|


Demirel’e göre Çankaya, asker, başbakan!
Demirel tedirgin. Türk - Amerikan ilişkilerinden kaygı duyuyor. Yarım yüz yıllık ortaklığa ‘tezkere’nin vurmuş olduğu darbenin sıkıntısını hissediyor. Bunun birçok açıdan olumsuz sonuçlar doğurabileceğini düşünüyor.
Amerika’yla karşı karşıya gelmiş olmak, Demirel’e göre, Türkiye’nin Kuzey Irak’la ilgili güvenlik çıkarlarını da olumsuz etkileyebilir.
Şu sözler Demirel’in:
"1984’ten itibaren savaşmışsın. 40 bin kişiye mal olmuş. Böylesine muazzam bir kayıp... Kökü oralara, Kuzey Irak’a da, orada oluşmuş otorite boşluğuna kadar gidiyor. Ben Kuzey Irak’a niye girmek istiyorum? Benim içime salınacak bir fitneyi, bir yangını önlemek için... Evet, Türk askerinin Irak’ta Kürtlerle kesinlikle çatışmaması lazım. Ama bu yangın da bir daha çıkmasın. Bu da hayati Türkiye için..."
Demirel’e ABD Başkanı Bush’un pazar günkü şu sözlerini anımsatıyorum: "Türkiye’nin Irak’a girmesi gereksiz!"
1980’lerden, özellikle 1991 Körfez Savaşı’ndan beri Türkiye Kuzey Irak’a girdi çıktı, istediği gibi operasyon yaptı. Stratejik ortaklık, Çekiç Güç ve İncirlik Üssü nedeniyle Washington sesini çıkarmadı.
Şimdi durum farklı.
Tezkereyle birlikte Kuzey Cephesi reddedilince, Amerika da Türkiye’ye Kuzey Irak’ta günlük deyişle taş koymaya, aba altından sopa göstermeye başladı.
Ankara bunu öngörmüştü.
Dışişleri ve asker, ABD ile işbirliğinden yana tavır alıp tezkerenin TBMM’den geçmesini isterken iki noktayı özellikle göz önünde tutmuştu: (1) Kuzey Irak’a rahatça girmek... (2) Saddam sonrası Irak’ta kurulacak federasyonun yapısı üzerinde söz sahibi olmak.
Tezkerenin reddi, Türk - Amerikan ilişkilerine son yarım yüzyılın en büyük darbesini indirirken, bu iki noktada Ankara’nın elini zayıflattı. Demirel bu durumdan kaygılanıyor. Sohbetimiz sırasında Başkan Bush’la ilgili bir sözü şöyle özetlenebilir:
"Kürt kozunu oynayacak!"
Amerika olmazsa Avrupa mı?
Hükümet çevrelerinde, özellikle Dışişleri Bakanı Gül’ün etrafında böyle bir havanın estiğine dair sinyallerin kendisine de geldiğini söylüyor. Bunu yanlış buluyor:
"AB ne diyor? Kuzey Irak’a girersen seni almam. Yine Kıbrıs’ı çözmezsen de almam seni diyor. Daha şimdiden Türkiye’yi Kuzey Irak’ta işgalci ilan ediyor. Avrupa bu! Bunu görmeyecek kadar körlük olur mu? Ne Avrupa’dan vazgeç, ne de Amerika’dan..."
Tezkere işini hükümetin çok kötü götürdüğünü, ama bu arada adını çok fazla koymadan Çankaya’nın da bu bakımdan iyi bir sınav vermediğine şöyle işaret ediyor:
" Cumhurbaşkanı’nın bizdeki en önemli görevi Başbakan ile Genelkurmay Başkanı’nı aynı ahengin içinde tutmaktır. Adnan Bey’in asılmasından sonra Genelkurmay başkanları, başbakanı amirleri gibi görmek istemediler. Bunun için cumhurbaşkanlarına çok iş düşer. Ben cumhurbaşkanı olarak hükümetle Genelkurmay münasebetlerini hep ahenk içinde tuttum."
Ve sözü tezkereye getiriyor:
"Bu ahenk tezkere konusunda yapılamadı. Milli Güvenlik Kurulu bildirisine tezkereyle ilgili tek bir cümle TBMM’de bu işi çözerdi."
Şöyle devam ediyor:
"Ben de savaşa karşıyım. Ama adam hiç kimseyi dinlememiş savaşı açmış. Şimdi ben buradan en az zararla, hatta mümkünse karlı çıkabilir miyim? Bunun hesabını yapmam lazım."
Demirel’e göre, tezkere çıksa bu açıdan bir denge tutturulabilecekti. Demirel, Amerika’yla ilişkilerde bir an önce ‘zarar kontrolü’ne gidilmesinden yana.
Sohbeti şöyle noktalıyor:
"Amerika’yla yarayı daha çok kanatmamak lazım. Adamı taa Mardin’e kadar getir, ondan sonra da vur tekmeyi... Olacak iş mi?.."
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|