|


Bir rüya ki!!!
PROF. Dr. Çetin Yetkin, 1980 yılına gelinceye kadar "Yaşamın gerçekleri"ni pek kavrayamamıştı; ulusal çıkar, tam bağımsızlık, adalet, doğruluk, görev bilinci gibi, birtakım kavramlara saplanıp kalmıştı.
On yıl süren savcılığı sırasında, bu kavramlara karşı olanlarla boğuşmuş, hatta Kanlı 1 Mayıs" olaylarında Vali ve Emniyet Müdürü’nün sorumlu olduklarını söylediği için, savcılıktan bile uzaklaşmıştı. Yazılar yazıyor, kitaplar çıkarıyor, kitapları toplatılıyor, ailesini zar zor, ama namerde muhtaç etmeden geçindiriyordu.
* * *
İŞTE o günlerde, 20 yıldır Türkiye’de yaşayan bir Fransızın mektubu geldi, adam önce onu övüyor, sonra "Vazgeç bu kafadan" demeye getirerek "Bu ülke (Türkiye) hiçbir zaman kurtulamayacak!" diyor ve o’na rotasını çiziyordu.
* * *
DEĞİŞMELİYDİ, eğer değiştiğini onlara kanıtlayabilirse, kurtulacaktı...
Kanıtladı!
Nasıl mı?
Şöyle:
"Örneğin artık, Türk olmanın hiç de hoş bir şey olmadığını yazılarımda sık sık yineleyip duruyorum. Dahası, Türkiye’yi Türklerin yönetemeyeceklerini, yabancıların yönetmesi gerektiğini yazıyorum. Türklerin Ermenileri nasıl acımasızca ve çoluk çocuk demeden soykırıma uğrattıklarını yazılarımda, kitaplarımda, TV programlarında bağıra bağıra açıklıyorum. PKK militanlarının insan haklarının çiğnendiğini, PKK olayının Atatürk döneminin ceberrut uygulamalarının sonucu olduğunu belirtiyorum. Kıbrıs sorunundaki haksızlığımızı vurgulayarak Annan planının hemen kabul edilmesi gerektiğini söylüyorum. Avrupa Birliği’nin tüm isteklerinin ve hatta daha fazlasının yerine getirilmesi ile uygar dünyanın bir parçası olabileceğimizi, ulusal bağımsız / egemenlik, ulus - devlet gibi şeylerin modasının geçtiğini, küreselleşmeye karşı konulmayacağını, pazar ekonomisinin demokrasi demek olduğunu... haykırıyorum. İrticanın Türkiye için bir tehlike olmadığını, tersine siyasal İslamla dünyaya örnek olacağımızı anlatıyorum. Sivil toplum kuruluşlarının kamu otoritesinden önde gelmesi gerektiğini Türkiye’de 47 etnik grup olduğunu, bunların gasp edilen haklarının geri verilmesini, azınlık vakıflarının ayrıcalıklı kılınmasını, Heybeliada papaz okulunun açılmasını, Patrikhane’nin bağımsız devlet statüsüne yükseltilmesini her yerde her zaman yineleyip duruyorum!.."
* * *
BİRDEN deprem olduğunu sandı, eşi, onu sarsarak uyandırdı!
"Kalk, uyan, kabus görüyorsun!"
Gerçekten gördüğü rüya, onun için kabustu...
Yaşamının gerçekleri gözünün önünden geçti, savcılık, avukatlık, öğretim üyeliği, yazılar, kitaplar, gazetecilik...
Hepsi artık geride kalmıştı, şimdi Antalya’nın bir köyünde, küçük bir evde "emekli"ydi, hukukla ilgisini de zaman zaman başı darda olan köylülere, dilekçe yazarak sürdürüyordu.
Hatta, çıkardığı dergiye katkıda bulunsun diye bir özel üniversitede ders vermesi bile, bazılarının hoşuna gitmemiş olacak ki işine son verilmişti.(x)
Ya Fransız’ın mektubunda tavsiyesini tutup, rüyasında gördüklerini yapsaydı...
O zaman, son yazdığı kitabın adı da "Karşı Devrim / Atatürkçülükten Sapma" olmazdı.
————
(x) Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa - i Hukuk Dergisi (Tel 0 242 248 25 60)
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|

|