanmıyorum. Eleştiri, yazarın meslek borcudur. Elimden geldiğince bu borcu ödemeye çalışıyorum.
     Sanırım, anlaştık!
     
     agokce@milliyet.com.tr
     



 SPOR


HEP OPERASYON TAM OPERASYON
At yarışları
Avrupa Ligleri
Haydi Abdi İpekçi’ye
2. LİG puan durumu
SIXERS'IN SÜPER ÇIKIŞI
Şimdi final zamanı
LUCE’DEN MESAJ
Çetin’le 10 dakika
HASAN DİP YAPTI
Maxim sesleri
UYANIK İNGİLİZ
İrtibat kopuyor!
Çeyrek finale 4 bilet
Nihat’a hücum
Çizme yine çamurlandı!
Okyar’ın acılı günü
Haber turu...
Hoşgeldin Hakan


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet