15 Nisan 2003 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Kuzu postu

     Diktatörler tarihinin sonu...
     Miloşeviç'le başlayan süreç, Afganistan'ın Taliban yönetimiyle sürdü. Saddam'ın sıfırlanmasına dayandı.
     Sırada diğerleri var. Örneğin - işaretler gösteriyor ki - Suriye... Körfez'deki krallıklar, şeyhlikler...
     Kuzey Kore.
     Belki, İran.
     Rafsancani'nin daha şimdiden "ABD ile ilişkilerin düzeltilmesi için bir halkoylaması yapılabileceği" yolundaki söylemi, ayakta kalabilmenin önlemi mi?
     Gerçekten ne müthiş bir deprem yaşanıyor.
     
Acı çiçekleri
     Sadece insan kasabı Miloşeviç'in sonu, yörede 6 devlet yarattı.
     Kolay mı oldu?
     Kansız mı oldu?
     Hayır...
     Belgrad ve çevresine NATO uçaklarından bombalar yağarken, dünya kamuoyu gene ikiye ayrılmıştı.
     "Masum insanlar ölüyor. Çocuklara kıyılıyor. Dursun bu savaş" diyenler az değildi.
     Kim savaş ister?
     Kim masumların öldürülmesinden, çocuklara kıyılmasından yana olabilir ki?
     Fakat, silahlı müdahalenin karşı seçeneği, kasap Miloşeviç'in ve faşist kafalı takımının başta kalmasıydı.
     Onların halklara zorba dayatmaları, baş eğmeyenlere kıyımlarıydı.
     Ne yazık ki, katil Miloşeviç, ancak nehir gibi masum kanı dökülmesine neden olduktan sonra tükeniş noktasına getirilebildi.
     Şimdi bu acılı yıllardan sonra durup düşünmek ve sormak zamanıdır.
     "Sırbistan - Karadağ, Hırvatistan, Slovenya, Bosna, Kosova, Makedonya" çok daha iyi koşullarda değil mi?
     Can güvenliğine, özgürlüklere, insan haklarına dayalı çağdaş bir yaşam paylaşılmıyor mu?
     Silahlar susmuş değil mi?
     O zamanların karşı sesleri acaba "yanılmışız" diye sorguluyorlar mı kendilerini?
     
Afganistan mezar mı oldu?
     Afganistan'da zorba Taliban rejimi de yıkıldı.
     El Kaide gibi kirli örgütlere, Bin Ladin gibi kan tutmuş canilere yataklık yapan, halkına karanlık çağı yaşatan Taliban yönetimi çöktükten sonra Afganistan'da da koşullar, birkaç yıl öncesine göre çok daha iyi.
     Oysa sonuç almak kolay değildi.
     Aynı "koro" gene karşı çıkmaktaydı.
     "Rusya çekilmek zorunda kalmıştı. Afganistan ABD'ye de mezar olacak, ABD de çekilmeye mecbur kalacak" diyorlardı.
     Kehanetleri doğru çıkmadı.
     The Independent'te Johann Hari şöyle yazıyor:
     "Afganistan, ekonomisi hareketlendi. Okula gitmeleri Taliban yönetiminde yasaklanmış 1 milyondan fazla kız çocuğu, şimdi eğitim görüyor. Seçimler öngörüldüğü gibi 2006 yılında yapılacak.
     Daha modern ve daha az anarşik bir noktadan yola çıkacak olan Irak'ta kısa zamanda büyük ilerlemeler görülecek." (Radikal 13 Nisan 2003)
     Berlin duvarının yıkılışı, Sovyetler Birliği ve uydu ülkelerinde komünizmin diktalarının sonunu getirmişti.
     Duvarın arkasındaki o ülkelerin hepsinde halklar, artık bir süredir Batı ile bütünleştiler. Ekonomik koşulları çok daha iyi, insan hakları ve demokrasi ortamındalar.
     
İki paket iskambil
     Başta Saddam olmak üzere Irak'ta kanlı dikta rejiminin oyuncuları 52'lik iskambil kağıdı destesi haline getirilmiş.
     Böyle bir deste değil ama, "son diktatörlerin" yer aldığı iskambil kağıtları da var.
     Sayıları giderek azalmakta olan despotlar onlar. Şatoları iskambil kağıdından yapılmışçasına kafalarına yıkılıyor.
     Yıkılmalar sürecek.
     Bu hareketin başını ABD çekmekte.
     Ne yazık ki - neredeyse - yalnız.
     Oysa İngiltere'den şu yorum yaygınlaştırılmalı: "ABD koskocaman bir uçak gemisi... Kılavuz kaptan gemisi gibi ona yol göstermek gerek."
     İngiltere bunu yaptı.
     AB, Türkiye de o rolü paylaşmalı.
     Dünya kamuoyunu oluşturarak, geminin rotasındaki diğer psikopat diktatörlerin, savaşsız çekilmeleri sağlanabilir.
     Diktatörlere, barışın kuzu postlarını giydiren "barış - savaş" ayrımı sığ kalıyor.
     Öte yandan ABD günah mı çıkarıyor?
     Başta Ruslara karşı kullandığı Taliban olmak üzere Irak'ın Saddam'ının, Körfez krallarının, cuntaların, şeyhlerin dikta rejimlerinin, hatta Bin Ladin'in de bitlerini kanlandıran ABD değil miydi?
     
     g.civaoglu@milliyet.com.tr
     







Taha AKYOL
Barzani doğru söylüyor

Melih AŞIK
Talihsiz Irak...

Fikret BİLA
Türkmenlerin korkusu

Hasan CEMAL
Atina'da yarın bir tören var!

Güneri CIVAOĞLU
Kuzu postu

Can DÜNDAR
Meczup

Abbas GÜÇLÜ
YÖK yasası rafa mı kaldırıldı?

Hurşit GÜNEŞ
İnternet Haftası kutlu olsun!

Sami KOHEN
'Kırmızı çizgiler' tartışması

Derya SAZAK
Savaşın teolojik boyutu

Meral TAMER
Katliamın 23 günlük maliyeti

Güngör URAS
"Tekel'i babalar gibi satarız!.."

Serpil YILMAZ
"Öteki Türkiye" modelini arıyor

M. Ali BİRAND
Org.Özkök, olaylara farklı bakıyor