|


Askeri zafer, politik yenilgi!
Irak’la ilgili olarak birkaç gündür savaş sonrası ve savaş sonrasının belirsizlikleri fazlasıyla ön plana çıkmaya başladı. Çünkü anlaşılan Saddam Hüseyin’in sonu hızla yaklaşıyor. Bunun artık genel kabul gördüğü söylenebilir.
Basra’da denetimin İngilizlere geçmesi, Amerikan tanklarının beklenenden çok daha büyük hızla Bağdat’ta boy göstermesi, savaşın çabuk biteceği yolundaki öngörüleri güçlendirmiş durumda.
Oysa, daha bir hafta on gün önce hava bunun tersiydi. Savaş planlarının yanlış çıktığı, Irak’ta Amerika’yı yeni bir Vietnam bataklığı’nın beklediği, özellikle Bağdat’ın Saddamgrad’a dönüşeceği konuşuluyordu.
Bugün hava değişti.
Şimdi artık Saddam sonrası konuşuluyor.
Ve bir nokta vurgulanıyor:
Askeri zafer bu kez siyasal yenilgiye dönüşebilir mi?
Bu sorunun altında yatan kaygı ise biraz klasikleşmiş tek cümleyle özetlenebilir: Barış yapmak bazen savaş yapmaktan daha güçtür!
Amerikan tankları daha Bağdat’ın kapılarındayken sıcak bir tartışma patlamış durumda. Bir yandan koalisyon ortakları Amerika’yla İngiltere arasında Birleşmiş Milletler’in bundan sonra Irak’ta oynayacağı rolle ilgili görüş ayrılıkları var.
Öte yandan Washington’da Dışişleri Bakanlığı’yla Pentagon, yani Savunma Bakanlığı anlaşamıyorlar. Ayrıca, Başkan Bush yönetimiyle Kongre liderlerinin Saddam sonrasına bazı açılardan farklı baktıkları biliniyor.
Başbakan Blair, savaş sonrası Irak’ında Birleşmiş Milletler’e daha çok rol tanınmasından yana. Başkan Bush’un, özellikle Pentagon’daki şahinlerin bu fikirden hiç hazzetmedikleri malum.
Bu çevrelerde, "Döktüğümüz bunca kan ve paradan sonra, ipleri yeniden BM Güvenlik Konseyi’nde bir Fransa’ya, bir Almanya’ya, bir Rusya ya da Çin’e kaptırmamızı kimse bizden beklemesin" diyenlerin sesi yüksek çıkıyor.
Buna karşılık, Amerika’nın nüfuzlu gazetesi The New York Times dünkü başyazısında farklı görüşü savunuyordu:
"Barışı kazanmak ve Irak’ı diktatörlükten demokrasiye geçirmek, savaşmaktan çok daha güç olabilir. Bu, Amerika’nın tek başına üstesinden gelebileceği bir iş değil. Birleşmiş Milletler’in en hızlı şekilde devreye sokulması yolundaki Blair’in tavsiyesini göz önünde tutmakta yarar var.
Öte yandan, askeri bir zaferi Ortadoğu’da siyasal bir yenilgiye dönüştürmek nasıl mı başarılır? Bunun en çabuk yolu şudur: Savaş sonrasında Irak’ı Amerikalı bir askeri valiyle onun altındaki bir kukla hükümete bırakmak..."
Görüldüğü gibi, savaş sonrası Irak’ta güvenlik ve istikrarı sağlamak için hangi yollardan gidilmesi konusunda farklı eğilimler söz konusu. Burada meşruiyet konusu gündeme geliyor. Savaşın, işgalin içinden gelecek yeni yönetim, hem Irak içinde, hem Arap dünyasında, hem uluslararası sahnede nasıl tanınacak, nasıl meşruiyet sahibi olacak?
Bu bakımdan kilit konulardan biri, yeni Irak yönetiminde düğümleniyor. Bugüne kadar yurtdışında Amerika’nın desteğiyle örgütlenmiş olan Ulusal Irak Muhalefeti ile onun lideri olarak gözüken Ahmet Çelebi anlaşmazlıklara yol açmış durumda.
Amerikan Dışişleri Bakanlığı’ndaki yaygın görüş, Çelebi’nin 45 yıldır Irak dışında yaşadığı ve ülkesinde herhangi bir ciddi tabana sahip olmadığını savunuyor. Buna karşılık, Başkan Bush’un çevresindeki şahinler, özellikle Pentagon, Ahmet Çelebi’den yana çıkıyorlar.
Durum böyle.
Saddam’ın sonu çok yakın.
Savaş anlaşılan uzun sürmeyecek.
Ancak Saddam sonrası Irak’ını nelerin beklediği konusunda belirsizlik ve soru işaretleri ister istemez ön plana çıkmaya başlıyor.
Dileriz, Saddam sonrasında Irak bir başka kaosun içine yuvarlanmaz. Ve inşallah en kısa zamanda yaralarını sarmaya başlayacağı normalleşme sürecine girer.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|