11 Nisan 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Saddam’ın düşüşüyle taşlar yerinden oynadı!

     Irak olağanüstü bir zenginliğin, petrolün üstünde oturuyor. Suudi Arabistan’dan sonra dünyanın en zengin ham petrol rezervlerine sahip. Ama bu zenginlik çeyrek yüzyıldır ne yazık ki Irak halkının refahı için seferber edilmedi.
     1974 ve 1978 yıllarında Irak’a gittiğim zaman petrol parası ekonomiye yeni yeni girmeye başlamıştı. Ülkenin inşa edilmeye başladığına dair işaretler her tarafta dikkati çekiyordu.
     Ama bu uzun sürmedi.
     Saddam Hüseyin’in iktidar dizginlerini 1979’da tümüyle ele geçirmesinden sonra petrol parası bir diktatörün çılgınca emellerinin hizmetine sunuldu. Savaşlarda çarçur edildi. Saddam, petrol zenginliğiyle halkına kalkınma ve refah değil, kan ve ateş getirdi.
     Önce İran’a saldırdı. Sekiz yıl süren savaşta 1 milyon kişi öldü. Saddam kimyasal silahlar kullandı.
     İkinci hedefi Irak Kürtleri oldu. Anfal adını taşıyan kampanyada 188 bin Kürt yok edildi. Köyleri yakıldı, yıkıldı, kendi yurtlarında sürgün yaşamaya mecbur bırakıldılar. Sadece Halepçe Katliamı’nda 5 bin 500 sivil Kürt gazlanarak öldürüldü.
     Saddam Hüseyin’in etnik temizliğinden yalnız Kürtler değil, Irak’ta yaşayan Türkmenler de nasibini aldı.
     İran’la savaş bitti derken Saddam 1990’da bu kez Kuveyt’e saldırdı. Körfez, Ortadoğu yeniden altüst oldu. Kuzey Irak’ta doğan otorite boşluğundan yararlanan PKK, Türkiye’yi yıllarca manen ve maddeten kanatan bir şiddet politikası güdebildi. Ayrıca Saddam, bölgedeki terör örgütlerinin en büyük hamisi oldu.
     Bir dikta rejimiydi bu.
     Baas Partisi’nin diktası.
     Soğuk Savaş döneminde Moskova’nın dümen suyunda gittiler. Ülke içinde en ufak bir muhalefete izin vermediler. Ekonomide devletçiydiler. Bankacılık, sigortacılık, dış ticaret devletin elindeydi.
     Bir başka deyişle:
     Baasçı, Üçüncü Dünyacı bir rejimdi Saddam diktası. Kendi halkına en ufak bir faydası dokunmayan, Türkiye dahil bütün bölgeyi istikrarsızlaştıran, kan ve ateşe atan bir diktatörlüktü.
     Bu nedenlerle, 24 yıl kan kusturan bir diktanın 21 günde çöküşüne kimsenin gözyaşı döktüğünü, dökeceğini sanmıyorum.
     Ama bir başka açı daha var.
     Bir de o pencereden bakmak lazım bugün Irak’ta yaşananlara. Önceki gün televizyon ekranlarından Bağdat’ın göbeğinde Saddam heykelinin yıkılışını karışık duygular içinde seyrettim.
     Bir yanda Saddam heykelinin üstünde sevinçle tepinen Iraklılar... Bir yanda Amerikan tankları... Yabancı silahların gölgesinde hora tepenlerin hali...
     Ama bu manzara karşısında mutlaka ağlayan veya gözyaşlarını içine akıtan Iraklılar da vardı. Saddam gittiği için değil ama, gururları kırıldığı için ağlayan Iraklılar... Ülkelerini tanklarıyla işgal eden, uçaklarıyla bombalayan, masum halkın, çoluğunun çocuğunun ölümüne yol açan yabancı bir devletin silahlarının gölgesinde bütün bunlar yaşandığı için gözyaşı döken Iraklılar da mutlaka vardı.
     Evet, savaş kötü.
     Onaylamak çok güç.
     Peki, şimdi ne olacak?
     Kaos mu, düzen mi?
     Basra’da biri yakınıyor:
     "Ne otorite kaldı, ne kanun. Hiçbir şey yok. Her tarafta hırsızlar kol geziyor." (Financial Times’ın dünkü başyazısından)
     Öncelik elbette ülkenin Saddam sonrası bir kaosa sürüklenmesini önlemekten geçiyor. Ülke normalleşme rayına ne kadar çabuk oturursa, herkes için o kadar hayırlı olacak.
     Saddam’ın düşüşüyle birlikte yalnız Irak’ta değil, bütün Ortadoğu’da yeni bir sayfa açılıyor. Taşlar yerinden oynadı, bakalım nasıl oturacak?.. Anlaşılan tarih yeniden yazılıyor.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     







Taha AKYOL
Kerkük, Kürtler ve petrol

Çetin ALTAN
Kanlıca’da çay içme saltanatı ve bitmeyen martaval...

Melih AŞIK
Akvaryum eksikti

Fikret BİLA
Kriz yönetimi

Hasan CEMAL
Saddam’ın düşüşüyle taşlar yerinden oynadı!

Güneri CIVAOĞLU
Ateş topu

Abbas GÜÇLÜ
Neden Hülya Avşar?

Hurşit GÜNEŞ
Savaşın asıl hasarı

Sami KOHEN
Kritik günler

Hasan PULUR
Güçlü olan haklıdır!!!

Derya SAZAK
Oyun bitti

Meral TAMER
Bush yerine Clinton da olsa fark etmezdi

Ece TEMELKURAN
Baah-daat!

Güngör URAS
Aria ‘direk dikmeden’ dolaşım istiyor

M. Ali BİRAND
Türkiye Kuzey Irak'a girebilir mi?