|


Böyle mi olacaktı?
3 Kasım seçimlerinde halkın büyük umutlar bağlayarak Meclis'e getirdiği AKP ve CHP'nin 'iki partili sistem'in yükünü taşımakta ne ölçüde zorlandıklarını görmek için Irak krizi yetti.
Bağdat'ın ardından Musul Kerkük'ün de düşmesiyle birlikte savaş öncesi gözlenen 'kararsızlık' yeniden sergileniyor.
Erdoğan - Gül yönetimi yığınakta yapılan hataları düzeltmeye çalışmak yerine tutarsızlık denizinde sürüklenmeye devam ediyorlar.
Savaşın sonucu ortada olmasına karşın AKP yönetimi hala 'Arap ligi'nde oynama sevdasında.
Abdullah Gül, başbakanlığı döneminde Irak politikasını Suriye ve İran'ı da yanına alarak Ortadoğu ekseninde çözmeye çalıştı. Bunun adına 'stratejik derinlik' deniliyordu. İstanbul'da konferans toplandı.
Dış Ticaret Bakanı Kürşad Tüzmen kafileyle Bağdat'a gitti. 'Hayatımın dalışını yaptım' diyerek Saddam Hüseyin'le görüştü. Taha Yasin Ramazan'la el ele fotoğraf çektirdi.
Sahi, Irak'la yapılan yüz milyonlarca dolarlık ticaret anlaşmaları ne oldu? Yağma sırasında o kağıtlar da havalara mı uçtu?
Yetmedi.
Başbakan Abdullah Gül, MİT'in uçağıyla Taha Yasin Ramazan'ı 'gizlice' Ankara'ya getirtti.
Hükümet, o arada 'stratejik ortak' ABD'ye de çiçek atıyordu. Birinci tezkereyi Meclis'ten geçirmekle, Amerikan askeri varlığına 'yeşil ışık' anlamına gelen üs ve limanları genişletmeye izin veriyordu.
Bağdat'la Washington arasındaki bocalamanın sonraki aşamaları malum. Hükümetin isteksizliğine Çankaya ve MGK'nın kararsızlığı da eklenince ikinci tezkere Meclis'ten geçmedi.
ABD de, AKP yönetimince 'aldatılmış ortak' olarak gemileri Basra'ya yolladı. Kuzey cephesine gerek olmaksızın savaş son buldu.
Tezkerede iki kritik eşik vardı. İlki 1 Mart'taki Meclis oylaması öncesindeki MGK toplantısı. Askerler orada hükümetin ihtiyaç duyduğu 'ek desteği' bildiriye koymaktan kaçındılar. Bunda, 'Yeni bir ifadeye gerek yok' diyen Çankaya'nın tutumu da rol oynadı.
İkinci eşik ise Tayyip Erdoğan Siirt seçimleri ertesine başbakanlığı devraldıktan sonra aşıldı.
Abdullah Gül tezkere sürecinde başbakan olmasına ve ABD'nin Kuzey Irak'ta sınırlı sayıda askeri bulunduğunu bilmesine karşın Dışişleri Bakanı olarak Powell'a telefon açıp 'Gücünüz yoksa biz girelim' diyor. Güç gösterisinde bulunuyor. Oysa bu çıkışı yapan Türkiye'ye yapılacak 1 milyar dolarlık yardımı 'Kuzey Irak'a girmeyin' şartına başlayan ABD, gerçek durumu bilmiyor mu?
Gül'e Suriye gezisini kim iptal ettirmiş olabilir?
CHP'nin durumu da evlere şenlik. Cumhuriyet tarihinin en ağır krizi yaşanırken anamuhalefetin bürokratik kadroları 'Tayyip Erdoğan sayemizde başbakan oldu' diye sevinip, Albayraklar'ı kurtarma operasyonunda figüran oluyorlar. Neyse ki Sezer atlamadı!
Böyle mi olacaktı diye soranlar yerel seçimleri bekleyecek.
2004 Nisan'ına kadar 'ikili sistem'in ve acemi yönetimin geleceği netleşir.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|

|