24 Mart 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Türkmenler, Atatürk ve reel politik

     IRAKLI Türkmenler hakkında okuduğum en iyi kitap, Kerküklü Doç. Dr. Suphi Saatçi’nin "Tarihi Gelişim İçinde Irak’ta Türk Varlığı" adlı 350 sayfalık eseridir. (1996, Tarih Araştırmaları Vakfı, Ankara Cd. Ankara Han, 75, Kat 3, Sirkeci, 34410, İstanbul)
     Saatçi, Türkmenlerin Irak’a miladi 7. asırda yerleşmeye başladığını, Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in Bağdat’ı fethiyle Irak’ta Türkmen nüfusun arttığını anlatıyor. Sünni Türkmenler (ve Kürtler) Şii Araplara karşı Abbasi Hilafeti ile Selçuklu İmparatorluğu’nun dayanağıdır.(Sf. 40 vd.)
     Sonra, Iraklı Türkmenler Musul Atabeğliği, Erbil Atabeğliği, Kıpçak Atabeğliği gibi prenslikler kuruyor. Hükümdarları Aksungur, Tutuş, Gürboğa, Karakuş, Gökbörü gibi isimler taşımaktadır. (Sf. 61 vd.)
     Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlılar... IV. Murat Bağdat seferlerinde güvenilir nüfus tabanını güçlendirmek için bölgeye ilave Türkmen aşiretleri yerleştiriyor. (Sf. 67 vd.)
     Müziğimizdeki "Bayati Makamı", Sultan Murad’ın Irak’tan getirdiği Bayat aşiretine mensup musikişinasların eseridir. (Sf. 269)
     ***
     MUSUL meselesi konusunda Lozan’da Türkiye’nin tezi, bugünkü Kerkük ve Süleymaniye’yi de içine alan Musul vilayetinde, "biz Türkler ve Kürtler"in ezici çoğunluğa sahip olmasıdır.
     Lord Curzon da Türkmenlerin "özellikle Erbil, Altunköprü, Kerkük ve Kifir şehirlerinde" yaşadığını kabul eder ama "Türkmen başka, Türk başka" tezini savunur. (Sf. 141)
     Mustafa Kemal ve arkadaşları Musul vilayetinin "kesinlikle Misakı Milli sınırları içinde" olduğunu defalarca belirtir. Lozan’da sonuç alınamaz, iş Milletler Cemiyeti’ne gider.
     Yeni Türkiye’yi süratle istikrara kavuşturmak ve devrimleri sürdürmek isteyen Mustafa Kemal, değişen reel politik durum karşısında, Meclis’teki gizli oturumlarda "Misakı Milli’nin bir sınır çizmediğini" söylemekte, Musul’suz bir barışa Meclis’i ikna etmek için "bir yıl sonra daha güçlü olur, Musul’u alırız" demektedir. (Sf. 151 - 158)
     ***
     1926 yılında, Milletler Cemiyeti’nin önerdiği bugünkü Irak sınırımızı Ankara da onaylar. Türkmenleri koruyacak hükümler istemeyi Ankara’nın düşünmemiş olması dikkat çekicidir.
     Dünyanın stratejik dengeleri değişmiştir.
     Milli Mücadele’nin dış politika dayanağı "Mazlum Milletler", İslam dünyası ve Sovyetler koalisyonu idi. Devrimlerle birlikte Batılılaşma öne çıkmıştır. İçeride Şeyh Sait isyanı, dışarıda Faşist Mussolini’nin talepleri Türkiye’yi tehdit etmekte, Ankara artık İngiliz dostluğuna ihtiyaç duymaktadır... (Sf. 178)
     Atatürk’ün Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü, 1926 andlaşmasını imzalarken "mazlum milletleröden değil, "Türkiye’nin medeni milletler arasında intizam ve terakki unsuru olması"ndan bahseder. "Memleket nazik durumdadır" diyerek "Britanya İmparatorluğu ile ilişkilerimizi normal hale getirmek için... fedakarlığa katlandığımızı" belirtir. (Sf. 179)
     Zamanımızdaki "reel politik" de Ankara’nın Amerika ile ilişkilere önem vermesini gerektiriyor.
     
     t.akyol@milliyet.com.tr
     







Taha AKYOL
Türkmenler, Atatürk ve reel politik

Çetin ALTAN
Bir adam yürür...

Fikret BİLA
Kuzey Cephesi’ne dikkat

Yasemin CONGAR
Sayın Başbakan, bu raporu okudunuz mu?

Hasan PULUR
Bir rüya ki!!!

Ece TEMELKURAN
Ne ka’ ölüm, o ka’ para

Osman ULAGAY
Pornografik saldırıya tepkiler tırmanıyor

Güngör URAS
İşimiz çok