|


İyi ki futbol var!
SUNDERLAND
Evet öyle, iyi ki futbol var! İki günlüğüne de olsa pencereyi savaşa kapatmak ilaç gibi. Hele bu ara, futbolun beşiğinde olursa daha da fevkalade.
Futbolun geyiği bizim siyasetin yavanlığından çok daha renkli çünkü... Galiba futbol maçı seyretmenin stresi de insanı bazen tedavi ediyor.
Bu satırları maçtan önce yazıyorum. Siz bu yazıyı okurken, İngiltere - Türkiye milli futbol maçının sonucunu öğrenmiş olacaksınız.
Heyecanlıyım. Ama çıtam yüksek! FİFA’nın son dünya klasmanında Türkiye yedinci, İngiltere dokuzuncu sırada...
Yeneriz diye hazırlanıyorum maça.
Londra’dan trenle gelirken birikmiş gazeteleri okuyorum. "Hayalleri rüyalarından küçük olana acımak lazım." Boşnak film yönetmeni Emir Kusturica’nın bu cümlesi bana rahmetli Turan Güneş’in bir sözünü çağrıştırıyor:
"Rüya gören nasıl olsa uyanır. Tehlikeli olan hayal görmektir. Çünkü gerçekle karışabilir."
Ne hayal gördüm, ne de rüya!
Dedim ya, çıtam yüksek. Bir zamanlar ancak rüyalarımda görebildiğim bir sonucun bugün Sunderland’ın Işık Stadyumu’nda gerçek olabileceğine inanıyorum. Onun için "İngiltere’yi yeneriz" diye yola koyuldum.
Milli Takımımızın başarılı Teknik Direktörü Şenol Güneş’in şu sözleri güzel:
"Artık hayallerimizin gerçeğe dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. O çok sevdiğimiz ve hamasi olarak söylediğimiz tarih yazmak geride kalması gereken bir sayfa."
İlginç, Türk futbolunda açılan bu yeni sayfa İngilizleri korkutmuş. Oysa bugüne kadar İngiliz Milli Takımı’nı hiç yenemedik. Son 10 yılın milli maçlarında tam 27 gol yiyip İngiliz kalesinin ağlarını hiç havalandıramadık.
Bir de iz bırakan o korkunç hezimet:
8’e karşı 0 gol!
Bu hezimeti kimse unutabilmiş değil.
Ama köprülerin altından çok sular aktı. İngiliz spor basınının duayenlerinden Rob Hughes’un bir yazısı aklımda. İngiliz ve dünya futbolunun ilahlarından, milli takımın kaptanı David Beckham’ın Türkiye’ye küçük bir lokma gibi bakan sözlerine, özeti şu olan tepkiyi göstermişti:
"Allah aşkına David, sen herhalde Türkleri son zamanlarda seyretmedin. Dünya Kupası’nda Kore ve Japonya’dan erken ayrıldığın için olacak, Türk Milli Takımı’nın artık nasıl kaliteli futbol oynadığını görmedin. Bir de İstanbul’daki statlarının o cehennemi atmosferinden haberin yok. Senin yerinde olsam Türkler konusunda ihtiyatlı konuşurdum."
Maçtan önce hava böyle.
İngiliz basınındaki bütün yazıları satır satır okuyorum. Çekinmeyen yok bizim takımdan. Hoşuma gidiyor. Daily Telegraph yazarı şunları yazmış:
"Çarşamba günkü rakiplerimizin bize karşı sekiz maçta galibiyeti yok. Hatta tek bir gol dahi atabilmiş değiller. Ama güzel sohbet burada bitiyor. Çünkü son Dünya Kupası’nda biz yoktuk, Türkler üçüncü oldu. Arı gibi çalışkan bir futbol oynuyorlar. İyi organize oluyorlar oyun içinde. Ve bugün, bizim de bulunduğumuz Avrupa 2004 eleme grubunda başı çekiyorlar. Yenilgileri yok. Bu başarıların hiçbiri bizim teknik direktör Sven - Goran Eriksson’un takımı için geçerli değil."
Eriksson’un, İngiliz Milli Takımı’nın İsveçli teknik adamının basınla başı uzun zamandır dertte. Yerden yere vuruluyor.
Şu satırlar Sun’ın:
"Sven - Goran Eriksson İngiltereyi dünya kupasında üçüncü yapsaydı, şimdi kendisine Sir Sven diye hitap ediyor olurduk. Herhalde yıllık maaşı da 3 milyon sterlinden 5 milyona yükseltilirdi."
Şu uyarı da Times gazetesinden:
"Bir Türkiye yenilgisi, Eriksson’u uçurumun kenarına bir adım daha yaklaştırır."
İngiliz basınında bizim yıldız futbolcularımızdan övgüyle söz eden yazılar dikkat çekici. İnter’de oynayan Emre için Boğaz’ın Maradona’sı deniyor. İspanya liginde takımı şampiyonluğa, kendisi gol krallığına oynayan Nihat Kahveci’ye Real Sociedad tribünlerinde nasıl Jön Türk Nihat diye tapıldığı anlatılıyor. En güzeli Evening Standart’ın başlığı, olayı özetlemiş: "Tarihi unutun, şimdi Türkiye daha iyi bir takım..."
Ama itiraf edeyim:
Ben de heyecanlıyım.
Yeneriz diyorum ama karşımızdaki takım nereden baksanız İngiltere. Demek hala içimde tam kurtulamadığım o duygunun tortuları... Yoksa fazla mı havaya girdik?.. İngiltere yine İngiltere’dir! Daha geçen yıl Almanya’yı üstelik Almanya’da 5 - 1 yenen onlar değil mi?.. Dünya Kupası’nda hiçbir varlık gösteremeden veda etmiş olsalar da İngiliz futbolu bu...
Yani futbolun beşiği!
Ama çıtamız yüksek. Hele Ümit Millilerimizin geçen gece Newcastle’da İngilizler’i nasıl ellerinden kaçırdıklarını seyrettikten sonra başım dik giriyorum ismi Işık olan stadyuma...
Evet öyle, iyi ki futbol var.
***
Maç sonrası...
...
Sunderland stadının uğurunu bozamadık. İngiltere, bu staddaki üst üste 8. milli maçını da kazandı.
Güzel maç oldu, heyecanlı, tempolu bir futbol seyrettik.
Rüştü devleşti kalesinde... 1. devre iyiydik, 2. devre dağıldık. Ancak bunun bir de İstanbul rövanşı olacak.
Futbol çıtamız yüksek.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|