|


Baah-daat!
Şehir, vurulacağını anlayan bir Arap atı gibi uzattı boynunu. Işıklar, karda uykuyla gelen ölüme kayar gibi... Arap atları, ışıklı kirpiklerini bırakıverdi. Rahvan şiirlerin, etli butlu masalların ülkesi... Bağdat! Ah! Ah İmdaat! Baah-daat! Kimse sana yardım etmedi...
* * *
Televizyonlar "Irak halkı" diyor "neşe içinde!". Oysa ekranda sadece yüzleriyle gönüllerini kaybetmiş küçük bir erkek kalabalığı. Kameraların çektiğinden iyice emin olduğunda adamlar, bir taş heykele saldırıyorlar. Ayakkabılarıyla bir heykelden hıncını çıkarmaya çalışan adamlar, çok dövülmüş çocuklar gibi zavallılar.
* * *
İşgal altında bir şehirde, toprak kardeşleri, arsızca birbirinden çalıyordu. Bir binadan plastik bir çiçek kaçıran muzaffer bir adam kameraya ganimetini gösterirken hastanede bir çocuk daha, bir çocuk daha ölüyordu. Kendi çocukları ölürken adamlar, çocuklarını öldüren protein gürbüzü istilacılara sarılıp öpüyordu. Bir halk, alçakça bir istilanın haklı çıkarılması için televizyonlarda kurulan yalan cümlelere figüranlık ediyordu.
* * *
Neden her şey bu kadar iğrençti? Arap atları niye boynunu bu kadar uysalca cellada uzatıverdi? Bağdat küstah istilacılarını nasıl sevebildi?
* * *
Biz, bunu anlarız. Biz, bunu anlayacak halklardan biriyiz. Çünkü biz de onlar gibi ülkesini sevmesine izin verilmeyen kişileriz.
Böyle yapılıyor bu iş. Önce insanlıktan, halk olmaktan, kardeş olmaktan çıkarıyorlar kitleleri. Tıpkı Afganistan’a, sonra da Irak’a yaptıkları gibi. Afganistan’ın başına Taliban’ı, Irak’ın başına Saddam’ı dolayan "imparator" değil miydi? Önce kendi ülkelerinden nefret ettiriyorlar çocukları, adamları, kadınları.
Öyle bir hale getiriyorlar ki ülkeleri, insanlar havari diye kucaklıyor istilacı cellatları!
Sıra bize de gelir mi? Krizler, "ecnebi memleketlere" koşa koşa kaçmak isteyenler, üniversite önlerinde barış istiyor diye dövülen kızlar, tümen tümen işsiz bırakılan işçiler, işkenceden geçen gazeteciler, kafası biraz çalışanın kafasına vuranlar, bir türlü yenilenmeyen liderlere alternatif gösterilen kabus gibi "Uzanlar", pastadan çok yiyenlere bakan hiç yemeyenler, bunları anlattığında dalga geçenler... Bizi bu ülkeden nefret ettirecekler! Onlar, bir halkın önce içini, gönlünü, kalbini, aklını oyup sonra kolayca yerler...
* * *
Şimdi Irak’a da bir müsamere hükümeti kuracaklar. Bir Karzai de oraya yapıştıracaklar. İhtiyar bir ülke, hiç kimseler kalabalığına dönüşsün diye her türlü numarayı yapacaklar. Açlıkla ve ölümle terbiye edilmiş insanları izleyeceğiz biz de. Tiksineceğiz belki, gürbüz efendilerine bir lokma ekmek için boyun eğiyorlar diye. Oysa...
Baah-daat! Önce tükettiler seni. Sonra yediler.
Baah-daat! Sanki çok sonra bize gelecekler...
ecetem@hotmail.com
|
|

|