|


Kanlı bir bulaşık suyu ve saydamlaşma süreci
Irak savaşının medyadaki görüntü ve fotoğrafları, sade göz ve gönül yakmıyor; "ulus - devlet" modelinin yarattığı demagoglar saltanatına karşı tiksintiyi de artırıyor.
Başta üniformalı bir diktatörle oligarşik bir yapılanma çerçevesi içinde; hamasete dayalı, ekonomideki dengesizlik rezilliğini, saydamlaştırmanın "vatan ihaneti" sayıldığı bir "Üçüncü Dünya" ülkesinin, vara vara vardığı son dram...
***
Kendisinin süper bir güç olduğuna inanan Bush da, art niyetleri ne olursa olsun, gözüne ancak "Üçüncü Dünya" ülkelerinden birini kestirebilirdi...
21. yüzyılın, "Üçüncü Dünya" ülkelerine tahammülü olmadığı gitgide daha hızlı çıkacaktır ortaya; süper bir güce tahammülü olmadığı da...
***
Ne yazık ki Türkiye kadroları, henüz teknolojideki değişimlerin motorunu çalıştırdığı ekonomik gelişimlerle, evrenselleşme sürecindeki hızlanmayı algılayacak, beyinsel bir arınmışlık içinde değil.
Endüstri devrimiyle Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıkan "ulus - devlet" modelinin paradigmalarını henüz süzgeçleyemiyoruz.
Ne köylülüğü aşamamış Rusya’da, Lenin’in "proletarya diktası" etiketi altında çağı aşmaya kalkmasındaki sakatlıkları irdeleyebiliyoruz; ne de bizim cumhuriyetçilerin, "Kışlacı" bir siyasetle bürokratik bir oligarşiyi, "burjuva sınıfı" boşluğunun yerine oturtarak, çağdaşlaşmaya kalkmasındaki sakatlıkları...
Bu böyle...
***
Her şeye rağmen Türkiye bir saydamlaşma sürecinin içine giriyor gibi...
Hasan Cemal’in yeni yayımladığı "Kürtler" yapıtı bunun en çarpıcı örneklerinden biri; Yavuz Baydar’ın "Soru - Cevap" programında yaptığı açıklamaları da...
Ta 1512’de başlayan Alevi katliamından, 1821’deki Mora başkaldırısına kadar, ekonomik kökenli etnik sorunları kaba kuvvetle bastırmaya kalkma ilkelliğinden, Kürtler de az çekmedi...
Monarşik ve oligarşik siyasal yapıların etnik sorunlara karşı takındığı yamuk tutumu, saydamlaştırma zorunluğu vardır...
Hasan Cemal bunun çok önemli bir adımını atmıştır "Kürtler" kitabıyla...
***
Bir ay kadar önce bir kitap daha çıktı, Kemal Anadol’un "büyük ayrılık" adlı tarihsel romanı...
İttihatçılar dönemiyle Ege’deki Rum azınlığın "mübadelesi"ne ait bir saydamlaştırmanın, romanesk bir formatta yazılmış bir kitabı "büyük ayrılık"...
Kemal Anadol’un uzun yıllar çalışarak hazırladığı tarihi romanında, "Enver Paşa’nın Goeben ve Breslau zırhlılarının Çanakkale Boğazı’ndan geçmeleri için verdiği emir"in fotokopisi de var, "Enver Paşa’nın Amiral Souchon’a Rus donanmasına hücum için verdiği emir"in fotokopisi de...
"Çanakkale Şehitleri" şiiriyle hamasi bir yorgan altına konan tarihsel gerçekler, saydamlaşma sürecinde...
Hasan Cemal’i de, Kemal Anadolu’u da gerek verdikleri büyük emek, gerek gösterdikleri medeni cesaretten ötürü kutlamak boyun borcu...
***
Evet, Türkiye bir saydamlaşma sürecine girmede...
Neşe Düzel’in pazartesi günkü Radikal’de Cem Duna ile yaptığı uzun röportaj da bunun başka bir belgesi...
Röportajın başlığına şu soru çıkartılmış:
"Ankara ülkeyi koruyabilecek mi?.."
Cem Duna’nın röportajından alt başlığa çıkartılmış açıklamalar da şöyle:
"Zikzakların sorumlusu tek başına hükümet değil. Genelkurmay’ın, Cumhurbaşkanlığı’nın ve muhalefetin de zikzaklarda sorumluluk payı var"
"HADEP’ten sonra DEHAP’ı kapatmaya çalışıyoruz. Bunu yaparak, siz Kuzey Irak’ı Kürtler için gerçekten bir cazibe odağı haline getiriyorsunuz"
"AB’ye karşı çıkanlar ‘Türkiye’nin ufkunu karartmakla’ suçlanırlar. Ama AB’yi Kıbrıs’ı kullanarak engellerseniz, böyle suçlanmazsınız"
***
Pazar günkü Radikal’de ise Murat Belge "Gönüllü ‘Üçüncü’" başlığı altında Türkiye’nin "Üçüncü Dünya ülkeleri" ile örtüşen özelliklerini berraklaştırıyordu.
Türkiye’yi dünyadan koparan "Türk milliyetçiliği" tipi...
Uydurma resmi bir tarih üstünde mayalanan ve ezbere dayanan milliyetçi eğitim...
Tüm dünyanın Türk düşmanı olduğu paradigması...
***
Türkiye tümden "Üçüncü Dünya"ya kayma rüzgarlarından nasıl kurtulur?
Can Paker, Irak savaşından sonra Ortadoğu’da ortaya çıkacak ırgalanmaların Türkiye’yi de değiştireceği ve ister istemez "statüko"cu inadını kıracağı kanısında...
***
Gerek evrensel kadrolardan yoksunluk, gerek "monizm"in bilinci dışında kalmışlık, gerek teknolojideki aşamalara dayalı analitik analizlere yabancılık, gerek oligarşik bir yapı hamasetçiliğiyle saydamlaşmaktan korku; Türkiye’yi önümüzdeki 20 yıl boyunca bir yığın sürprizle çimdikleyecek...
Çünkü "statüko"cular, olayların üstesinden gelemeyince, olaylar "statüko"cuların üstesinden gelir...
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|