27 Mart 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Yalan... yalan... yalan... yalan...

     Kurban Bayramı’nı iple çeken bir kurbanlık koyun saflığıyla bekliyorlar ABD’nin zafer haberini...
     Yandaki koyunun ardından bütün sürünün boğazlanacağını göremeden...
     Celladına aşık bir kuzu çaresizliğiyle...
     İşte o yüzden gözbağcılık kol geziyor ortalıkta...
     Televizyon seyrederken bilinçaltımdan kırmızı bir bant akıyor: "Yalan... yalan... yalan... yalan!.."
     ***
     Apaçi helikopterinin öldürücü üstünlüğüne övgüler düzen nekrofil bir grafik animasyon geliyor ekrana...
     Sonra da çakaralmaz piştovuyla tek atışta onu avlamış 80’lik bir Irak köylüsü...
     Türkiye’nin kuruluş tarihinden iyi hatırladığı, "yurdunu savunma refleksi" bu... nefis müdafaası...
     Hani sınırdan girdiği gün Amerikan askerinin postalına kapanacaktı Irak halkı?
     Hani iki gün içinde Şiiler düşmana katılacak, Kürtler arkadan vuracak, Saddam’ın muhafızları teslim olacaktı?
     Hani kitle imha silahları vardı Irak’ın?
     Hani sivillere, çocuklara dokunulmayacaktı?
     Bağdat’ın pazar yerini bombalasın diye mi izin verdik B - 52’lerin geçişine?
     ***
     Arsız yalanlar bunlar!
     Bilincimizin kollarını bağlayan deli gömlekleri...
     ABD’nin derdi insan hakları olsa, daha geçenlerde İsrail’de vahşi bir dozerin ezip kafatasını parçaladığı kendi yurttaşına sahip çıkmaz mıydı?
     Batı’nın amacı Iraklıyı Saddam’dan kurtarmak olsa, zamanında Bağdat’ı silaha boğar mıydı?
     Denize düştük diye yalana, yılana sarılmanın alemi yok.
     Dirayetle, yüzmeyi öğrenmemiz gereken günlerdeyiz.
     Yüzyılın en haksız savaşında tarih, en pahalı dersini veriyor.
     Dostu düşmandan ayırıyor. Düşürüyor maskeleri... Devleri cüceleştiriyor.
     ***
     Demirel, Öcalan’ı ABD’nin teslim ettiğini açıkladı.
     Hani "terörist başı"nı Türk istihbaratı yakalamıştı?
     Erdoğan’ın "Irak’a girmek için kimseden izin almayız" dediği gün ABD, Türk ordusuna girme izni vermediğini bildirdi.
     Hani tam bağımsızlık şiarımızdı?
     Nerede her fırsatta "bağımsızlık" diye, "sulh" diye, "mazlum milletler" diye Anıtkabir’e koşuşan Atatürkçüler?..
     "Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman" anlı şanlı milliyetçiler, şimdi nasıl oldu da şiddet tanrısının paçasında "Küstü Amerika, yandı dolarlar" diye ağlaşan birer Bushperest’e dönüştüler?
     Muhalefetteyken her cuma çıkışı yıldızlı bayrak yakıp yeşil sancak açarak "Allahuekber" nidalarıyla yürüyenler...
     "...hele sizler... hele sizler!.."
     ***
     Öyle yaman bir haysiyet testinden geçiyoruz ki her ferdin, her kurumun, her inancın baştan sorgulanacağı bir devir çıkacaktır savaşın kanlı enkazı altından...
     Evet, "birlik zamanı, zaman"...
     Öyle "milli" filan bir birlik değil bu; zalime karşı mazlumun, saldırganlığa karşı hukukun, teslimiyetçiliğe karşı direnişin, vicdansızlığa karşı merhametin, ölüme karşı hayatın yanında saf tutanların (dinine, fikrine milliyetine bakmaksızın) birlik olma zamanı...
     Tarihi bir kavşak noktasında, yeni ve büyük ittifakların eşiğindeyiz.
     Şimdi "öldürmeyeceksin" diyen mukaddes kitaplardan başlayarak en temel kaynakları sarsmanın, en bildik ideolojilerle hesaplaşmanın, insanlık adına bildiğimiz, biriktirdiğimiz ne varsa ortaya koymanın vaktidir.
     ***
     Ama o hesap zamanına dek mütemadiyen çalmalı sirenler...
     ABD çuvalladıkça havucu sallamaya, parayı koklatmaya başladı.
     Asıl tezkere geliyor demektir bu...
     Barışın ordusu daha güçlü haykırmaya hazır olmalı.
     
     can.dundar@e-kolay.net
     







Taha AKYOL
Savaş, nereye?

Çetin ALTAN
Tanrı Janus

Melih AŞIK
Tezkere geçmez!

Fikret BİLA
Orgeneral Özkök’ün konuşması

Hasan CEMAL
Genelkurmay, TÜSİAD, Amerika Avrupa...

Yılmaz ÇETİNER
Medyaya ülke çıkarları için çağrı!

Güneri CIVAOĞLU
Kerameti nereden

Can DÜNDAR
Yalan... yalan... yalan... yalan...

Hurşit GÜNEŞ
Duruş ve ikinci en kötü çözüm

Doğan HEPER
Tarih bunları yazacak

Sami KOHEN
Asker güvencesi

Mehmet Y. YILMAZ
Kuşaktan kuşağa aktarılan bir sorun: Kıbrıs

Hasan PULUR
"O Şimdi Asker..." Ama ne asker!

Derya SAZAK
Özkök ve sivil paşalar

Meral TAMER
ABD, Irak’ta stok mu eritiyor?

Güngör URAS
TÜSİAD devlete ‘sipariş’i verdi

M. Ali BİRAND
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin önemi