|


Oyun bitti
Irak’ın BM Büyükelçisi Muhammed El Duri’nin, Bağdat’ın düşmesi üzerine gösterdiği tepki hayli tuhaftı:
‘Oyun bitti ve artık umarım barış kazanır. İnşallah Irak halkı mutlu bir yaşama kavuşur. Şimdiden sonra benim görevim barış için çalışmak olacaktır.’
El Duri, sıradan bir diplomat değil. Birleşmiş Milletler’de görev yapıyor. Silah denetçilerinin Irak’la ilgili raporlarının görüşüldüğü Güvenlik Konseyi toplantılarında ülkesini savunuyordu. Savaşı New York’taki evinden izlediği için Bağdat’a düşen bombaların ‘şok ve dehşet’i altında konuştuğu da düşünülemez.
Savaşın sona erdiği gün, El Duri, diplomasi dilinin ona tanıdığı sayısız cümle kuruluşu arasında ‘Oyun bitti’ sözcüğünü seçiyor.
ABD Dışişleri Bakanı Donald Rumsfeld, El Duri’nin yorumundan rahatsızlık duyuyor olmalı ki, Iraklı diplomata tepki göstermiş:
‘Bu bir oyun değildi. Saddam, Başkan Bush’un BM silahsızlanma kararına uyması talebini reddettiğinde her şey bitmişti.’
Bağdat 21 günde düştü.
Saddam ortada yok.
Çölde bir serap gibi kayboldu!
Amerikan ordularını Bağdat’a çekti, tek kurşun atmadan oğulları ve komutanlarıyla birlikte kenti teslim etti. Yalnız kendini değil, Irak’ın özgürleştirilmesi harekatını ‘talan ve yağmaya’ dönüştüren halkını da rezil edip gitti.
Saddam niye ‘vuruşarak çekilmedi?’
İsteseydi, Bağdat’ı savunmaya hazırlanan 50 - 60 bin dolayındaki Cumhuriyet Muhafızları’yla direnebilirdi. Denemedi bile, Irak’ın BM Büyükelçisi’nin gibi senaryosu Kuveyt’in işgaliyle 1990’ların başında yazılan bir oyunu savaşmadan bitirdi. Kimi kaynakların öne sürdüğü gibi belki de ‘anlaşarak’ misyonunu tamamladı.
Olan bir kez daha halka oldu.
Saddam’a ve Es Sahaf’a inanarak bunun bir yurt savunması olacağını düşünen binlerce Iraklı bombalar altında can verdi, çocuklar sakat kaldı.
Irak lideri de Afganistan operasyonu sonrasında yok olan Usame bin Ladin gibi ortadan kaybolursa, 11 Eylül’le birlikte ABD’nin dünya üzerinde kurmaya çalıştığı güç egemenliğine dayalı kuşkular artacak demektir.
Bu savaşın en önemli gerekçesi olan kitle imha silahları nerede?
Petrol kuyuları ateşe verilecekti, ne oldu?
Nasır olma iddiasındaki Saddam, İsrail’e bir füze bile fırlatmadı?
Kuveyt’in işgali öncesinde Bağdat’taki ABD Büyükelçisi’nin Saddam’a, ‘Sınır ihtilafları bizi ilgilendirmez’ diyerek Irak’a yeşil ışık yaktığını unutmayalım.
Saddam Hüseyin, İran’da Humeyni rejiminin Arap dünyasını tehdidi karşısında Batı’nın silahlarıyla örülen bir duvardı.
Duvar yıkıldı.
Ortadoğu’da dengeler ve güvenlik bundan böyle ABD’ye emanet. Öyle ki Türkiye’nin ‘savaş nedeni’ saydığı Kerkük’e giren Kürt aşiretlerin tapu kayıtlarını yağmalaması bile Colin Powell’a açılan telefonlarla önlenmeye çalışılıyor.
Ankara gelişmelerden tedirgin. Oyun daha bitmedi.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|

|