|


Tarihi yenmek, barışı kurmak!
Yine kül rengi bir sabah. Karşıki evin damı ıslak... Gün yeni doğuyor. Böylesi sabahlara uyandığımda bazen Bach bazen Mahler dinlerim. Sözcüklerin olmadığı o görünmez dünyaya iltica etmek duygusu...
Yıllar önce Salzburg'daydı.
Mozart'ın evini gezmiş, ilk bestelerini yaptığı piyanosunu görmüş ve Nadir Nadi'ye görünmez bir selam çaktıktan sonra Mahler'in bütün senfonilerinden oluşan, kartondan kalın bir mukavva içindeki CD'leri almıştım.
Yaşam ve ölüm senfonileri...
Leonard Bernstein yönetiminde Viyana Filarmoni çalıyor. Onuncu Senfoni, adagio. Koro ve Mahler müziğinin o hiç bitmeyen iniş çıkışları... Harikulade bir ses yükseliyor:
Bize kalıcı barış ver,
Bizi kötülüklerden koru!
Gün aydınlanıyor.
Barıştan söz etmek istiyorum.
Duvarı yıkmak!
Tarihi yenmek!
Ve barışı kurmak!
Bu iş önce kafalarda ışıyor.
Neşe Yaşın.
Kıbrıslı Türk bir şair ve romancı. Kendisiyle ilgili yazı şöyle başlıyor:(*)
"Neşe Yaşın Kıbrıs'ın, Rumuyla Türküyle bütün adanın barış meleği. Şiirlerinden biri bestelenip Türkçesiyle ve Rumcasıyla bir halk şarkısına dönüşeli epey oluyor:
Yurdunu sevmeliymiş insan
Öyle diyor babam
Benim yurdum
İkiye bölünmüş ortasından
Hangi yarısını sevmeli insan?
Neşe Yaşın barışın bir devletler arası antlaşmalar meselesi değil, bir yaşam biçimi, bir ilke olduğu fikrini kendi yaşamıyla gerçek kılan bir insan. Korkutucu suçlamaları göze alarak, Güney'e giderek Rum okullarında Türk şiiri dersleri veriyor örneğin..."
Bir de romanı var Neşe Yaşın'ın:
Üzgün Kızların Gizli Tarihi.
Romanını anlatırken Kıbrıs'ta tarihi anlatıyor:
"Tarih buralarda çok önemli. Her iki taraf farklı bir tarih anlatıyor. Daha doğrusu aynı ortak tarihi farklı bir biçimde, ötekinin zalim kendisinin kurban, kendisinin adil ötekinin adaletsiz olduğunu kanıtlamak üzere anlatıyor.
Bir de bu tarih daha çok erkeklere ait bir tarih. Jeopolitik analizler, politik kararlar, masa başında çizilen haritalar. Beni iliklerime kadar titreten, içime korku salan şeyler. Oralarda bazı adamlar benim geleceğimi belirliyorlar. Örneğin savaş kararı alabiliyorlar, ne bileyim oğlumun ölümüne ya da katil olmasına neden olabiliyorlar.
Baban sana baskı yaparsa evden kaçarsın. Kocan şiddet uygularsa boşanırsın. Peki o en büyük erkek, devlet seni tutsak ederse ne yapacaksın? Ben devlete, Kıbrıs sorununun resmi çizgisine çok kafa tuttum. Kendimce bazı şeyler yaptım özgürleşmek için... Bu roman da tarihi yenmek için yazılmış bir roman..."
Dinleyin bu sesi!
Özellikle Kıbrıs'ta tarihe tutsak olanlar, Kıbrısçılar, bu sese kulak versin. Bu güzel adada 'tarihi yenme'den barışı kurmanın imkanı yok çünkü...
Duvarları yıkıp barışı kurmak!
Özellikle kafaların içindeki duvarları yok etmek... Ötekini düşman belleyen düşünce setlerini yok etmeden Kıbrıs'a barış zor gelir çünkü... Bakın, 29 yıldır ilk kez Rumlar Kuzey'e, Türkler Güney'e serbestçe geçmeye başladı.
Güzel değil mi?
Kül rengi sabahlara Mahler'le uyanmak iyi geliyor. Yine koro, yine o harikulade ses, insana yaşama sevinci aşılıyor:
Bize kalıcı barış ver,
Bizi kötülüklerden koru!
Kıbrısçılar, bu sese kulak verin!
İyi pazarlar!
——————————-
* Necmiye Alpay, Tarihi Yenmek İçin Yazılan Roman, Milliyet Sanat Dergisi'nin Şubat 03 sayısı, s. 96.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|