20 Nisan 2003 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Kitaplı düşünmek!

     Yandan yandan geliyor. Yüzünde sırıtık bir ifade. Göz ucuyla izliyorum. Bakışları dikleşiyor masaya yaklaşırken. Eminim ters bir laf edecek, tipinden belli.
     Adeta tıslıyor:
     "Niye yazdın bu kitabı?"
     "Türkiye'yi bölmek için!"
     Bir anda dağılıyor yüzü. Galiba vücut kimyasını bozdum. Kendimi tutamayıp gülüyorum. İmza bekleyen iki genç kıkırdıyor.
     Afili bir havası var.
     Önce uzaktan izliyor beni. Göz göze gelmemeye çalışıyor. Sonra, ciddi bir yüz ifadesiyle yaklaşıyor, kitabı eline alıyor:
     "Kürtler! Tuğla gibi bir kitap yazmışsın hocam. Ama şunu bil ki, gecikmiş bir kitap..."
     Çok bilgiç bir havası var.
     "Hayatta hiçbir şey gecikmiş değildir."
     Amma da cevap!
     İkinci taarruzu da savuşturmuş oluyorum.
     Üçüncüsü:
     "Kürtler, bu ne biçim kitap ismi?"
     "Kürt deyince hapsi boyladığın bir ülkede Kürtler diye kitap ismi bal gibi olur."
     Hali içime dokunuyor.
     Yan gözle bakıyorum.
     Kitabı eline okşar gibi alıyor. Eviriyor çeviriyor. Arka kapak yazısını okuyor. Ama hissediyorum, satın almak için hamlesini yapamıyor.
     Temiz yüzlü bir genç. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde öğrenciymiş...
     "Çok pahalı!" diyor.
     "Kitap fuarı indirimi var. Üstelik öğrencilere 12 taksit yapıyorlar."
     "Yine de bu ay alamam."
     Canım sıkılıyor.
     Yüzündeki o hüzünlü ifade... Kitap satın almak isteyip de parası yetmemek...
     Cep telefonum çalıyor:
     "Hasan Cemal, kötü haber! Kadıköy'deki tezgahlarda ilk korsan baskı görülmüş..."
     Maalesef değişmiyor.
     Hırsızlık bu. Ve ne yazık ki göz yumuluyor. Bazı yerlerde yargısı, belediyesi, polisi kayıtsız kalıyor. Korsan yayıncılıkla mücadele edilmiyor. Yasalar uygulanmıyor.
     Üstelik, hırsızlığı halka kültür hizmeti sanan belediyelerden, başkanlardan söz ediliyor. Aleni hırsızlığın adı ne zamandan beri solculuk oldu ki?..
     En çok duyduğum espri:
     "Yine kızanlar olacak mı?"
     "Elbette. İki tarafın fanatikleri bombardımana başladılar bile... İsterseniz bir tane de 'Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım' vereyim?"
     Yüzüne kocaman bir gülümseme yayılıyor. Mahcup bir genç kız. Konuşurken yanakları kızarıyor. O klasik soru:
     "Niye kitap yazıyorsunuz?"
     Sevgili Doğan Bey'i, Doğan Avcıoğlu'nu anımsıyorum.
     Derdi ki:
     "Hasan kitap yaz! Bu memlekette kitaplı oldun mu daha çok adam yerine koyarlar. Sonra unutma, gazete yazısının ömrü 24 saattir. Ayrıca kitap yazmayı gözünde sakın büyütme. İlkini yazdın mı sonrası gelir."
     Virüs gibi! Bir kere girdi mi, durmuyor. Biri biterken, öbürünün taslakları gelmeye başlıyor kafanın içinden. Rahat bırakmıyor insanı. Birini noktalamanın keyfini yaşatmıyor.
     Belki de bir hastalık!
     Ya da herkes için öyle değil.
     İyi mi, kötü mü? Bilmem.
     Ama yazılı, daha doğrusu kitaplı düşünmek daha iyi, daha kalıcı çünkü. Günü birlik uçup giden köşe yazısı gibi değil. Kitabı yazarken insan öğreniyor aynı zamanda...
     Notlarımı karıştırıyorum.
     Cumhuriyet yıllarını yazmaya başlamanın artık zamanı. 11 yıl geçti. Duygular soğudu!
     Yani daha nesnel yazabilirim, vazoyu elbirliğiyle nasıl kırdığımızın hikayesini de... Kendi kendimle de kafa bularak eğlenceli yanı da olan bir kitap çıkabilir.
     Levent'teki İş Kuleleri'nde DR Dükkanı. Öğle vakti cıvıl cıvıl. Yedi bin kişi çalışıyormuş Kuleler'de. Ayrı bir dünya.
     Dükkanda her şey düzenli yerli yerinde, albenili. Kitaplar, dergiler, magazinler, DVD'ler, CD'ler, kasetler, VCD'ler. En çok satan kitaplarla CD'lerin rafları... Her şey derli toplu sergilenmiş.
     Sarah Brightman çalıyor, ne güzel ses.
     Genç bir kız elinde kitap, "Babam için imzalatmak istiyorum" diyor. Kendisi bilgisayar mühendisi, babası emekli öğretmenmiş...
     Bir başka genç kız. O da babası için imzalatıyor kitabı. Kendisi IBM'de çalışıyor, babası da emekli albaymış...
     Birden içim ısınıyor.
     Bir emekli öğretmen, bir emekli albay, ikisinin kızları da okumuş, bilgisayar mühendisi olmuşlar.
     Geleceğe dönük bir iyimserlik ışıyor içimde...
     İyi pazarlar!
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     







Çetin ALTAN
"Yürü yavrum yürüüü, yürüteyim seni"...

Melih AŞIK
Haldun Ertem...

Fikret BİLA
Meis'te zirve, Kaş'ta yemek

Hasan CEMAL
Kitaplı düşünmek!

Güneri CIVAOĞLU
Gazeteci ve 'Kürtler'

Can DÜNDAR
Bir düş kazası

Abbas GÜÇLÜ
Kitaptan neden kaçıyoruz?

Mehmet Y. YILMAZ
Evliliği sonsuza kadar sürdürmenin sırları

Hasan PULUR
Kürtler, Hasan Cemal ve Özal...

Derya SAZAK
Çalınan tarih

Meral TAMER
Genç Arılar'ın tercihi Uzan ve Gül

Ece TEMELKURAN
Sabah Şefkati Kulübü

Tamer HEPER
Gecikmişsiniz

Osman ULAGAY
İyimserlik balonuna IMF iğne batırdı

Güngör URAS
Bodrum antik tiyatrosu onarıldı

Serpil YILMAZ
"Bize bu ülkede muhtar olmayı çok görenler var"