|


'Sahi Derviş nerelerde?' diyenlere...
Derviş'e göre Avrupa, Balkanlar ve Ortadoğu'da ABD'ye karşı elini güçlendirmek istiyorsa Türkiye'yi yanına almalı. Bunu AB üyelerine mutlaka anlatmalıyız
Devlet eski Bakanı Kemal Derviş'i önceki akşam Taksim toplantısında dinledim. Bir süredir tüm enerjisini Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine vermiş durumda. Zaten CHP milletvekili olarak hem Avrupa Konvansiyonu'nun, hem de AB Karma Parlamento Komisyonu'nun üyesi. Ayın 5 - 6 gününü Brüksel ve Strasbourg'da geçiriyormuş.
Derviş sunuşunu 3 ana başlık altında topladı:
1) AB nereye gidiyor?
2) AB Türkiye'ye nasıl bakıyor?
3) Türkiye açısından AB nedir?
Derviş'e göre Irak kriziyle birlikte ortaya çıkan "Avrupa çatlıyor" söylentilerinin aksine, Avrupa Birliği'nde bir tür çözülme ya da geriye gitme söz konusu değil. En önemli neden de Euro. 7 - 8 yıl önce Derviş ABD'de çalışırken, Amerika'da hiç kimse Fransa ve Almanya gibi ülkelerin kendi ulusal paralarından vazgeçebileceğine ihtimal vermiyormuş. Ama 11 Avrupa ülkesi bunu başardı. Derviş'e göre ortak para biriminden geriye dönüş olmaz. Hatta Avrupa ülkeleri, para birliğinden sonra "demokratik meşru siyaseti de Avrupa düzeyine taşıma" hazırlığı içindeler.
Derviş hatırlattı: Avrupa Parlamentosu Başkanı Romano Prodi, bu göreve atama yoluyla ve yüksek bürokrat sıfatıyla gelen son kişi olacak. 2004 Mayıs'ında bu makam için ilk kez seçim var ve en güçlü aday da İspanya Başbakanı Aznar.
AB'nin Türkiye'ye nasıl baktığına gelince...
Derviş, Dünya Bankası'nda görev yaparken Doğu Avrupa'dan sorumlu olduğu sıralar Avrupalı siyasiler ve yüksek bürokratlarla sık sık görüştüğü için AB tarafının Türkiye'ye bakışındaki değişikliği ilk elden gözleme olanağına sahip:
"2 - 3 yıl öncesine kadar AB'nin Türkiye'ye bakışını, 'Türkiye önemli ülke, ilişkilerimizi iyi tutmamız lazım, ama Türkiye AB üyesi olamaz' diye özetleyebiliriz. Bugün ise Türkiye AB'nin içinde sürekli gündemde ve 'Yahu Türkiye galiba AB'nin üyesi olabilecek. Dünyanın dinamikleri bizi bu noktaya getirecek. Biz bu konuyu tartışmaya başlayalım' görüşü hakim!"
AB içinde Türkiye ile ilgili olarak bu tartışma başlamış ve sürüyor. Biliyorsunuz Hıristiyan demokratların farklı, sosyal demokratların farklı yaklaşımları var. Bu siyasi farklılıklara coğrafi farklılıklar da ekleniyor. Örneğin Hıristiyan demokratlar içinde de İskandinav ülkeleri Türkiye'ye karşı en katı tutuma sahip olanlar, Akdeniz ülkelerindeki Hıristiyan demokratlar ise çok daha ılımlı.
Derviş'e göre Türkiye'nin artık AB üyeliğiyle yatıp, AB üyeliğiyle kalkan Avrupa politikacıları olmalı ve kesin müzakere tarihi elde edilebilmesi için geceler gündüzlere katılmalı. Kaldı ki Amerika'nın Irak'a yerleşmesinden sonra AB içindeki Türkiye ile ilgili bu tartışma ortamını lehimize çevirecek daha güçlü kartlarımız var artık: AB, Türkiye'yi yanına alırsa, dengelerin daha da değişeceği Ortadoğu ve Balkanlar'da daha fazla söz sahibi olabilir. ABD'ye karşı elini güçlendirebilir. Bu yeni gerçekler, Türk yetkililerince AB üyesi ülkelere çeşitli düzeylerde anlatılmalı. Hem de hiç zaman geçirilmeden... Çünkü önümüzde sadece 1.5 yıl ve üstelik de 2004 Mayıs'ına kadar çözmemiz gereken Kıbrıs sorunu var.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|