01 Nisan 2003 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Vicdanlarda açılan yara büyürken...

     Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzeyde bir kaynakla geçen gün konuşurken Irak’taki son gelişmelerle ilgili olarak şöyle dedi:
     "Amerika iki büyük hata yaptı. Biri, Iraklıların nasıl cengaver, nasıl savaşkan olduklarını, uzun yıllardır savaşa savaşa askerlikte nasıl piştiklerini uzun boylu düşünmediler, pek öyle hesaba katmadılar. Kendi teknolojik üstünlüklerine çok fazla güvendiler. İkincisi, saldırı başlar başlamaz şehirlerde herkesin ayaklanıp ellerinde çiçekler, ‘kurtarıcıları’nı karşılayacaklarını sandılar. Olmadı, yanıldılar. İnsanlar şimdi kendi evlerini, kendi vatanlarını savunuyorlar. Saddam’ı sevmeyebilirler ama kendi evlerini de işgalciye karşı korurlar."
     Durum böyle.
     Savaş uzuyor.
     ABD’nin beklediği olmadı.
     Ama tabii kimse yoğurdum kara demez. Amerikan yönetiminden kim ağzını açsa aynı şeyi söylemeye devam ediyor. Bu da ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’dan:
     "Saddam Hüseyin ve rejimini düşüreceğiz, kazanacağımız kesin..."
     Önceki gün böyle diyordu.
     Genel beklenti de böyle.
     Ama bu son nasıl gelecek?
     Süre ve maliyet ne olacak?
     Kafaları şimdi karıştıran bu.
     Irak saldırısında Amerikan yönetiminin en hararetli destekleyicilerinden The Wall Street Journal gazetesi geçen günkü başyazısında şöyle yazıyordu:
     "Kimilerinin öngördüğü gibi bunun çabuk tarafından bir savaş olmayacağı anlaşılıyor. Saddam’ın askerleri üniformalı üniformasız halkın arasına karışmış durumda. Bir yandan kurtarıcılara karşı savaşmak, diğer yandan isyanları bastırmak için..."
     Bu durum, savaşın uzayacağı ve daha kanlı olacağının işareti sayılıyor. Güney Irak cephesinde, Amerikan Üçüncü Piyade Tümeni’yle hareket halindeki Washington Post muhabiri de gazetesine şu haberi göndermiş:
     "Amerikan savaş planlamasını yapan kurmayların bütün umudu, Irak’ta kent içlerinde savaşmaktan kaçınmaktı. Böylece hem Amerika’nın hem Irak’ın sivil kayıpları en aza inebilecekti. Ama şimdi bu strateji konusunda kuşkular var. General Blount, ‘Sanıyorum, bu adamlar sürekli şehir içlerinden gelip bizi taciz edecekler. Ve sonunda biz de kente girip onları kovalamak ve temizlemek zorunda kalacağız. Bundan kaçınmanın tek yolu, Bağdat’taki o herifi bir an önce yok etmekten geçiyor’ dedi."
     Komutanın kaygısı böyle.
     Amerikalı kurmaylara göre, yılanın başı olan Saddam Hüseyin hayatta kaldığı, dizginleri elinde tuttuğu sürece Irak’ta iç muhalefet sinmeye devam edecek. Böylece Amerika’ya karşı direniş intihar saldırıları gibi boyutlara bürünerek kanlı biçimde sürecek.
     Saddam’ın ne yapmak istediği konusunda kuşku yok:
     (1) Savaşı mümkün olabildiğince uzatacak taktikleri uygulamak... (2) Düşmana karşı kent gerillası yöntemlerini devreye sokmak... Yani Amerikan ve İngiliz kuvvetlerini kent içlerine çekmek ve halkla karşı karşıya bırakmak... (3) Hem sivil halkın hem Amerika’nın kayıplarının artmasıyla Arap, Amerikan ve dünya kamuoylarının ABD’ye karşı ayaklanmasını sağlamak...
     Böylece savaş uzarken kan lekesi de gün geçtikçe büyüyecekti.
     Bu açıdan The Wall Street Journal’ın başyazısında şu satırlar dikkat çekici:
     "Amerika’nın askeri zaferi öylesine bir zafer olabilir ki, Başkan Bush’un ileriye dönük çok iddialı yeniden yapılanma projelerine tümüyle düşman, yanmış, yıkılmış, perişan olmuş bir ülke ve bir halk bırakabilir arkasında..."
     Savaş uzuyor.
     Vicdanlarda açtığı yara büyüyor.
     Bombardıman ve ölüm! Masum halkın, çocukların televizyon ekranlarındaki o dehşet görüntüleri, insanların iç dünyalarında öylesine fırtınalar kopartıyor ki, böylesi acıların üstüne, hele bir işgal gücü olarak neyi nasıl inşa edebilirsin ki? Saddam’ı devirdikten sonra Irak’ı nasıl denetim altında tutabileceksin ki? Tutsan, bunun maliyeti ne olacak ki?
     Uzun lafın kısası:
     Evdeki hesap çarşıda uymadı.
     Washington’da kapalı kapılar arkasında yapılan planlar şimdilik kağıt üstünde. Gerçekleşmeleri yakın ihtimal gözükmüyor.
     Savaş sonunda kazanılacak, ama ne pahasına?..
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     







Taha AKYOL
Kitap okumak

Melih AŞIK
Yol haritası...

Fikret BİLA
İki proje

Hasan CEMAL
Vicdanlarda açılan yara büyürken...

Güneri CIVAOĞLU
Yüz günde

Can DÜNDAR
İngilizler, Iraklıları kurtaracak mı? Geçiniz!

Abbas GÜÇLÜ
Başbakanlık bursları (5)

Hurşit GÜNEŞ
Vergileri azaltsak tasarruflar artar mı?

Sami KOHEN
Savaş uzadıkça...

Mehmet Y. YILMAZ
Bu işler, iktisada ters işler!

Derya SAZAK
Savaşın çocukları

Meral TAMER
Bu ekonomiyi ancak ‘güven şoku’ kurtarır

Güngör URAS
İniyor kayık, çıkıyor kayık

Serpil YILMAZ
Önce paranızı sisteme sokun!

M. Ali BİRAND
Kemalistim ve ordumu seviyorum