11 Nisan 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Kriz yönetimi

     Irak Savaşı öncesinde Ankara iyi bir kriz yönetimi sergileyemedi. Sık sık yalpaladı. Net görüşler ve tavırlar geliştiremedi. Siyasi netlik ve kararlılık gösteremedi.
     Irak Savaşı gösterdi ki askeri ve siyasi ortam çok çabuk değişebiliyor. Koşulların ömrü bazen bir güne bile ulaşmıyor. Zemin çok kaygan.
     Zaten kriz yönetimi de bu nedenle gerekiyor.
     Türkiye açısından dün yeni bir kriz süreci başladı. Peşmergelerin Kerkük ve Musul’a girmeleri, ABD’nin kontrolü dışında Kerkük’ün altını üstüne getirmeleri, yeni bir krizin doğduğunu gösteriyor.
     ABD’nin en üst düzeyde güvence vermiş olmasına karşın, peşmergeleri kontrol etmedikleri veya edemedikleri anlaşılıyor. Dışişleri Bakanı Gül ve Genelkurmay Başkanı Org. Özkök’ün muhataplarıyla yaptıkları temaslarda ABD güvencelerini yineledi, müdahale edeceğini, verdiği garantilerin geçerli olduğunu ifade etti. Ankara şimdi bu sözlerin gereğini beklemek aşamasında.
     Ancak, olaylar Ankara kadar sabırlı gelişmiyor.
     ABD’nin bir küresel zafer sarhoşluğuna girmesi, bir süper güç olarak kendi amacına yoğunlaşması ve Türkiye’nin aylardır "kırmızı çizgiler" diye vurguladığı duyarlılığını detay gibi görmesi krizi büyütecektir.
     Ankara, "kırmızı çizgiler"in geçilmesi halinde müdahale edeceğini, bu konuda kararlı olduğunu dünya kamuoyuna açıklamış durumda. Bu çizgilerin, sadece hükümetin değil devletin politikasını ve kararlarını ifade ettiği biliniyor. Hükümet de bu politikayı sahiplenmiş durumda.
     Bundan sonra sorun Türkiye için bir itibar sorunu niteliği de taşıyacaktır. Bu nedenle de Ankara’nın bu ikinci krizi çok daha başarılı yönetmesi gerekiyor.
     Aksi halde "kırmızı çizgi" ilanının anlamı ve Türkiye’nın ağırlığı ve etkinliği daha çok yara alacaktır.
     Bu durumda, Ankara’nın, her türlü gelişmeye hızla yanıt verebilecek bir hazırlık içinde olması gerekiyor.
     Bilinen şu ki, Ankara, ulusal çıkar olarak da tanımlanan "kırmızı çizgiler"in korunmasını ABD’ye havale etmiş durumda. Bu çizgilerin korunması işini ABD üstlendi. Ama, "savaş oldu böyle oldu" gibi bir gerekçeyle bu çizgileri Türkiye adına koruma sözünü tutmayabileceği de dikkate alınan ihtimaller arasındaydı.
     Şimdi bunun böyle olup olmadığı ortaya çıkacak.
     ABD dün de söz verdiği gibi Kerkük ve Musul’daki olayları önlemek konusunda ciddi bir girişimde bulunacak mı bulunamayacak mı?
     Bugün anlarız...
     Umarız Ankara, kriz yönetiminde ikinci kez savrulmaz...
     
     fbila@milliyet.com.tr
     







Taha AKYOL
Kerkük, Kürtler ve petrol

Çetin ALTAN
Kanlıca’da çay içme saltanatı ve bitmeyen martaval...

Melih AŞIK
Akvaryum eksikti

Fikret BİLA
Kriz yönetimi

Hasan CEMAL
Saddam’ın düşüşüyle taşlar yerinden oynadı!

Güneri CIVAOĞLU
Ateş topu

Abbas GÜÇLÜ
Neden Hülya Avşar?

Hurşit GÜNEŞ
Savaşın asıl hasarı

Sami KOHEN
Kritik günler

Hasan PULUR
Güçlü olan haklıdır!!!

Derya SAZAK
Oyun bitti

Meral TAMER
Bush yerine Clinton da olsa fark etmezdi

Ece TEMELKURAN
Baah-daat!

Güngör URAS
Aria ‘direk dikmeden’ dolaşım istiyor

M. Ali BİRAND
Türkiye Kuzey Irak'a girebilir mi?