15 Nisan 2003 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         


Okul müdürü, turbo motorlu eskort kraliçesi

Maksat pazarlama stratejisi öğrenmek. Sonra elektrik süpürgesiydi, bedendi; bir şey satarız

     Haberi görür görmez Yiğit’e seslendim. "Bir okul buldum bize" dedim. "Fiyatı da fena değil. Üstelik Hollanda’da. Gidelim mi? Takılırız biraz. Ben mastır derecemi alırım. Seni zaten sanmıyorum ki ellerinden kaçırsınlar. Üste para verirler, hocalık yaparsın."
     "Öyle basit bir hocalık kurtarmaz. Ben olursam profesör olurum" dedi Yiğit.
     İlkokul çocukları gibi el ele tutuşup Büyük Şef’in odasına daldık. Eğitimin kutsallığından girdik, faydalarından çıktık. "İzin verin gidelim. Bir meslek öğrenip dönelim" diye yalvardık. Dönüşte öğrendiklerimizi yazı dizisi yapmayı, gazetenin tirajını patlatmayı vaat ettik. "Promosyon olarak da derslerin VCD’sini verir gazete" dedik.
     Bizim cıvıltılarımızı kesip "Ne okuluymuş bu?" diye sordu Büyük Şef.
     Bir ağızdan bağırdık: Fahişelik!
     ***
     Geçtiğimiz günlerde Amsterdam’da açılan "Hanky Panky School" dünyanın en eski mesleğinin eğitimini veriyor.
     Okulun sahibi 43 yaşındaki Elene Vis, belli ki konusunun uzmanı. Zaten bir de otobiyografik kitabı var: "Escort Queen with Turbopower".
     Nasıl çevrilir ki bu şimdi? "Turbo Motorlu Eskort Kraliçesi" mi?
     Neyse işte "turbo motor" Vis, "Elektrik süpürgesi satmakla beden satmak arasında bir fark yok. Önemli olan sunum" diyor. Ve bu okulun amacının özel satış teknikleri öğretmek olduğunu söylüyor.
     Bu yazının yazıldığı saat itibarıyla henüz Büyük Şef’ten bizim bu "N’olur eğitilelim. Okuyalım, öğrenelim" hevesimize olumlu bir cevap çıkmış değil. Galiba göndermeyecek.
     Ama şu kadarını söyleyebilirim. Bugün ya da yarın, Hollanda’da ya da başka bir yerde, beden ya da elektrik süpürgesi üzerine, fakat işte buraya yazıyorum:
     Mutlaka pazarlama okuyacağım.
     
Halkla ilişkiler şirketi savaşı nasıl pazarladı?
     Napolyon modeli miymiş, neymiş; laf şöyle: "Bir haberi tamamen yok etmek gerekmez. Önemini kaybedene kadar saklamak yeterlidir." Trendsetter dergisinin yeni sayısında artık önemini kaybetmiş gibi görünse de, bugüne uyarlanarak bakıldığında pek manalı bir yazı var. İlk Körfez Savaşı sırasında yürütülen PR çalışmasını tüm yönleriyle anlatıyor.
     Adamlar, Amerikan halkına savaşı kabul ettirmek için acayip taktiklerle savaşı pazarlamışlar. Hem de ne pazarlamak! Boşuna demiyorum yani pazarlama okuyacağım diye. Bir bildiğim var. Benim korkum; kim bilir daha bilmediğimiz neler var?
     
Dünyada kaç tane ülke var?
     Ayşem Duygu Taşkın (Durgut), Tariş’te çalışıyor. Zeytinyağı ile ilgili bir şey söz konusu; tam anlamadım. Galiba Ayşem pazarlamacı (Ben köşe bütünlüğü diye buna derim!), istiyor ki bu Tariş zeytinyağları dünyada ne kadar ülke varsa hepsine gitsin. Fakat sorun da bu zaten: Dünyada kaç ülke var?
•   Her ülkeye göre dünyadaki ülke sayısı farklı. Fransa ve ABD’ye göre 190 ülke var, İsviçre’ye göre 194, Rusya’ya göre 172. Çünkü mesela ABD ve Çin, Tayvan’ı tanımıyor.
•   Birçok kaynak Birleşmiş Milletler’in üye sayısını baz alıyor. Fakat İsviçre, 2002’de girdi BM’ye. Ve Vatikan üye değil. BM’yi kaale alanlar, Vatikan ve Filistin’e yok muamelesi çekiyorlar.
•   Telefon şirketlerine kayıtlı 182 uluslararası kod var. Ama ortak kod kullanan ülkeler var. Daha garibi Atlas, Pasifik ve Hint okyanuslarının kendine ait telefon kodları var.
•   Tüm dünya PTT’lerini içeren organizasyonun ise 185 üyesi var.
•   ABD’ye göre dünyada 190 ülke var ama Coca-Cola, 195 ülkeye satış yaptığını söylüyor. Niye? Üstelik Coca- Cola, ABD ticari ambargosu nedeniyle Küba, Libya ve Irak’ı da saymıyor.      
     Eee? Yani? Peki? Kaç ülke var dünyada?
     
Petrol bahane, adları lanetli
     George W. Bush’taki "W." baba-oğul Bush’ları birbirinden ayırmak için kullanılıyor gibi. Oysa ne alaka? Baba Bush’un da adında "W." var. Üstelik her ikisinde de bu harf aynı isme tekabül ediyor: Walker. (Ekstra bilgi: Babada H. de var: Herbert.)
     İnsanların isimlerinin bir nevi kaderleri olduğunu düşünürüm bazen. Adı Afet olan kadın "bir afet" olmalıdır. Neşe’ler şenliklidir, Naz’lar nazlanır, Efe’ler efelenir.
     Walker Bush, "yürüyen çalı" demek. Hani askerler üstlerine başlarına çalı çırpı takıp kamuflaj yapar ya. Bush’ların adı da böyle!
     Yani diyorum ki acaba her iki Bush’un da Irak’a saldırmasının nedeni, petrol bahane, adlarının onlara çizdiği bir kader midir?
     Benim adım da Tuba ya, cennette olduğuna inanılan, kökü havada dalları yerde ters bir ağaç demek.
     İsmim, kaderim! Açım ters. Ters bakıyorum bu yüzden. Mecburen!
     
"Ben Tecavüzcü Coşkun’un bir üstüydüm"
     "Dur yavrum, büsbütün azdırıyorsun beni" repliğiyle bizim kuşağın çocukluğunun gizli travması olan, anti falan ama işte yine de büyük kahraman, Türk sinemasının "uyuşturucu satıcısı ve pezevengi" Nuri Alço, Max dergisine röportaj verdi.
     Alço diyor ki "Benimle beraber olmak için daha ortaokula giden, sete önlükle gelen kızlar bile oldu. ‘Nasıl olsa birisiyle yapacağım, sana hayranım, ilk seninle olsun’ diye ısrar ediyorlardı. Çoğuna nasihat çektim, gönderdim..." (Max, Nisan 2003)
     Çoğuna mı? Ya azınlık?
     Fakat beni uçuran bölüm bu değil, şu:
     Max: Tecavüzcü Coşkun ile ortak çalışıyordunuz neredeyse.
     Nuri Alço: Coşkun’un tarzı biraz daha değişikti. Ben onun bir üstüydüm. En tepede ben olurdum, o daha alt tabakada işini görürdü.
     
"Hayat acıdır prenses... Aksini söyleyen mutlaka bir şey satmaya çalışıyordur."
Filmi de çevrilen "The Princess Bride" masalından...

tubakyol@yahoo.com








 Sarıkız'ın Anıları
 Tuba Akyol
 Yalvaç Ural