15 Nisan 2003 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Atina'da yarın bir tören var!

     Atina'da yarın bir tören yapılıyor. Avrupa Birliği'ne üyelikleri kesinleşen 10 ülkenin katılım belgeleri imzalanacak. Bu ülkeler arasında Güney Kıbrıs da var. Törenin adı, AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi.
     AB'ye aday ülke olduğu için Türkiye de katılıyor bu törene. Ama Başbakan değil, Dışişleri Bakanı düzeyinde. Tayyip Erdoğan anlaşılan bu törende gözükmek istemedi.
     Onun yerine Atina'ya gidecek olan Dışişleri Bakanı Gül'ün de bu töreni pek fazla içine sindiremediğine dair işaretler var. Bu nedenle olacak, törenin imza kısmına katılması beklenmiyor.
     Belki de Güney Kıbrıs'ın alkışlarla AB'ye kabulüne tanık olmak istemediği için böyle davranıyor Abdullah Gül...
     Olabilir.
     Bir fırsat kaçtı!
     Kıbrıs Türkleri de Rumlarla birlikte Kıbrıs devletinin eşit ortağı olarak bu törene katılabilirdi. Böylece Kıbrıs bir sorun olmaktan çıkar, Türkiye de AB yolunda bir engelden kurtulmuş olurdu.
     İkisi de olmadı.
     Sayın Denktaş'ın, Ankara'daki sivil ve asker Kıbrısçılar'ın gözü aydın. Avrupa Birliği'ne inanmayanların, AB'ye hayır diyenlerin gözü aydın. Artık AB'de yalnız Yunanistan yok, bir de Kıbrıs Rum yönetimi var. Bir değil iki veto var karşımızda.
     Kıbrıs'ın stratejik değerini bilerek bilmeyerek abarttılar. Rum yönetiminin de nefret ettiği Annan Planı'nı elbirliğiyle gömdüler. Kıbrıs'ta topa vurdular, Türkiye'yle Avrupa arasındaki duvarı biraz daha yükselttiler.
     Hani göze alamazdı AB bunu? Güney Kıbrıs eğer tek başına AB'ye dahil edilirse, hani Doğu Akdeniz, Ege karışacaktı? Hani stratejik değeri çok yüksek Kıbrıs'ı elimizde bir koz olarak kullanıp AB kapılarını açacaktık?
     Hani, nerede?
     Yazıldı, çizildi ama olmadı.
     Kıbrıs'ta topa vuranların bir bölümü, bunun hiç de böyle olmadığını bal gibi biliyorlardı. Kıbrıs'ta topa hinoğlu hince vururken, Türkiye'nin Avrupa yolunun dinamitleneceğini biliyorlardı.
     Gözleri aydın!
     Çünkü şimdi işleri daha kolay.
     Her şeyden önce artık iki veto var Türkiye'nin karşısında. Bir Atina, iki Rum yönetimi...
     Ayrıca, bundan sonra Annan Planı da olmayacağı için Rum yönetiminin çok daha katı davranacağını biliyorlar. Böylece, Türkiye'nin Avrupa yolunda 'Kıbrıs bahanesi'nin çok daha kolay kullanılacağının farkındalar.
     Ama Türkiye'ye iyilik etmiyorlar.
     Çünkü Avrupa yolunu dinamitlemek, hem Türkiye'deki hem KKTC'deki Türklerin çıkarına değil.
     Yazık!
     Peki ya hükümet ne yapıyor?
     Siyasal irade ne alemde?
     3 Kasım sonrasının kararlılığı vs...
     Evet, kağıt üstünde daha 1 Mayıs 2004'e kadar zaman var. Çünkü AB'nin genişlemesi, yani Güney Kıbrıs'ın üyeliği ancak o tarihte resmiyet kazanacak.
     Fakat hükümetin bugüne kadar çektiği çizgiye bakınca bundan sonrası için de iyimser olamıyorum.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     







Taha AKYOL
Barzani doğru söylüyor

Melih AŞIK
Talihsiz Irak...

Fikret BİLA
Türkmenlerin korkusu

Hasan CEMAL
Atina'da yarın bir tören var!

Güneri CIVAOĞLU
Kuzu postu

Can DÜNDAR
Meczup

Abbas GÜÇLÜ
YÖK yasası rafa mı kaldırıldı?

Hurşit GÜNEŞ
İnternet Haftası kutlu olsun!

Sami KOHEN
'Kırmızı çizgiler' tartışması

Derya SAZAK
Savaşın teolojik boyutu

Meral TAMER
Katliamın 23 günlük maliyeti

Güngör URAS
"Tekel'i babalar gibi satarız!.."

Serpil YILMAZ
"Öteki Türkiye" modelini arıyor

M. Ali BİRAND
Org.Özkök, olaylara farklı bakıyor