|


Yüz günde
"ABD yönetiminin Irak Savaşı’nda en büyük yanlışı, Türkiye’deki yeni İslamcı hükümete itimat etmek olmuştur. Bu yanlış inanç, bize kıskaç hareketi yaparak çok kısa sürede duruma egemen olmamızı önlemiştir."
Safire’yi vantrolog gibi, karnından konuşabilen Beyaz Saray patronlarının "bez bebek gazetecisi" olarak görün... "Türkiye’deki yeni İslamcı hükümete güven duymak en büyük yanlışımız oldu. Kıskaç harekatıyla çok kısa sürede sonuç almamız bu yüzden mümkün olmadı" hükmünün, Beyaz Saray’daki karargaha ait olduğu sonucu görünür.
Baba’nın listesi 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in VATAN’da yayımlanan Semra Çetin ile söyleşisi de ilgi çekicidir.
Demirel’e göre, "Türkiye, ABD’nin nefret sıralamasında ikinci sırada."
Safire’nin satırlarıyla, Demirel’in söylemi birbirini tamamlayan "sebep - sonuç" ilişkisi gibi. Yani...
ABD, Irak’ta başaramadığını görüyor.
Başarısızlığın nedeni günah keçisi olarak Türkiye’yi hedef gösteriyor.
Beyaz Saray kurmaylarına göre, savaş planları doğruydu. Teknoloji, sistem, komutanlar, açılacak cepheler vs...
Ama son anda, bütün planların omurgasını oluşturan Türkiye’deki Safire’ye göre - İslamcı - hükümet yana çekilmişti. Plan çökmüştü.
Şimdi...
Irak’ta işler kötüye gittikçe sebep olarak Türkiye’deki yeni hükümet gösterilecek. Günah keçisi gibi taşlanmak istenecek.
Bakınız yazıda suçlanan Türkiye değil.
İslamcı Yeni Hükümet deniyor.
O halde, tepki şimşekleri bu hükümete...
Üstelik araya sıkıştırılıveren "İslamcı" sözcüğü, ABD’nin "itimat" hatasının bir izahı olarak bilinçaltlarına sanki enjekte edilmekte. Bu hükümet "İslamcı" yapısıyla zaten birlikte hareket edemezdi, sözünü tutamazdı gibi satır arası mesajlar var. Böyle olunca Demirel’in söylemiyle "ABD’nin nefret listesinde ikinci sırada yer almak" herhalde yadırganmaz.
Herhalde, bu yargıların tepkileri dalga dalga üzerimize gelecek.
Millet yapar kampanyası O tepkilerden en günceli gene W. Safire’nin satırlarından sezilmekte.
Safire, "Yapılan bir diğer büyük hata, Türklerden çekinilerek Kuzey Irak Kürtleri ağır ve modern silahlarla, zırhlılarla, tanklarla güçlendirilmedi. Şimdi bu yapılıyor ama geç kalındı" mesajını veriyor.
O halde, önümüzdeki süreçte, Kuzey Irak Kürtlerinin birer "rambo" haline gelmesi beklenebilir.
Türkiye, Kuzey Irak’ta son bir yıl boyunca özel ABD birlikleri tarafından eğitilmiş, şimdi de tam ve modern teçhizata kavuşacak Kuzey Irak Kürtleriyle sorunlar yaşayabilir.
Peki bu, sanki Safire’ye fısıldanan bir hatanın geç de olsa düzeltilmesi mi olur... Yoksa ABD’nin hatalarına çok daha vahim olanı mı eklenir?
Kolektif duyarlık Bush, AKP hükümetine sözüm ona bir ders vermeyi kafasına koymuş olmalıdır.
Soluğu yetecekse bunu yapmaktan onu alıkoymak olası görünmüyor.
Ve elbette bu - İslamcı (!) - AKP hükümeti ayrı. Türkiye ayrı diye düşünülmeyecek.
70 milyon Türkiye insanı ağır hasar görebilir.
Bu gerçekler Ankara’dan da seziliyor olmalı ki... Şimdiden akordu bozuk sesler gelmeye başladı. Örneğin ULUSAL BAĞIŞ BONOSU çıkarılması... Dövize dayalı faizsiz bonolar çıkarılması...
Bunlar bir zamanlar düzenlenen Millet Yapar kampanyasını anımsatıyor.
Türkiye insanı elbette elinden geleni yapar. Dimdik durur...
Ama... Böyle kampanyaların uluorta konuşulmaya, tartışılmaya başlanması da tehlikedir. "Ne oluyoruz... Yoksa deniz mi bitti?" kuşkuları yaratır. Getireceğinden çoğunu götürebilir. "100 günde nerelere geldik?" sorusunun cevabı bir yana, "çok ve boş konuşmak" da bu siyasi kadronun hatalar listesinde birinci sırada.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|

|