|
|


DENKTAŞ MİLLİYET’E KONUŞTU
Hakkımızı korumak suçsa, ben suçluyum
Denktaş, "Türkiye ve KKTC, AB kıskacında mahkûm edilmeye çalışılıyor. İnsaflı olsalardı hiç olmazsa suçu yüzde 50’şer paylaştırırlardı" dedi
FİKRET BİLA
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisine yöneltilen suçlamaları, "Kıbrıs Türkü’nün hakkını korumak suçsa, ben çok eskiden beri suçluyum" diye yanıtladı. Denktaş, Türkiye ve KKTC’nin AB kıskacına alındığını ve bu kıskaçta mahkûm edilmeye çalışıldığını vurguladı. Denktaş, son gelişmelere ilişkin sorularımızı şöyle yanıtladı:
BM Güvenlik Konseyi kararında son görüşmelerin başarısızlığından siz sorumlu tutuldunuz. Nasıl karşıladınız? Suçum çok eskiden başlar ve bu suçluluktan kurtulmam da mümkün değildir. Çünkü onların (BM Güvenlik Konseyi’nin, ABD’nin, İngiltere’nin, AB ülkelerinin) meşru hükümet olarak tanıdıkları Rum idaresini Kıbrıs’ın meşru hükümeti olarak tanımıyoruz. Bugüne kadar Rumların dört elle sarıldıkları bu "meşru hükümet" statüsü olmuştur. Bu kez de De Soto’nun İngilizlerle, Rumlarla hazırladığı ve adına Annan Planı denilen plan çok akıllıca bir şekilde Rumların statü konusunda istedikleri tefsiri yapma imkânını veriyor. Ayrıca Türk askerinin tümüyle adadan çıkışını sağlıyor. Rum göçmenlere eski mülklerine dönüş hakkı tanıyor. "İki kesimliliği" içimize 60 bin Rum yerleştirerek bozuyor, iç idarede bize verilmiş görülen hakları, ileride, Avrupa normlarına uymuyor diye ortadan kaldırabilecekleri bir ortam yaratıyor.
Zaman yeterli değildi
Planı referanduma bu nedenlerle mi sunmadınız? Bunlar ve aynı zamanda şunlar: Annan Planı’nda her iki taraf da değişiklik istiyordu. Plan tamamlanmış değildi. Verilen zaman içinde eksik yasaların yapılması, Anayasa’nın hazırlanması mümkün değildi. Yasalar ve Anayasa Meclisler tarafından yapılır. Meclislerden geçmemiş, alelacele hazırlayacağımız yasaları plana ekleyecek ve bir hafta - on gün içinde halkın referandumuna sunacaktık. Annan, bunu yapmadığımız takdirde bu yasa boşluklarını kendilerinin doldurabileceğini söylüyordu.
Papadopullos buna razı mıydı? İşin komikliği burada. Papadopullos da Türkiye’den açık çek istiyor. "Referandum sonucunu kabul edeceğine dair şimdiden garanti vermezse hiçbir şey olmaz" diye diretiyordu. 20 saatlik maraton görüşmenin çoğu zamanı, Papadopullos’u bu konuda tatmin etmek için harcanmıştı. İnsaflı olsalardı hiç olmazsa suçu yüzde 50’şer paylaştırırlardı. Ancak, "Uzlaşmaya engel Denktaş’tır" inancı hasıl olmuştur. Bu inanç şimdi seferberlik haline gelmiştir. Anavatanda da bazı yazarlar, "Denktaş’ın izlediği siyaset Türkiye’nin AB yolunu engelliyor" inancı ile bu seferberliğe katılıyorlar. İzlenen yolun müşterek milli bir yol olduğunu unutmak işlerine geliyor.
Yunanistan ENOSİS istiyor
Meseleye garantörler olarak Türkiye ile Yunanistan el atsa bir sonuç alınamaz mı? AB yolu ile Kıbrıs’a sahip çıkma, dolaylı ENOSİS’i gerçekleştirme eylemini, 1955’ten bu yana yürüten Yunanistan’dır. Ancak sonuç alınabileceğini sanmıyorum. 40 yıldır devam eden mücadele Rum - Yunan ikilisinin Kıbrıs’a sahip olmak için başlattıkları mücadeledir. Bugüne kadar anavatanın fedakârlığı ile bu sonuç önlenebilmiştir. Ancak Rum - Yunan ikilisinin mücadelesi son bulmamıştır. Türkiye’yi ve bizi AB kıskacında mahkûm etme eylemi devam etmektedir. Kıbrıs’ta uzlaşma isteyenler bu gerçekleri görmelidirler. Uzlaşma iki taraf arasında dengeyi kurmakla mümkündür. Kıbrıs hükümeti mertebesine çıkarılmış eli kanlı Rum idaresi ile azınlık bir cemaat olarak gördükleri Türk halkı arasında uzlaşma için gereken denge bugüne kadar kurulamamıştır. Bu dengesizlik devam ettiği sürece de Rum tarafı "meşru Kıbrıs hükümeti" unvanına sahip kalacaktır.
DÜNYA

Hakkımızı korumak suçsa, ben suçluyum
Silah sesi sustu, su savaşı başladı
Bağdat’ın düşüşüne Araplar inanamadı
Amerikan halkının Bush’a verdiği destek arttı...
İşte Saddam’ın işkence küveti
Haftanın fotoğrafı Gül’ün kahkahası
Iraklı Amerikalıların sevinci
Rumsfeld: Kimyasal silahlar ülkeden kaçırılmış olabilir
Necef’te Şii lider öldürüldü
|
|



|