28 Mart 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Güven krizi!

     Sloganlar yetmiyor! Ne yazık ki öyle. Eğer güzel, iyi niyetli sloganların sihirli bir gücü olsaydı, bugüne kadar bin defa kurtarmıştık Türkiye’yi. Sosyal adaletten nasibini almış, refah içinde, kalkınmış bir ülkede yaşıyor olurduk.
     Ama olmadı.
     Sloganların gücü yetmedi.
     Bugün hala sloganlara bel bağlayanlar var. Soğukkanlı uyarılara ve yol göstericiliğe en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde, nedense slogan atmanın kolaycılığına kapılmış durumdalar.
     Kimi sesleniyor:
     "Türkiye’ye sahip çıkma zamanı!"
     Kimi bağırıyor:
     "Ayaklarımızın üstüne basma zamanı!"
     Kiminin sloganı daha farklı:
     "Gücümüzü bilelim, kendimize güvenelim."
     İyi güzel.
     Ama işin gerçeği değişmiyor.
     Nasıl değişsin ki?
     Hazine Bakanı Babacan çıkıyor, devletin borçlanma ihalesinden bir gün önce ABD’den 6 milyar dolarlık tezkere parasının hala gündemde olduğunu söylüyor. Piyasa çok iyi tepki veriyor. Faizler düşüyor. Devlete yüzde 59’la borç veriliyor. Ama ertesi gün tezkere parasının gündemde olmadığı anlaşılıyor. Bu kez tam tersi oluyor, faizler bir anda patlıyor. Devlete borç verenler, bir günde on beş, yirmi puan zarar ediyor.
     Bunun adı güven krizi değil mi?
     Böyle yönetim güven verir mi?
     Ya da Tayyip Erdoğan çıkıyor AKP’li milletvekillerinin karşısına. "Bu tezkere geçmezse, üç ay sonra maaş alamazsınız" diyor. Sonra grubu serbest bırakıyor. Grubu bölünüyor, tezkere reddediliyor.
     Bundan böyle güvenebilir misiniz? Buna güçlü hükümet diyebilir misiniz? "Bunların kafasının arkasında başka şeyler mi var?" sorusunu gündeme getirenlere şaşar mısınız?
     Güven krizi burada!
     Bu yüzden hükümet ek önlem paketi çıkarsa da, Başbakan Erdoğan IMF’ye iman tazelese de piyasalar tınmıyor. Ama Washington’dan kredi haberleri ya da Amerika’yla ilişkilerin tamir edilebileceğine ilişkin haberler ortalığın bir nebze olsun düzelmesine yol açıyor.
     Bu bir gerçek.
     Bu gerçeği görmek için savaş taraftarı olmak gerekmiyor. Bu gerçeği inkar etmek için barış yandaşı olmak da gerekmiyor. Bu gerçek sloganlarla da değişmiyor.
     Ama bu, gerçeğin sadece bir yüzü. Güven krizinin aşılabilmesi için gerçeğin başka yüzlerine de bakmak lazım.
     Nedir bunlar?
     (1) Altı aydır gecikmiş olan Niyet Mektubu’nu daha fazla bekletmeden imzalayıp IMF’ye göndermek... (2) Programın, mali disiplinin, yapısal değişimin gerektirdiği ek önlemleri derhal almak ve ciddiyetle uygulamaya başladığını göstermek... (3) İleride ihtiyaç duyulacak ek kaynak nedeniyle Amerika’yla ilişkileri tamir etmek... (4) IMF’den kaynak sağlamak için yalnız ABD ile değil, AB ile ilişkilerin de iyi olması gerçeğini kabullenmek... Yani IMF’nin patronları arasında sadece ABD’nin değil, AB’nin de olduğunu bilmek...
     Bıçak sırtındaki ekonomide güven krizi bunlardan çıktı. Aşılması da sloganlardan değil, bu yollardan geçiyor. Hükümetin inandırıcılık ve güvenilirlik sınavını vermesi şart. Zamanında yapmadıklarını, şimdi hızla ve kararlılıkla yapmaktan başka çaresi yok.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     







Taha AKYOL
‘Denklem’ ve Türkiye

Çetin ALTAN
Yalçın Çetin

Melih AŞIK
Kadro pişkinliği!

Fikret BİLA
TÜSİAD da hükümet beğenmiyor

Hasan CEMAL
Güven krizi!

Güneri CIVAOĞLU
Üniformanın içindeki

Abbas GÜÇLÜ
Öğrencilerin burs çilesi(3)

Hurşit GÜNEŞ
Ekonomik büyüme yararlı mı?

Sami KOHEN
Yarını da düşünmeli...

Mehmet Y. YILMAZ
Halk AKP’yi AKP askeri ‘seçti!’

Hasan PULUR
Bu mektuplar bir daha yazılmasın, diye...

Derya SAZAK
Bosna’dan Bağdat’a

Meral TAMER
Borca borç ekleyerek borcu çevirmek

Ece TEMELKURAN
Paranın küçük tanrılarına mektup

Güngör URAS
Ayşe Hanım Teyzem ‘üzgün ve şaşkın’

M. Ali BİRAND
Türkiye bugün AB üyesi olsaydı...