|


Ekonomide Irak ve IMF rüzgârı
Şükriye Hanım'ın kocası, lapa lapa kar yağarken bile hiç ısıtması olmayan izbe yerlerde ayakkabı üreterek evinin geçimini sağlamaya çalışıyor. İş olunca çağırıyorlar gidiyor. Ayakkabı başına para alıyor. En son Şeker Bayramı öncesinde 15 - 20 gün çalışıp eve 3 kuruş getirebilmişti. Kış boyunca evde oturdu. 10 gün önce yeniden iş bulmuş. Şükriye Hanım'ın yüzü gülüyor.
Şükriye Hanım'ın kocası ve konfeksiyonda çalışan gelini, 2001 Şubat krizinden beri sıkı takibimdeler. Onlar ne zaman parça başı iş bulsalar, ekonomide kıpırdanma haberleri de gazete sayfalarında boy göstermeye başlıyor.
İyimser hava
Diyeceğim şu: Irak'ta direniş bulamayan ABD'nin akıllı bombaları, beklenenden çok daha önce susunca, sadece Şükriye Hanım'ın kocası ve gelini için değil, iş - aş bekleyen milyonlar için umut kapısı bir kez daha aralanmış oldu. Tabii ABD'den 24 milyar dolar gelmeyince, "denize düşen yılana sarılır" misali hükümetin "mecburen" IMF'ye sarılması da piyasaları yatıştırdı. Dolar hızla düşüyor, borsa yükseliyor, faizler düşüyor... Irak'taki yeni fiili durum dünya ekonomisini canlandırmaya! yetmese de, Türkiye ekonomisine ilk ivmeyi verecek gibi duruyor. Yeter ki hükümetimiz yeniden bir çuval inciri berbat etme maharetini! göstermesin.
Bakliyat stok eritti
Geçen hafta katıldığım bir toplantıda, Birleşmiş Milletler'in talebi üzerine bizim gıda toptancılarının ellerindeki tüm bakliyat stoklarını erittiklerini öğrendim. Zaten sonra gazeteler de yazdı. BM Dünya Gıda Programı (WFP), savaş başladığından bu yana Türkiye'den 38.7 milyon dolarlık kuru gıda satın almış. Merkezi Roma'da bulanan WFP, Irak'a gıda yardımı çerçevesinde BM'den 1.3 milyar dolarlık bütçe talep etmiş. Türkiye'den gıda sevkiyatı artarak devam edecek.
Çimento da Türkiye'den
Sadece gıda değil, Irak'ın yeniden yapılandırılması sürecinde daha pek çok mal Türkiye'den gidecek. Örneğin çimento. Ağır olduğu için Irak'a yakınlık çok önemli, ayrıca ülkemizde üretilen çimento çok da kaliteli. İhaleyi kim alırsa alsın, eli mahkûm çimentoyu Türkiye'den alacak. Bunun gibi daha pek çok mal sıralanabilir. Çünkü Irak'a komşu ülkelerden hiçbirinde, bizimki kadar kaliteli sanayi üretimi yok.
Hem malımız kaliteli, hem lojistik olarak çok avantajlı konumdayız, hem de Özal sayesinde işadamımız, müşterinin ayağına gidip malını pazarlama becerisini kazanmış durumda.
Nakliyecilere iş çıktı
Bu arada Uluslararası Nakliyeciler Derneği UND'nin, Irak'ın yeniden yapılanmasında etkin rol oynamak için Bağdat'ta büro açacağını öğrendik. "Gelişmiş ülkelerin kendi komşularıyla yaptığı ticaret, toplam ihracat - ithalatları içinde % 65'lere varan pay alırken, bizde bu oran % 6.7" diyen UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, bu oranı yükseltmek için kolları sıvadıklarını belirtiyor.
Nakliye işinin hız kazanacağı kesin. Başbakan Tayyip Erdoğan da pazar sabahı ATV'de 2 başarılı meslektaşımız Muharrem Sarıkaya ve Okan Müderrisoğlu'nun sorularını yanıtlarken, Irak'ın yeniden yapılandırılması sürecinde İskenderun Limanı'nda iş hacminin katlanarak artacağına işaret etti -ki aksi düşünülemez zaten.
Koç'un Bağdat bürosu
Koç Holding'in CEO'su Bülend Özaydınlı ise Çevre Bakanı Kürşat Tüzmen'in dış ticaretten sorumlu bakanken yaptığı Irak temaslarında varılan 700 milyon dolarlık ihracat sözleşmelerinin geçerliliğini koruduğunu belirtti. Özaydınlı, Koç Topluluğu'nun geçen haftaki basını bilgilendirme toplantısında bir soru üzerine, "Gönderilecek malların parası zaten, BM tarafından Irak petrolünden elde edilecek gelirle ödenecekti, bu anlaşma geçerliliğini koruyor" dedi. Koç'un Bağdat'ta uzun yıllardır RAM adıyla bürosu bulunduğunu, bu büro aracılığıyla Körfez Savaşı'ndan önce de ambargo yıllarında da Irak'la ticaretlerinin aksamadan yürüdüğünü kaydeden Özaydınlı'ya göre "Burnumuzun dibinde olan böyle bir ekonomik aktivitenin dışında kalmak, herhalde pek akılcı bir yaklaşım olmaz."
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|