|


Savaşın mağdur ettiği çocuklar
Savaş ve işgallerin en fazla mağdur ettiği kesim maalesef hep çocuklar oluyor. Irak'ta da öyle oldu. Aylardır hatta yıllardır eğitimin çok uzağındalar.
Ölen ve yaralanan siviller arasında en büyük kesimi yine onlar oluşturuyor. Savaşın üzerlerinde bıraktığı psikolojik yıkım ise anlatılacak gibi değil. Çocuk olmanın tadını yaşamadan kendilerini hep çok zor koşulların içerisinde buldular.
Ne doya doya annelerinin sütünü emebildiler, ne doyasıya oyun oynadılar ne de çok iyi eğitim alabildiler.
Savaştan geriye kalan görüntüler içerisinde insanın yüreğini en çok burkan, en çok iz bırakan fotoğraf karelerinde, televizyon görüntülerinde hep çocuklar vardı. Öylesine masumlardı ki başlarına gelen felaketin farkına bile varmadan yüzlerindeki gülücükler ile dünyaya veda ettiler...
Ölenler öldü. Kimilerine göre de kurtuldular. Ya geride kalanlar? İşte onları hâlâ hiç düşünen yok.
Dünyanın dört bir yanında savaş sonrası senaryolar yapılıyor. Başta Amerika, hemen herkes petrol gelirinin peşinde. İhaleler şimdiden yapılıyor. İngiltere, Almanya, Fransa, Rusya, Japonya, Çin ve daha pek çok ülke, hep pastadan pay almak için yarışıyor. İçlerinde tek ülke gördünüz mü çocukları düşünen?..
İşte bu boşluğu Türkiye doldurabilir. Çünkü onlar, yarın bizim çocuklarımızın komşusu olacaklar. Çünkü onların kafalarında ince hesaplar yok ve kendilerine yapılan iyiliğin kıymetini en iyi şekilde bileceklerdir.
Türkiye, Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra Kuzey Irak'taki eğitim boşluğunu samimiyetle doldurdu. Şimdi de tüm Iraklı çocuklara bir dost eli uzatabilir.
YÖK eski Başkanı Doğramacı, savaş sonralarında çocuklara en fazla sahip çıkan isimlerden birisi. Gerek UNICEF adına gerekse kendi adına Bosna'da, Afganistan'da, Kuzey Irak'ta hep o vardı.
Çocuklara yine yardım eli uzatacak mısınız sorusuna, yaşı 80'e dayanmasına karşın, izin verilirse koşa koşa giderim diyor. Birinci Körfez Savaşı bitiminde yaptıklarını şöyle özetledi:
36. paralelin kuzeyi serbestti. Saddam karışamıyordu. Erbil'de ilk okulumuzu açmaya gittiğimizde birkaç ailenin dışında çocuğunu gönder çıkmaz denildi. Harap bir bina verdiler. Onardıktan sonra tüm ihtiyaçlarını karşılayıp öğrenime açtığımızda üç gün içinde 1400 aile başvurdu. Oysa okul 350 kapasiteliydi. İkili eğitim yapıp 700 öğrenci aldık. Yetmedi arkasından yeni okullar açıldı. Okul sayısı şu anda 17. En büyük sorun öğretmendi. Gruplar halinde Ankara'ya Bilkent'e getirip kurstan geçirdik. 45 grup geldi, eğitim gördü. Şu anda bölgede anaokulundan liseye tüm okullar açık ve öğretimlerine devam ediyorlar. İzin verilsin Kerkük, Musul ve tüm Irak'a bu konuda destek çıkalım.
Doğramacı, iznin kim tarafından verileceğine yönelik sorumuzu ise ısrarla cevapsız bıraktı. Ortada bir Irak yönetimi söz konusu olmadığına göre Amerika mı ya da başkaları mı? Konuşmak istemiyor. Ama ortada bir gerçek var ise o da Arap'ıyla, Kürt'üyle, Türkmen'iyle tüm çocukların daha iyi eğitim olanaklarına sahip olmak için sabırsızla bekledikleridir.
Amerikalı misyoner gruplar, Irak'ta şimdiden cirit atmaya başlamışlar. Bizim tarikatlar da yakında giderler. Ama önemli olan devletin ne yapacağı?
Bırakalım; ihaleleri, kana, gözyaşına, paraya doymayan ülkeler kapsın. Bize komşumuzun çocuklarını eğitim olanaklarına kavuşturmanın onuru yeter de artar...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|

|