|


Güven: Kaybetmek kolay, kazanmak çok güç!
Birini İngiliz Financial Times’tan, ötekini Amerikan New York Times gazetesinden kestim. İki değerlendirme de Türkiye’deki ekonomik gelişmelerle ilgili.
Maalesef ikisi de olumsuz.
New York Times’ın başlığında, Türkiye’ye dönük olarak yatırımcılarda meydana gelen güven kaybına işaret ediliyor. İkinci başlık olarak da şu cümleye yer verilmiş:
"Amerika’yla ilişkilerde kopma korkusu bıçak sırtındaki ekonomiyi kötü etkiledi."
Financial Times’ın yayımladığı Türkiye ekinde ana haberin başlığı olumsuz:
"Başlangıçtaki umut verici görüntü bir anda değişti!"
AKP’nin seçimleri tek başına kazandığı 3 Kasım sonrası doğan iyimser havanın yerini kısa sürede niçin kötümserliğe bıraktığı konusunda şu üç noktaya işaret edilmiş:
(1) Dış politika: Kıbrıs’ta çözümsüzlük nedeniyle Avrupa Birliği - Türkiye arasında üyelik görüşmelerinin tehlikeye girmesi...
(2) Ekonomi: Amerika’dan 6 milyar dolarlık hibenin (tezkere parası) suya düşmesinin ekonomi üstünde istikrarsızlaştırıcı etki yapması...
(3) Yatırım: Ekonomik reform programı doğru yönde bir adım olmakla birlikte, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye gerçekten ilgi göstermesinin daha uzun zamanı gerektirdiği...
Nedir bunların özeti?
Güven krizi!
Bu konuya daha önceki yazılarımda da değinmiştim. Ama bu açıdan Ankara’daki gelişmelerin ne yazık ki hala doğru yolda olduğunu söylemek mümkün değil. Güven kaybını durdurabilecek adımlar henüz atılamadı.
Tam tersine bir durum var.
Rahatsız edici olan şu:
Siyasal kadrolaşma...
Partizanca atamalar özellikle ekonomi yönetimi alanında birçok soru işaretine yol açmış durumda. Partizanca atamaların aynı zamanda ehliyet açısından son derece kuşkulu olduğuna dair sinyaller geliyor.
Devam eden yanlışlar, iç ve dış piyasalarda Tayyip Erdoğan hükümetinin karnesine kırık notlar ekliyor.
Bu güven kaybı, IMF’de de çok belirgin. Niyet Mektubu’nun hükümet tarafından Washington’a gönderilmesine rağmen IMF 1.6 milyar dolarlık dördüncü kredi diliminin tümünü serbest bırakmıyor.
Çünkü hükümete güvenmiyor!
Bu yüzden dilimi de dilimlere bölüyor. Yani IMF yepyeni bir uygulama için düğmeye basmış durumda:
Taksitin taksiti...
Bu aslında bir skandal!
Türkiye açısından bir ayıp...
Ve sözü uzatmak yersiz. Türkiye’nin ekonomide bir yerlere gidebilmesi için yeniden güven tesis etmesi gerekiyor.
Bunun için IMF ile program konusunda disiplinli uygulamanın devamı öncelikli koşuldur. İş başında acemi mangaları değil, ehliyetli kadroların bulundurulması bir başka şarttır. Aynı zamanda Türkiye’nin ABD ve AB ile ilişkilerini tamir etmesi, iyileştirmesidir.
Türkiye Odalar Birliği’nin geçen hafta Başbakan Erdoğan’a verdiği raporda denildiği gibi:
"Irak harekatının yarattığı belirsizlik ortamında yapılan çelişkili açıklamalar ve verilen yanlış sinyallerin de etkisiyle bir güvensizlik ortamı doğmuştur. Ortam, mayıs - ağustos 2001 dönemine benziyor. O zamanda bir IMF desteği ve bir ekonomik program vardı. Ancak hükümete duyulan güvensizlik, alınan tedbirlerin bekleyişleri olumlu yönde değiştirmesini engelliyordu."
Lütfen dikkat!
Güveni kaybetmek çok kolay, kazanmak çok güçtür, zaman alır.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|