|


Zor günler!
Hükümet, IMF ile ilişkilerin ve ekonominin gereğini yapmaya başladı. Son olarak ek tasarruf paketi çıkardı, harcamaları kısan önlemler aldı.
Olumlu bir gelişme.
Bu arada Başbakan Erdoğan da IMF ve ekonomik program konusunda kararlılık mesajı verdi.
Bu da iyi.
Ama ne yazık ki, her iki adım da piyasaları olumlu yönde etkilemekten uzak kaldı.
Faizler yine feci:
Yüzde 68’le 73 arasında...
Borç sorunumuzu ve ek kaynak ihtiyacımızı çok daha kritik hale getiren ağır bir durum...
Bir başka deyişle:
Hükümet gereğini yapıyor ama piyasalar düzelmiyor. Bunun tek bir anlamı var:
Güvensizlik!
Hükümete güven duyulmuyor.
‘Tezkere’nin ve ABD’ye Kuzey Cephesi’nin reddedilmesiyle birlikte doğan bu güven sorunu, dünyanın önde gelen uluslararası yatırım kuruluşlarından Lehman Brothers’ın son Türkiye raporunda şöyle yer almış:
"AKP’nin seçimleri kazanarak tek parti hükümeti kurmasının, Türkiye için harika bir fırsat olarak karşılandığı günler artık geride kaldı. AKP şimdi sıfırdan başlayarak kendini kanıtlamak zorunda. Birçok yatırımcı, Amerikan yardımı olmaksızın ve ABD ile Türkiye arasındaki ayrıcalıklı ilişkinin de kırıldığı bir ortamda, ekonominin serbest düşüşe geçebileceğini ve bunun sorumlusunun da AKP olacağını düşünüyor." (Yasemin Çongar’ın önceki gün Milliyet’te çıkan yazısından)
Çizin bu satırların altını.
Ayrıca hükümet kızmasın, soğukkanlı düşünsün bu satırların arkasında yatan gerçeği. Dört ayda nereden nereye geldiğinin soğukkanlı değerlendirmesini yaparak yanlışlarını yerli yerine oturtsun.
AKP seçimleri tek başına kazandığı vakit kendisine büyük bir kredi açılmıştı. Faizler yüzde 50’nin altına düşmüş, kurlar tepetaklak gitmiş, borsa yükselmişti.
Beklentiler pembe renkti.
Yakın geleceğe güven duyulduğu için böyle olmuştu. Çünkü genel beklenti, yeni hükümetin ekonomide IMF ile gereğini yapacağı, AB’den tarih alıp Kıbrıs’ta işleri yoluna sokacağı, Irak’tan dolayı ABD ile çatışmayacağı yolundaydı.
Hiçbiri olmadı.
Sonuç malum:
Güven uçtu, faizler patladı!
Ne demek bu?
Ercan Kumcu dün Hürriyet’teki köşesinde apaçık yazdı çıplak gerçeği:
30 milyar dolar ek maliyet!
Ne yapacağız?
Türkiye eninde sonunda ek kaynak arayışına çıkacak. Başka çaresi yok. Çünkü başka türlü bu yılın payına düşen 92 milyar dolarlık borcu çeviremez. Ek kaynak bulamayan bir Türkiye de 2001 Şubat krizinden çok daha beter bir krize yuvarlanabilir.
Uzun lafın kısası:
Türkiye ekonomiyi, faizi düşünmek zorunda. Sorumluluk duygusu olan hiç kimse ekonomiye, faize burun kıvırmasın. Bunları düşünmek, savaş çığırtkanlığı değildir, insanlarımızın aş ve iş sorunuyla çocuklarının geleceğini düşünmektir.
Bunun için hükümet bir yandan ekonominin gereğini yapmaya devam etmeli, öbür yandan Avrupa’ya da açılırken, Sayın Demirel’in dediği gibi Amerika’yla ilişkileri tamir etmenin yollarını aramalıdır.
Ülkemizi zor günler bekliyor.
Ek kaynak notu Bu yazıyı yazdıktan sonra Washington’da Türkiye’ye dönük olarak 6 milyarla 8.5 milyar dolar arasında bir kredi imkânının doğduğu bildirildi. Başkan Bush’un ABD kongresinden istediği ek bütçe içinde yer alan 1 milyar dolarlık hibenin bazı koşullarla böyle bir krediye dönüşebileceği hesaplanıyor.
Tabii koşullar nedir, ileride ne olabilir, şimdilik bilinmiyor. Ancak, bu kredinin eğer gerçekleşirse, Türkiye’nin yazımda değindiğim ek kaynak ihtiyacı açısından olumlu etki yapması beklenmelidir.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|